Embriyonik Gelişme

Normal gelişmede zigot, döllenmenin gerçekleşmesinden hemen kısa bir zaman sonra, hızlı mitoz bölünme serilerine başlar. Çoğu hayvanda, bu erken bölünmeler sitoplazmik büyümeyle birlikte yürümez. Bölünen hücreler, oluştukları tek bir yumurta hücresinden daha büyük olmayan bir hücre kümesi oluştururlar. Tek bir büyük hücrenin sitoplazması basitçe, daha küçük olan pek çok yeni hücreye paylaştırılır. Ancak sürüngen ve kuş gibi bazı hayvanlarda, depo besin maddesi olan yumurta sarısı besin maddeleri tüketildiğinden hafif bir sitoplazmik büyüme de gerçekleşir.
Gelişmenin bu erken bölünme evresinde, çekirdek döngüsü kromozomların eşleşmesi (hücre döngüsünün S fazı) ve mitoz (M fazı) arasında çok hızlı değişir. G1 ve G2 evreleri pratik olarak yoktur. G1 ve G2’nin atlandığı böyle bir hızlı döngü gereklidir. Çünkü yumurtada aynen erken bölünme sırasında (sentezlenen proteinlerin en az yüzde 50’si yeni kromozomlar için gerekli olan histonlardır; büyümeyle ilgili proteinler beklenildiği gibi önemsiz miktarda üretilir) protein sentezi için gerekli bol miktardaki mRNA gibi, tekrarlanacak kromozom eşleşmesini katalizlemek için gerekli, çok fazla miktarda DNA polimeraz bulunmaktadır. Transkripsiyon (şifreleme) ile geçirilen zaman diliminin kısalığı (çünkü çok az yeni mRNA’ya gereksinim vardır ) S ve M evreleri arasında çok hızlı bir döngüye izin verir.
Fakat şu duruma da dikkat edilmelidir. Embriyonik gelişimin bu bölünme evresinin kontrolü çok büyük bir şekilde döllenmeden hemen önce oositte sentezlenen mRNA’ya bağlı olduğundan, gelişmenin erken dönemlerinde babaya ait genlerin çok az bir etkisi vardır. Erken bölünmeler tamamı ile anaya ait genler tarafından yürütülür.
Yumurta hücreleri belirgin bir şekilde büyük hücrelerdir. Öyle büyüktürler ki çekirdek materyalinin sitoplazmik materyale oranı, normal hücre etkinliklerinin düzenli bir şekilde kontrolü için çok küçük kalır. Böylece, minimum hücre büyümesiyle, embriyonik gelişimin erken bölünmeleri çekirdek materyalinin sitoplazmik materyale daha normal bir oranda kalmasına yardım eder.
Bölünme devam ederken, pek çok türde yeni oluşan hücreler (blastomerler), hücre kütlesinin merkezine doğru sodyum iyonlarını pompalamaya başlar. Sodyumu izleyen su, blastomerleri merkezden kenara doğru iterek merkezde blastosöl denilen sıvıyla dolu bir boşluk ve bunun çevresinde yan yana düzenlenmiş blastomerlerden oluşan bir embriyonik evreye neden olur. Bu evredeki embriyoya blastula denir.
Bundan sonra gelişmekte olan embriyonun türe özgü yapı ve şeklinin sağlanmasında önemli olan karışık hareketler dizini başlar. Tüm organizmalarda yapı ve şeklin kurulmasına morfogenez (şeklin genlerle oluşumu) denir. Büyük kütlelerde hücrelerin morfogenetik hareketleri her zaman hayvanların erken gelişim evreleri sırasında gerçekleşir.
Bu hareketlerin mekanizması halen çok az anlaşılmıştır. Hücrelerin şekillerinde sık sık görülen değişikliklerin, büyük bir olasılıkla aktin ve miyozin mikrofılamentleri arasındaki etkileşimden kaynaklandığı sanılmaktadır. Embriyo şeklindeki değişiklikler nispeten küçüktür, bazen daha geniş alanları kaplayabilir. Hücrelerin komşu hücrelere ya da epitel hücrelerinin (yüzey-örten) üzerine oturdukları bazal laminaya yapışma ilgilerindeki değişiklikler bazı hücre hareketlerinde çok önemlidir. Bu durum, ilgilerini en azından geçici süre azalttıkları, altlarında bulunan tabaka yüzeyi üzerinde bir grup şeklinde hareket etmek için birbirlerine sımsıkı yapışan bir grup hücre için nispeten kolay olabilir.

Kaynakça:
Khan Academy

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :