Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

CRISPR Teknolojisi Nedir?

1 279

 

DNA (Deoksiribo Nükleik Asit), tüm canlının var oluşunda rol alan, karakteristik özelliklerin çift sarmal şeklinde dizildiği organik yönetim molekülüdür. Hücreyi, hücreleri yöneterek canlıların kompleks yapı kazanmasını sağlamasının yanı sıra canlının var olan tüm bilgilerinin saklandığı bir karakutu işlemi görür. Anne ve babalarımızdan almış olduğumuz genlerin dizilimleri şu an sahip olduğumuz karakteri, zeka seviyesini ve dış görünüşümüzü belirler. Tüm mesele genlerin birbiri üzerindeki baskın olma ve okunma olasılığına bağlı olma durumudur. Kısacası DNA kendimiz hakkında bizim bile bilmediğimiz bilgileri saklar. Onu okuyup anlayabilmek genetik alanında başka bir deyişle bilim dünyasında çok büyük bir atılım sağlamıştır.

Yapılan araştırmalar ve sayısız deneyler sonucunda çok tartışılacak olan ve 2020 yılında Kimya Nobel ödülüne layık görülecek olan bir keşif yapıldı. Bu çalışmaya göre artık DNA’yı yalnızca okumakla kalmayıp dilediğimiz şekilde değiştirebilecek, var olan mutasyonları düzeltebilecek ve genetik hastalıkların birçoğunu insan kaderinden çekip atabilecektik. Bu keşif başlarda kulağa hoş gelse de bitmek bilmeyen tartışmaların başlamasına neden oldu. 

CRISPR Teknolojisi Nedir?Keşfe göre Cas9 adında programlanabilir olan bir enzim Guide RNA (Rehber RNA) eşliğinde DNA üzerinde istenilen bölgenin değiştirilmesine, silinmesine veya bölgeye başks gen kombinasyonları eklenmesine olanak sağlıyordu. Daha önce “Zinc finger nükleaz” enzimi ile de bu değişiklikler yapılıyor olsa da diğer gen düzenleme yöntemleri gibi oldukça zahmetli ve maliyetliydi. Ancak Cas9 enzimi ile hem felaketler hem de harikalar yaratabilme yeteneğine sahip olan CRISPR teknolojisi çok daha ucuz ve kolay şekilde gen düzenleme yapabilme imkanı sundu.

Genetik çalışmaları için çok önemli olan CRISPR teknolojisi bizlere kolay ve düşük maliyetle gen düzenleme imkanı sunar. Bu teknoloji sayesinde organ yetmezliği, orak hücreli anemi, HIV ve genetik kaynaklı retinal bozukluklara sebep olan hatalı genlerin yerleri tespit edilerek sorunlu genleri kaldırma işlemi yapabilir. Bu sayede körlüğe veya ölümlere sebep olan kalıtsal tehlikelerden korunmuş oluruz. Ancak bu teknoloji ile yalnızca genetik hastalıklar üzerinde değil, istenilen herhangi gen dizisi üzerinde oynama işlevi kazanırız. Yani bizi biz yapan genetik özelliklerimizi modifiye etme fırsatı tanır. Örneğin gözleri kahverengi olan birinin DNA’sında bulunan kahverengi göz genini kaldırıp başka bir bireyden alınan yeşil göz rengi genini yerleştirilerek bireyin gerçek göz rengi modifiye edilmiş olur. Başka bir deyişle bu teknoloji sayesinde yalnızca sorun çözmekle kalmayıp sonu gelmeyen bir değişim serüvenine girmiş oluruz. Bahsi geçen tüm bu senaryoların gerçekleşmesini tek bir kelime engellemektedir. Etik. 

Devletlerin bilimsel gelişmeleri yorumlamadaki tutumları değişiklik göstermektedir. Bazı ülkelerin etik kapsamında oluşturulan kuralları çok katı olabiliyor iken bir başka ülke aynı gelişmeyi farklı şekilde değerlendirebilir. Örneğin 2018 yılında HIV taşıdığı gerekçesiyle ikiz bebeklere bu teknikle müdahale eden He Jiankui ülkesinin ağır yaptırımlarına maruz kalarak lisansını ve daha önemlisi özgürlüğünü kaybetmiştir. Benzer çalışmalar İsveç gibi bir yerde yapılarak Nobel ödülü alma olanağı sunabilir. Ancak etik, bilimin gelişmesini engelleyen kurallar ve dayatmalar silsilesi olarak görülmemelidir. DNA doğal olarak bile mutasyonlara uğrayabilmektedir. Genetiği ile oynanmış bireylerde ileri zamanlarda meydana gelebilecek mutasyonların asıl sebebi bilenemeyeceğinden ve ön görülemeyeceğinden dolayı çok büyük bir risk taşımaktadır. Bu risk yalnızca var olan nesilleri değil gelecek nesilleri de tehdit etmektedir.

Gen Terapisi kapsamında Yapılan Deneyler

Oldukça ütopik yaklaşımlarla gen çalışmalarını devam ettiren birçok biyohacker bulunmaktadır. İnsanların DNA’ları üzerinde dilediği değişiklikleri yapabilme imkanını kullanabilmesi gerektiğini savunan biyohackerlar bazı dikkat çekici çalışmalarda bulunmuşlardır. Bunlar başka canlılardan alınan özelleşmiş yetenekleri bu yeteneğe sahip olmayan diğer canlılar üzerinde deneme yöntemiyle yapılmıştır. Örneğin kristal denizanası türündeki canlıdan alınan biyolüminesans yeteneğini, o yeteneğe sahip olmayan kedi, köpek, fare veya maymun gibi hayvanların DNA’sına işleyerek canlılara yeni yetenekler kazandırmış oldular. Bunun yanında koyun ve köpekler üzerinde yapılmış deneylerden biri de hayvanların kas yapısı üzerinde yapılan değişikliklerdir. Deney sonucuna göre modifiye edilmiş deneklerde olağan dışı kas dokusu geliştiği gözlemlenmiştir. Tüm bu ışık saçan hayvanları ve anormal kas kitlesine sahip olan kobayları bir kenara bırakarak durumu daha geniş açıdan ele alabiliriz. Bilim silaha dönüşebilme potansiyeline sahiptir. Olası komplikasyonların doğuracağı sonuçlar nasıl olur bilinmemekle birlikte bunun gibi güçlü keşifler herhangi birinin ulaşabileceği kadar indirgenmemelidir. Ancak aynı zamanda kitle yönetim silahına dönüşmesine de izin verilmemelidir. Bu durumda asıl sorulması gereken şey şudur. “Bu teknolojiyi kullanabilme yeteneğine sahibiz. Ama gerçekten yapmalı mıyız?”

Kaynakça:
https://www.nature.com/articles/522020a
https://tr.wikipedia.org/wiki/CRISPR
https://www.thegenehome.com/how-does-gene-therapy-work?msclkid=0ae2df6d4f63185db0e0be67c2671f43&utm_source=bing&utm_medium=cpc&utm_campaign=Types%20-%20Standard&utm_term=what%20is%20gene%20editing&utm_content=Types%20Of%20Gene%20Therapy
https://www.newscientist.com/definition/what-is-crispr/
read://https_www.sciencealert.com/?url=https%3A%2F%2Fwww.sciencealert.com%2Fchina-s-failed-experiment-proves-we-re-not-ready-for-human-gene-editing

Yazar: İsra Feza Ağlamış

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. User diyor

    Bu işin sonunu iyi görmüyorum

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.