Dişi Üreme Sistemi

Dişi gonatları olan ovaryumlar, karın boşluğunun aşağısında yer alırlar ve burada geniş ligamentlerle tutunmuşlardır. Testislerin olduğu gibi ovaryumların da gamet üretmek (bu defa yumurta hücreleri) ve eşey hormonu salgılamak gibi iki esas işlevi vardır. Doğum zamanında bir kız çocuğunun ovaryumlarında zaten çok büyük sayıda primer yumurta hücresi ya da oosit (yumurta hücresi) bulunmaktadır. Bunların tahmini sayısı 100.000 ile 1,000,000 arasındadır. Yaklaşık 30 yıllık üreme döneminde bir kadın, yılda ortalama 13 kere her defasında bir olgun ovum üretmek üzere yumurtlar. Böylece sadece 400’den az oosit olgunlaşabilir ve ovaryumları terk eder. Geri kalanı dejenere olur ve 50 yaşını geçmiş bir kadının ovaryumlarında hiç oosit bulunmaz.
Her bir oosit, follikül denilen bir hücresel paket içinde bulunur. Olgunlaşmamış küçük follikülün büyük kısmını oosit doldurur. Olgunlaşma işlemi sırasında ise follikül oositten daha fazla büyür ve sıvı dolu geniş bir boşluk meydana getirir. Oosit, bu boşluğa doğru uzanmış olan bir epitel hücre kütlesi içine gömülmüş durumdadır. Olgun bir follikül, ovaryumun yüzeyinde çıkıntı yapar; ovulasyon meydana geldiği zaman dış duvarı yırtılır ve hem sıvı hem de oosit dışarı atılır. İnsanda normalde her ovulasyonda sadece bir oosit bırakılır. Bir periyotta hangi ovaryumun ovulasyon yapacağını belirleyen bir düzen yoktur.
Ovulasyonda oosit, ovaryumdan karın boşluğuna bırakılır. Buradan genellikle ve hızla oviduktlardan (fallop tüpleri) birinin geniş, huni benzeri ucundan içeri alınır. Oviduktlar, ovaryumları kısmen sarmakla birlikte onların bir devamı değildir. Oviduktun hunisi içindeki siller, oositin ovidukt içine girmesine yardımcı olan akımlar yaratırlar. Eğer oosit, oviduktun yukarı üçte birlik bölümündeyken spermlerle karşılaşırsa bir spermin oositin zarından geçip girmesi, onun gerçek bir yumurta hücresine (ovum) olgunlaşmasını uyarır ve bunun hemen ardından, spermin ve ovumun çekirdekleri, fertilizasyon (döllenme) işlemi için kaynaşırlar. Bazen, kadınları kalıcı olarak kısırlaştırmak üzere kullanılan bir doğum kontrol yöntemi, tüp bağlamaktır (ligasyon). Bu operasyonda, oviduktlar kesilip bağlanır. Böylece spermler oosite ulaşamazlar ve ovumun ovidukt boyunca ilerleyip uterusa ulaşması engellenir. Erkeklerdeki vazektomi gibi, tüp bağlama da, hormon üretiminde hiç bir değişikliğe yol açmaz.
Her bir ovidukt doğrudan uterusun (rahim) üst ucuna açılır. Yaklaşık olarak bir yumruk büyüklüğündeki bu organ, karın boşluğunun alt kısmında, idrar kesisinin hemen arkasında yer alır. Çok kalın kassal duvarları ve çok sayıda kan damarı içeren bir mukus iç yüzeyi vardır. Eğer bir yumurta, ovidukt boyunca ilerlerken döllenirse uterusun duvarına gömülür ve embriyo doğuma kadar gelişmesini burada sürdürür. Bir başka doğum kontrol yöntemi, uterusa plastik bir halka ya da spiral yerleştirmektir. Bu tip rahim içi aygıtlar, gebeliğin önlenmesinde çok etkilidirler ve muhtemelen uterusa tutunmayı önlerler. Buna rağmen bu aygıtlar bazen uterusta irritasyona ve/ya da kanamaya neden olurlar. Bu yüzden bazı kadınlar bunları tolere edemezler. Ayrıca bunların uzun süreli kullanımlarda güvenilirliği de kuşkuludur. Alt ucunda, uterus kassal bir tüp olan vajinayla birleşir ve bu da dışarı açılır. Vajina, kopulasyon sırasında erkek penisini kabul eden organdır. Duvarlarının çok esnek olması, doğum sırasında bebeğin geçmesine olanak sağlar. Uterus ve vajina doğru bir çizgi üzerinde yerleşmemişlerdir. Bunun yerine uterus neredeyse vajinaya dik bir açıyla öne doğru çıkmıştır. Uterusun ağzında kassal bir doku halkası olan serviks, vajinanın içine uzanır. Serviksi kaplayarak uterusun ağzını tıkayan aygıtlar, doğum kontrolünde yaygın olarak kullanılırlar. Bunlardan biri olan diyafram, fazla derin olmayan lastik bir kese olup kenarında esnek bir yay vardır. Vajina içine yerleştirilip, tüm serviks bölgesini kaplayacak şekilde ayarlanır. Özellikle sperm öldürücü jel va da kremle birlikte kullanılırsa, spermlerin uterusa girişini engellemede çok etkilidir. Diğer bir yaygın kontraseptiv (doğum önleyici) aygıt olan kondom (prezervatif) spermleri vajinadan uzak tutarak işlev görür.
Genç kızlarda vajinanın girişi hymen (bekaret zarı ) adı verilen ince bir zarla kısmen kapatılmıştır. Geleneksel olarak hymen bir bekaret sembolü olarak kabul edilir ve ilk eşeysel birleşmede yırtılması beklenir. Buna karşın bu zarın, çocukluk döneminde, hastalıklar, bir düşme ya da aşırı fiziksel egzersiz sonucunda yırtılmasına sıkça rastlanır.

Dişide dış eşeysel organlara topluca vulva adı verilir. Vulva bölgesi, iki deri kıvrımıyla çevrilmiştir. Labia minor ve labia major adı verilen bu yapılar vestibul denilen bir boşluğu çevreler. Vajina, yestibulun arka kısmına, üretra ise orta kısmına açılır. Burada dikkat edilecek nokta, erişkin dişi memelilerde boşaltım ve üreme sistemleri arasında bağlantı bulunmaması ve üretranın sadece boşaltım maddelerini taşmasıdır. Embriyonik gelişme sırasında vajina ve üretra ortak bir açıklığı paylaşırlar; fakat gelişme ilerledikçe bu açıklık bölünür ve böylece vajina ve üretranın dışa ayrı ayrı açıklıkları olur.
Vestibulün ön kısmında, üretranın açıldığı yerin önünde, erekte olabilir küçük bir organ olan klitoris yer alır. Bu organ, erkekte penisin köken aldığı aynı embriyonik dokudan oluşur. Penis gibi bu da eşeysel uyarım sırasında kanla dolup genişler ve kopulasyon sırasında en fazla uyarılan bölgedir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :