Erkeğin eşey bezleri ya da organları testislerdir. Bunlar, oval bezimsi yapılar olup karın boşluğunun sırt kısmındadır ve dişilerdeki ovaryumlarla aynı embriyonik dokulardan köken alırlar. İnsanda testisler, doğumla birlikte oluştukları yerden skrotal keseye (skrotum) inerler. Bu

kese önceleri, inguinal kanal (kasık kanalı) adı verilen bir geçit bölgesi yoluyla karın boşluğunun devamıdır. Testisler inguinal kanaldan (kasık kanalından) geçerek skrotuma indikten sonra bu kanal, büyüyen bağ doku tarafından kapatılır ve böylece skrotum ve karın boşlukları arasındaki bağlantı kesilmiş olur. Bazen inguinal kanal (kasık kanalı) tam kapanmaz ya da kapansa bile bir noktası zayıf kalır ve aşırı basınçla karşılaşırsa, örneğin bir insan ağır bir cisim kaldırırsa tekrar açılır. Yetersiz kapanma ya da sonradan açılma sonucu oluşan açıklığa kasık fıtığı denir ve bu, insanlarda en sık rastlanan fıtık tipidir. Eğer fıtık genişse cerrahi olarak onarılmalıdır. Böylece bu açıklıktan bağırsakların skrotum içine kayması önlenir. Böyle bir durumda bağırsakların sıkışması sonucunda kan dolaşımının kesilmesi ve kangren tehlikesi vardır. Kasık fıtığı büyük ölçüde insana has olup iki ayak üzerinde yürümeye bağlı olarak karnın alt bölgesine aşırı yük binmesi sonucudur. Bu tip fıtıklar, dört ayak üzerinde yürüyen memelilerde çok nadirdir. Bazı memelilerde, kasık kanalı kısmen açıktır ve üreme dışı dönemlerde testisler yeniden karın boşluğuna çekilirler.
Her testisin iki işlevsel bileşeni vardır: İçinde sperm hücrelerinin yapıldığı seminifer tübüller ve erkek eşey hormonlarını salgılayan interstisiyal hücreler. İnsanda seminifer tübüller karın boşluğu sıcaklığında işlev göremezler. Eğer testisler aşağı inemezlerse, sonuçta tübüllerin germinal epiteli dejenere olur. Buna karşın testisler normal olarak skrotuma inerlerse ki burada sıcaklık yaklaşık 1,5°C daha düşüktür, seminifer tubüllerin germinal epiteli ergenlik zamanında işlev görmeye başlar. Olgun sperm hücreleri, çok sayıda ince kanallar yoluyla seminifer tubüllerden, kıvrımlı bir boru olan ve testisin yüzeyinde yer alan epididimise geçerler. Spermler, bu organ içinde bunun yaptığı salgılar tarafından aktive edilinceye kadar bekletilirler ve daha sonra çiftleşme sırasında salınırlar. Uzun bir sperm kanalı, yani yas deferens, epididimisten çıkıp kasık kanalından karın boşluğuna geçer ve idrar kesesinin üzerinden dolanıp üretrayla idrar kesesini terk ettiği noktanın hemen altında birleşir. Üretra da penis içinden geçerek dışarı açılır. Böylece memelilerin erkeklerinde üretra, boşaltım ve üreme sistemleri tarafından ortaklaşa kullanılır; buradan boşaltım sırasında idrar, eşeysel aktivite sırasında da semen (tohum) geçer. Daha ilkel omurgalılarda, boşaltım ve üreme sistemleri arasındaki ilişki daha da yakındır. Örneğin kurbağalarda sperm hücreleri testislerden böbreklere oradan da boşaltım kanallarıyla aşağıya, kloaka geçerler. Bunlarda üreme sisteminden ayrı bir vas deferens yoktur. Omurgalılarda, üreme sistemini boşaltım sistemine olan bağımlılığından kurtarmaya yönelik bir evrimsel eğilim görülür. Bu ayrım, memelilerde balık ya da kurbağalardakine göre daha da belirgin olmakla birlikte iki sistem yine de üretrayı ortaklaşa kullanırlar ve dışarıya ayrı ayrı açıklıkları yoktur. Sadece memelilerin dişilerinde tam bir ayrılma vardır.
Spermler, yasa deferensiya (çoğul hali) ve üretradan geçerlerken bunlara seminal sıvı eklenir ve böylece semen oluşur. Bu, seminal sıvı ile sperm hücrelerinin karışımıdır. Seminal sıvı üç grup bez tarafından salgılanır: Seminal veziküller üretraya bağlanmadan hemen önce yasa deferensiyaya açılırlar; prostat, yasa deferensiyaya bağlandığı yerin yakınında üretraya açılır ve Cowper bezleri, penisin tabanında üretraya açılır. Seminal sıvının çeşitli işlevleri vardır:
(1)Spermlerin taşınmasında bir araç görevi yapar.
(2)Spermlerin geçmek zorunda olduğu yolları kayganlaştırır.
(3)Etkili bir tampon sıvı görevi yaparak, spermleri dişi genital kanalındaki asitlerin zararlı etkilerinden korur.
(4)Aktif spermlerin enerji kaynağı olarak kullandıkları bol miktarda şeker (daha çok fruktoz) içerir. Küçük sperm hücreleri çok az besin depo edebilirler. Kamçılarını aktif olarak tutabilmek için gerekli ATP üretimi bakımından bir dış besin kaynağına bağımlıdırlar. Sperm kamçısının dibi müthiş bir güç fabrikasıdır. Burada kümelenmiş mitokondrilerde, seminal sıvıdan absorbe edilen şekerden enerji elde edilir.
Eşeysel uyarım sırasında otonom sistem sinirlerinin uyarmasına tepki olarak penise gelen arterler genişler ve penisten gelen venler daralır. Yüksek basınç altında bol miktarda kan, arterler yoluyla penisin büyük kısmını oluşturan süngerimsi dokuya, cavernous cisme dolar. Yüksek arteriyel basınçtaki kanla dolan penis genişler ve sertleşerek dikleşir (erekte olur). Böylece çiftleşme (kopulasyon=coitus) sırasında dişi vajinasına girmeye hazır duruma gelir.
Penisin ereksiyonu, iskelet kası aktivitesi gerektirmez ve sadece vasküler bir olaydır. Penis, kopulasyon sırasında, sürtünme nedeniyle yeteri kadar uyarılınca, otonom sistemin yollarını içeren sinir refleksleri, epididimis, yasa deferensiya, seminal bezler ve üretranın duvarındaki düz kaslarda kasılma dalgaları oluştururlar. Bu kasılmalar sayesinde, spermler epididimisten yasa deferensiyaya geçerler, çeşitli bezlerden gelen seminal sıviyla karışırlar ve semen, üretra yoluyla dışarı atılır. Bir boşalmada (ejakülasyon), yaklaşık 3,5 ml semen içinde ortalama 200 milyon sperm hücresi dışarı atılır.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here