Dişleriniz İçin En İyi ve En Kötü Gıdalar

Herkes sağlıklı, kendinden emin, parlak ve göz alıcı bir gülümsemeye sahip olmayı ister. Vücuda alınan besinler dişleri güçlü, diş etlerini sağlıklı ve nefesi taze tutmak söz konusu olduğunda fırçalama ve diş ipi kadar önemlidir. Her gün fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın ne kadar önemli olduğu, 6 ayda bir diş kontrolünden geçilmesi gerektiği hemen herkes tarafından biliniyor olsa da diş sağlığı için daha fazlası da yapılabilir. Ağız boşluğu da bağırsaklar gibi insanı güçlü ve sağlıklı tutan yararlı bakterilerle doludur. Aslında, ağız, kulaklar, boğaz ve burun pasajları 800’e yakın eşsiz organizmaya ev sahipliği yapar. Birçoğu çok faydalı olsa da içlerinden bazıları o kadar da iyi değildir, bu da bakterilerin doğru bir şekilde dengede tutulmasını önemli hale getirir. Diyet seçenekleri hem bağırsak hem de ağız mikrobiyomunun en uygun durumda tutulmasında önemli bir rol oynar.

Bakteri Plakları

Nişastalı veya şekerli besinleri yiyip içtiğimizde, yalnızca kendimizi beslemeyiz, ağzımızda diş çürümesi ve diş eti hastalığına neden olabilecek mikropları (bakterileri) da besleriz. Bakteri plakları bakterilerin ve diğer malzemelerin ince, görünmez ve yapışkan bir tabakasıdır. Bu tabaka bütün dişlerin tüm yüzeylerini kaplar. Ağızdaki şekerler veya nişastalar plakla temas ettiğinde asitler oluşur. Bu asitler, yemek yedikten 20 dakika veya daha uzun bir süre sonra dişlere saldırabilir. Tekrarlanan saldırılar diş yüzeyindeki sert mine tabakasını parçalayabilir ve diş çürükleri oluşur. Plaktaki bakteriler ayrıca inflamatuar bir yanıtı tetikler. Bu yolla diş etleri, kemik ve dişlerin diğer destek yapıları bozulabilir. Bazı yiyecekler diş çürümesine neden olurken diğer bazı yiyecekler plak birikimiyle mücadeleye yardımcı olur. İşte dişlere faydalı olabilen yiyecekler ile zarar verebilecek, uzak durulması gereken bazı besinler:

Dişlere İyi Gelen Besinler

Diş sağlığının korunması için önerilen bazı yiyecekler şunlardır:
Lif açısından zengin meyve ve sebzeler: Diş hekimleri lifli besinlerin dişleri ve diş etlerini temiz tutmaya yardımcı olduğunu söylemektedir. Bu besinlerin desteğiyle tükürük bezlerinden salgılanan tükürük dişlere iyi bir bakım yapmanın yanında, diş çürüklerine ve diş eti hastalığına karşı en iyi doğal savunmadır. Şeker veya nişasta içeren bir şey yedikten yaklaşık 20 dakika sonra, tükürük dişlere saldıran asitlerin ve enzimlerin etkilerini azaltmaya başlar. Tükürük az miktarda kalsiyum ve fosfat içerir. Bu nedenle, mineralleri bakteri asitlerinden dolayı eksilen diş alanlarına geri kazandırır.
Peynir, süt, sade yoğurt ve diğer süt ürünleri: Peynir bir başka tükürük yapıcıdır. Peynirdeki kalsiyum ile süt ve diğer süt ürünlerindeki kalsiyum ve fosfatlar, diğer gıdalar nedeniyle dişlerin kaybedebileceği minerallerin geri koyulmasına, ayrıca diş minesini yeniden oluşturmaya yardımcı olur.
Yeşil ve siyah çaylar: Her ikisi de, plak bakterileriyle etkileşime giren polifenoller içerir. Bu maddeler bakterileri öldürür veya durdurur, böylece bakterilerin büyümesini veya dişlere saldıran asit üretmesini önler. Çayı demlemek için kullanılan su türüne bağlı olarak, bir bardak çay da bir florür kaynağı olabilir.
Şekersiz sakız: Çiğnenen şekersiz sakızlar yiyecek parçacıklarını ağızdan uzaklaştıran başka bir tükürük yapıcıdır.
Florürlü yiyecekler: Florürlü içme suyu veya florürlü su ile yapılan herhangi bir ürün dişler için faydalı olur. Kümes hayvanlarından elde edilen ürünler, deniz ürünleri ve toz haline getirilmiş tahıllar gibi ticari olarak hazırlanmış gıdalar florür içerebilir.

Dişler İçin İyi Olmayan Besinler

Dişlere zarar verebilecek aşağıdaki yiyeceklerden uzak durulmalıdır:
Şekerlemeler ve tatlılar: Hemen her şeker türü dişlere zarar verebilir. Şeker, istenmeyen bakteriler için lezzetli bir besin kaynağıdır. Şeker ve tatlandırıcılar bakımından zengin bir diyet istenmeyen bakterilerin gelişmesine ve yararlı bakterilerin azalmasına, oral mikrobiyomun dengesinin bozulmasına ve diş hekiminin sandalyesine oturulmasını gerektiren sorunlara sebep olabilir. Tatlı yiyecekler sadece dişlerin arasına sıkışmakla kalmaz, ağızdaki bazı bakteri türleri şekeri, dişleri kaplayabilen ve istenmeyen, yapışkan bir maddeye dönüştürebilir. Karamel veya şeker gibi çiğnenen şekerlemeler dişlere yapışabilir, dişlerde oyuklar açılma riskini artırabilir, dolgulara ve kronlara yapışabilir, onları gevşetebilir. Tatlı yenilecekse ağızdan çabucak temizlenebilenler tercih edilmelidir. Bu yüzden lolipop, karamel gibi tatlı yiyecekler reddedilmelidir. Sert şekerler, eğe ısırılırsa ya da çiğnenirse dişleri çatlatabilir. Emip yavaşça çözülmelerine izin verilirse dişler ve ağızdaki bakteriler şeker banyosu yapmış olur. Ekşi şekerler muhtemelen hepsinden daha zararlıdır çünkü üç tehlikeyi bir arada taşır: Şekerle doludurlar, dişlere yapışırlar ve ekşi lezzetleri aslında diş minesini aşındıran asitlerden gelir. Dişlere zarar verebilecek bir şey yedikten sonra şeker ve asitlerin durulanması için biraz su içilmelidir.
Çikolatanın düş çürümelerini önleme üzerinde etkili olduğu (büyük ölçüde şeker endüstrisi tarafından finanse edilen çalışmalarla) söylense de tamamen kanıtlanmamıştır. Bitter çikolatanın (% 70’i kakao) bazı yararları vardır. Bazı çalışmalar, çikolatanın diğer şekerli yiyecekler kadar kötü olmadığını göstermiştir.
Tatlı yemediğinizi düşündüğünüz zamanlarda bile rafine şeker ve tatlandırıcılar günlük diyete kolayca ve gizlice girebilmektedir. Sağlıklı bir salataya dökülen sos, öğle yemeğinde içilen bir buzlu çay veya gazlı diyet içecek, burgere dökülen ketçapla bile vücuda farkında olmadan şeker alınabilmektedir. Gazlı içecekler en kötü suçlulardan biridir ve bu içeceklerin diyet versiyonlarını seçmek sorunlardan kurtulmayı sağlamaz çünkü yapay tatlandırıcılar (ksilitol hariç) faydalı bakterileri tahrip eder. Su içmek yapılabilecek en iyi seçimdir ancak düzenli olarak gazlı içecek tüketen birinin alışması biraz zaman alabilir. İçilecek su, meyve veya salatalık dilimleri ile tatlandırılabilir veya şekersiz bitki çayları denenebilir.
Yapışkan atıştırmalıklar ve takviyeler: Şeker, genellikle bu gıdalardaki ana bileşenlerden biri değildir. Yapışabilme özelliğine sahip besinler diş çatlaklarında yapışkan küçük kalıntılar bırakarak yemeyi bitirdikten çok sonra dişlere ve diş etlerine saldırabilir. İnsanlar genellikle kuru üzüm, kızılcık ve goji meyveleri gibi yapışkan meyve atıştırmalıklarını ve kurutulmuş meyveleri şeker bazlı atıştırmalıklara alternatif olarak görürler. Bu gıdalar vitaminler ve mineraller açısından şekerlemeden çok daha iyi, rafine çeşitlerden nispeten daha sağlıklı olsalar da şeker oranı yüksek olduğundan çocuklar veya yetişkinler için diş dostu bir atıştırmalık seçimi değildir. Yine de besleyici bir katkı sağlayabileceği için tüm kurutulmuş meyvelerden tamamen vazgeçilmemelidir. Bu tür besinleri atıştırmak yerine bir yemeğin parçası olarak yemek gerekir. Yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Elma gibi bütün, organik meyvelerin ısırılarak yenilmesi de dişlere iyilik yapar.
Ağızda sıkışıp kalabilen nişastalı yiyecekler: Yumuşak ekmekler ve patates cipsi gibi yiyecekler dişler arasında sıkışıp kalabilmektedir. Patates cipsleri nişastada bakımından zengindir, nişasta ağızda parçalanarak şekere dönüşür ve zararlı bakteri türleri için besin sağlar. Patates cipsi markalarının ve aromalarının çoğu şekersizdir ve hiç kimse cipsleri sağlıklı bir gıda olarak düşünmese de, dişler için en kötü gıdalar konu edildiğinde onlar ilk sırada değildir. Cipslerle ilgili sorun, aynı yapışkan yiyecekler gibi, dişlerle diş etleri arasındaki boşluklarda sıkışıp kalma eğiliminde olmaları ve özellikle öğünler arasında atıştırmalık olarak yenildiğinde, ağızda saatlerce kalabilmesidir. Cipslere karşı sağlıklı bir alternatif olarak patlamış mısır tercih edilebilir ancak yedikten sonra diş ipi kullanılmalıdır.
Buğday ve tahıllar: Buğday ve arpa gibi tahıllar sindirimi çok zor olan fitik asit ve glüten içerirler, sindirim sisteminden geçerken, vücuttaki mineralleri (kalsiyum dahil) süzerler. Bu durum zamanla kemiklerdeki ve dişlerdeki minerallerin kaybına, diş minesinin aşınmasına ve asidik bir ağız ortamının oluşmasına katkıda bulunur. Bu etkileri nedeniyle tahılların diyetten çıkarılması ağız sağlığı için yapılabilecek en iyi şeylerden biri olabilir. Bu gıdaların yerine pirinç gibi glutensiz tahıllara ağırlık verilebilir.
Protein barları ve kahvaltılık gevrekler: Kahvaltılık gevrekler ve protein barları genellikle marketlerin “sağlıklı gıda” bölümünde bulunsa da bu tür ürünler sağlık bakımından ambalajın ima ettiği kadar iyi değildir. Yüksek proteinli ve bitki bazlı içeriklerine rağmen bu gıdaların çoğu aslında doğal şekerler, tahıllar ve kurutulmuş yapışkan meyvelerle doludur ki bu da dişler için sağlıksızdır. Hazır barlar ve tahıllı gevrekler kullanmak yerine evde, tatlandırıcı olarak bal kullanılarak ve öğle yemeğine kadar tok tutacak fındık ve tohumlar eklenerek kolayca hazırlanabilir. Ağız mikrobiyomunun desteklenmesi için probiyotik açısından zengin yoğurtla birlikte servis edilebilir.
Öğleden sonra bir atıştırmaya ihtiyaç duyulursa doğal, gerçekten sağlıklı malzemelerle hazırlanan, ideal olarak prebiyotik lif gibi bazı sağlıklı ekstralar içeren bir protein barı tercih edilmelidir. Bir avuç ölçüsünde, fosfor yönünden zengin kabak çekirdeği (fosfor, güçlü diş minesi oluşturmak için anahtar bir bileşendir) veya ağız için gerekli K2 vitamini içeren birkaç yüksek kaliteli, sert peynir dilimleri de sağlıklı ve diş dostu atıştırmalıklar olarak tüketilebilir.
Patlamış mısır: Birçok kişi serin, klimalı bir sinema salonunda otururken, tereyağlı patlamış mısır keyfini çıkarır ama tam patlamamış mısırların sert kalan kısımları eğlenceyi berbat edebilir. Eğer kazara ya da bilerek bunlardan biri ezilmeye çalışılırsa dişler çatlayabilir. Patlamış mısır bir konuda daha tehdit oluşturur. Mısır tanelerini kaplayan ince kabuk dişlerin arasında veya dişle diş eti arasında sıkışıp kalabilir, bu da bakterilere bir besin kaynağı olur ve diş çürümelerini arttırır.
Enerji içecekleri: Sağlık ve zindelik arayışı içinde tüketilen içeceklerden bazıları ağız sağlığı söz konusu olduğunda aslında en az faydalı olanlar arasındadır. Maraton antrenmanlarına veya kardiyo antrenmanlarına yardımcı olması için kullanılan spor içecekleri veya enerji içecekleri diş minesini yıpratması muhtemel olan rafine şeker, tatlandırıcılar ve asitli maddelerle dolu olabilir. Spor içeceklerinden tamamen kaçınılmalı, içecek olarak su tercih edilmeli, sporcuya özgü probiyotik takviye ile birlikte biraz tuzla karıştırılmış hindistancevizi suyu gibi doğal elektrolitleri içeren içeceklerle optimum enerji seviyeleri desteklenmelidir.
Asitli, alkolsüz içecekler: Güne taze sıkılmış portakal suyu ya da ılık limonlu su ile başlamak vücudun pH değerini dengelemek için iyi bir yol olabilir. Bu içecekler her ne kadar iyi bir C vitamini kaynağı olsa da, ağız ve diş sağlığı söz konusuysa gün boyunca narenciye suyu ile tatlandırılmış içme suyu iyi bir tercih değildir. Asitli, gazlı içecekler çocuklar ve gençler arasında önde gelen ek şeker kaynağıdır. Şekerle dolu olmalarından başka çoğu meşrubat, diş minesini aşındıran fosforik asit ve sitrik asitlere sahiptir. Dişler güçlü bir mine tabakası ile korunur. Ağrı hissetmeden sıcak kahve içmemize ya da soğuk içeceklerin tadını çıkarmamıza izin veren şey budur. Limon suyu, narenciye, domates, alkol ve kahve son derece asidiktir ve dikkatlice tüketilmelidir. Asitli bir ağız ortamı bu değerli diş minesine zarar verebilir ve sinir uçlarını açıkta bırakarak hassas dişlere neden olabilir. Uzun süreli asit ataklarından kaçınmak için asit bakımından zengin yiyecek ve içecekleri öğünler arasında değil öğünlerle birlikte tüketmek en iyisidir ve diş minesini en iyi şekilde korumak için yemekten yaklaşık yarım saat sonra dişler fırçalanmalıdır. Limonlu su sevenler suya limon sıkmak yerine, bardağa birkaç limon dilimi koyabilir. Böylece limon tadı alınır ama asitlik düzeyi yüksek olmaz.
Buz: Sıcak bir yaz gününde içindeki gazlı bir içeceği, limonata veya çayı soğutmak için bir cam bardağı buzla doldurmak harika bir fikirmiş gibi görünebilir. Limonata ve gazoz gibi meşrubatlar oldukça asidiktir, bu da diş minesi için iyi değildir. Bardağın içindeki buz çiğnenmemelidir. Diğer sert gıdalar da dişlere zarar verebilir, bu nedenle ceviz, badem, sert kraker ve bisküvi gibi şeyler yerken dikkatli olunmalıdır.
Çekirdekli meyveler: Zeytin, kiraz, hurma ve şeftalinin ortak noktası hepsinin sert çekirdeklerinin olması ve bu çekirdeklerin dişlere zarar verebilmesidir. Yanlışlıkla bir çekirdek ısırılırsa, kesinlikle ağızdaki bir kron çatlayabilir, gevşeyebilir veya diş minesi zarar görebilir.
Ağzı kurutan maddeler: Alkol ve birçok ilaç ağzı kurutma özelliğindedir. Zaten alkol dişler için ideal bir içecek değildir. Alkolün çok asitli ve şeker dolu olmasının yanı sıra, vücut üzerinde idrar söktürücü bir etkisi vardır. Ağzımız doğal olarak yararlı bakterilerin gelişmesine yardımcı olan ve plak birikimini azaltan koşullar yaratarak sağlıklı bir bakteri dengesi sağlayan tükürük üretir, ancak alkol tüketimi tükürük üretimini engeller. Daha da kötüsü, aşırı alkol tüketimi genellikle cips, şekerli tatlılar, nişastalı, karbonhidrat ağır gıdalar gibi diğer ağız sağlığına zararlı suçlularla el ele gider. Tamamen alkolden kaçınmak istemeyenler su kaybını önlemek ve şekerleri dişlerden yıkamak için su içerek zararı sınırlandırmaya çalışmalıdır. Şekerli kokteyllere hayır demek ve bir bardak mikrobiyom artırıcı kırmızı şarap almak iyi olabilir. Ağız kuruluğuna neden olan ilaçlar alınıyorsa diş hekimi ile florürlü çalkalama suları veya diş fırçalama için bir florürlü jeller almak hakkında konuşulmalıdır.
Kahve ve çay: Dişlerini beyaz ve parlak tutmak isteyenler için kahve en iyi içecek seçeneği değildir. Dişlerin boyanmasını önlemek için bir fincan kahve tükettikten sonra dişleri aşırı fırçalamak cazip olabilir, ancak aşırı fırçalama diş etlerine zarar verdiği için ters etki yapabilir ve diş etlerindeki mikro kesikler istenmeyen bakteriler için kapıyı açabilir, bakteriler kan dolaşımına girerek vücudun geri kalanında sorunlara neden olabilir. Kahve ve çay tıpkı alkol gibi diüretiktir, vücuda su kaybettirir ve sağlıklı tükürük üretimini engelleyebilir.
Günde birkaç bardak yeşil çay veya bitki çayları içilerek kahve ve çay tüketimi yavaş yavaş azaltılabilir. Hala kafein isteği duyan ve kahve içenler vücudun susuz kalmaması için bol miktarda su içmeli, kahvesine şeker eklememeli ve kahvesinin yanında kesinlikle bisküvi, kek, çörek gibi ekler olmamalıdır.
Not: Bu listede yer alan ve dişlere zarar verebilen yiyeceklerden herhangi birini yedikten sonra daima dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalıdır.

Ağız Sağlığını Desteklemenin Diğer Yolları

Zarar vermesi mümkün olan yiyecek ve içecekleri sınırlandırmanın yanı sıra, ağız sağlığını mikrobiyal düzeyde desteklemenin ve güçlü, sağlıklı bir gülümsemeyi sürdürmenin çeşitli yolları vardır. Tüketilen yiyeceklerin diş çürüğüne yol açma riskini azaltmaya yardımcı olmak için aşağıdaki bazı ipuçları dikkate alınmalıdır:
Şekerli yiyecekler yemeklerle birlikte tüketilmelidir: Ağız yemek yerken daha fazla tükürük yapar. Bu, asit üretiminin etkisini azaltmaya ve yiyecek parçacıklarını durulamaya yardımcı olur. Diyete daha kaliteli, çimle beslenen ineklerin sütünden elde edilen tereyağı da eklenebilir.
Ara öğünler sınırlandırılmalıdır: Atıştırmalıklar sınırlandırılmalı, yenilen, içilen besinlerin mümkün olduğunca diş dostu olması sağlanmalıdır. Eğer bir şeyler atıştırmak isteniyorsa besleyici ürünler seçilmelidir. Tükürük akışını artırmak, yiyecek kırıntılarını ve asidi temizlemek için bir şeyler yedikten daha sonra şekersiz sakız çiğnenebilir.
Daha fazla su içilmelidir: Tükürük üretimine dikkat edilmeli, vücuda ihtiyaç duyduğu besinlerin verildiğinden emin olunmalı, ağız nemli tutulmalıdır. Susuz kalınmaması ve kötü bakterileri geliştiren şekerlerin yıkanarak uzaklaştırılması için bol su içilmelidir. Florürlü su diş çürümesini önlemeye yardımcı olabilir. Şişelenmiş su seçilirse, etiketinden florür içeriği kontrol edilmelidir.
Günde iki kez dişler fırçalanmalıdır: Dişlerin fırçalanması, diş bakımı rutininin önemli bir parçasıdır. Dişler günde iki kez (özellikle sabahları ve geceleri yatmadan önce) yumuşak kıllı bir fırça ile en az iki dakika fırçalanmalıdır. Fırçanın boyutu ve şekli, tüm alanlara kolayca ulaşmasını sağlayacak şekilde ağıza uymalıdır. Diş fırçası her üç veya dört ayda bir veya kıllar aşınmışsa daha erken değiştirilmelidir. Yıpranmış bir diş fırçası, dişleri temizlemek için iyi bir iş çıkarmaz. Kıllar dezenfeksiyona neden olabilecek mikropları toplayabildiğinden, soğuk algınlığından sonra diş fırçalarını değiştirmek de çok önemlidir. Günümüzde diş oyukları, diş eti iltihabı, tartar, lekeli dişler ve hassasiyet gibi birçok durum için tasarlanmış çok çeşitli diş macunları bulunmaktadır. Hangi diş macununun kişiye uygun olduğu diş hekimine sorularak öğrenilebilir.
Günde bir kez diş ipi kullanılmalıdır: Günde bir kez dişlerin arası ayrıca temizlenmelidir. Günlük diş ipi kullanımı, diş fırçasının tam olarak ulaşamadığı alanlardan plakların çıkarılmasına yardımcı olmak için ağız sağlığı bakım rutininin önemli bir parçası olmalıdır. Diş çürümesine neden olan bakteriler diş fırçası kıllarının ulaşamadığı yerlerde dişler arasında kalmaya devam eder. Dişler fırçalanarak temizlenebilse de bitişik diş yüzeylerine ulaşmada etkili değildir, bunun için diş ipi denilen bir diş temizleme tekniği kullanılmalıdır. Bu yöntem plakların ve yiyecek parçacıklarının dişlerin arasından ve diş eti çizgisinin altından çıkarılmasına yardımcı olur.
Diş ipi ile temizlik uygun zaman bulunduğunda yapılabilir. Uyku sırasında hem tükürük akışı hem de diş koruması azalır, bu nedenle genellikle yatmadan önce, gece bir kez diş ipi kullanmak iyi bir seçenektir. Diş ipi kullanımından sonra dişleri fırçalamak, diş macununun fırçalama sırasında dişlere doğrudan erişimine fırsat verdiği için avantajlıdır ve fırçalama sırasında sık sık tükürülüp ağzın çalkalanması hala dişler arasında veya çevresinde kalan döküntülerin atılmasına yardımcı olur.
İnsanlar diş ipini durulayıp kuruttuktan sonra bir defadan fazla kullanabileceklerini düşünür çünkü ağızdaki bakterilerin kuru koşullarda yaşayamayacağına inanırlar. Gerçek şudur ki diş ipi, tek bir kullanımdan sonra potansiyel temizleme verimliliğini kaybedebilir ve bakterileri ağzına geri getirebilir. Bunun ışığında, diş iplerinin sadece bir kez kullanılıp atılması tavsiye edilir.

Kaynakça:
https://www.demirsaglik.com.tr
https://www.urmc.rochester.edu

Home

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :