Eviniz, Sizi Hasta Ediyor Olabilir

Tıp uzmanları, özellikle evler kış aylarında sıkı bir şekilde kapatıldığı için iç mekânların hava kalitesinin sağlığı etkileyebileceği konusunda uyarılar yapmaktadır. Diğer nedenlere atfedilen hastalıklar günlük yaşanılan ortamdan kaynaklanıyor olabilir yani evler kişileri hasta ediyor olabilir. Bu durum, hasta-bina sendromu” veya “bina ile ilişkili hastalık” olarak bilinir. Hasta bina sendromu genellikle göz, burun ve boğaz tahrişi, tıkanıklık, kafa karışıklığı ve deri döküntüsü gibi bir grup belirtiyle sonuçlanır, bu belirtiler oldukça hızlı bir şekilde ortaya çıkar. Belirtiler bir binaya girdikten bir veya iki saat sonra fark edilebilir, bir binadan ayrıldıktan bir veya iki saat sonra ise kayboldukları görülebilir. Hasta bina sendromuyla ilgili belirtileri ölçen objektif bir test yoktur, bu yüzden kişiler belirtilere dikkat etmeli ve görüldüğünde nerede olduğunu saptamaya çalışmalıdır. Bina ile ilişkili hastalıklar astım ve alerji gibi uzun vadeli problemleri içerebilir.

Evlerdeki Hasta Edici Faktörler

Hasta bina sendromuna sebep olan faktörlere ne kadar çok maruz kalınırsa hastalık riski o kadar artar. En fazla risk altında olanlar çocuklar, yaşlı yetişkinler ve kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerdir. Organ sistemleri tam olarak gelişmediğinden ne kadar çok maruz kalırlarsa, riskleri de o kadar artar. İşte hasta edici suçlular:

Yüksek Nem

Nemlenme eve içeriden veya dışarıdan gelen herhangi bir suya ve yoğuşmaya işaret edebilir. Yoğuşma genellikle dış mekan havası iç mekan havasından daha soğuk ve kuru olduğunda pencerelerde görülür, buğulanma nihayetinde duvarların içine damlayarak küflerin oluşmasına neden olabilir. Yüksek nem oranına sahip bir ev (% 60’ın üzerinde) küf için iyi bir üreme alanı oluşturur. Nem duvarların arkasında ve tavanlarda hasara neden olabilir. Nem seviyeleri yeterince yükselirse, alçıpanı da etkileyebilir ve küfün duvarların arkasına yayıldığı bir ortam yaratabilir. Artık bazı küflerin kronik sinüzitten sinir sistemi hasarına kadar çok sayıda sağlık sorununa neden olduğunu bilinmektedir. Yüksek nem ayrıca alerjik reaksiyonlara, mide sorunlarına ve uyku bozukluklarına neden olabilecek toz akarlarını da artırır. Solunum tahrişine yol açabileceğinden, nemin % 40’ın altında olmaması gerekir. Nem girişini önlemek için evin dışında delikler, boşluklar ve sızıntı olup olmadığı kontrol edilmeli, yağmur suyunun evden düzgün bir şekilde uzaklaştırıldığından emin olmak için oluklar kontrol edilmelidir. Bir nemin kaynağı izlenirken sıhhi tesisat armatürleri ve kanalizasyonlar takip edilmelidir. Su hasarı veya devam eden bir sızıntı tespit edilirse, küfü çekmemesi için düzgün bir şekilde temizlenmesi önemlidir. Yoğuşma riskini azaltmak için iç ortamın nem seviyeleri izlenmelidir. Su hasarı ve nemin varlığı yumuşak, kabarmış duvarların veya çatlamış, soyulmuş boyaların, duvarlar veya zemin ile aynı hizada olmayan döşemelerin, eğilmiş veya bükülmüş döşeme tahtalarının görülmesiyle anlaşılabilir. Nem seviyeleri higrometre adı verilen bir aletle ölçülebilir. Nem seviyelerin % 40 ile % 60 arasında tutulması hedeflenmelidir. Duş alırken ve yemek pişirirken fan çalıştırılmalı, havalandırmayı artırmak için mümkün olduğunca pencereler açılmalıdır. Gerekirse bir nem giderici cihaz satın alınarak evdeki nem seviyeleri dengelenebilir.

Nemlendiriciler

Nemlendiricilerin havayı daha sağlıklı hale getirdiğini düşünülebilir fakat düzenli olarak temizlenmezse tam tersini yapabilirler. Nemlendiriciler günlük olarak temizlenmediği ve kurutulmadığı zaman içerisinde havaya üflenen küf ve bakteriler üreyebilir. Nemlendiricinin suyu günlük olarak değiştirilmeli, mineral birikmesini önlemek için damıtılmış su kullanılmalı, makine üreticisinin talimatlarına göre temizlenmeli ve bir süre kullanılmayacaksa saklamadan önce boşaltılmalıdır. Nemlendirici çalıştırıldığında havaya geçebilecekleri için sert temizleyiciler kullanılmamalıdır. Nemlendiricide bir filtre varsa, sıklıkla talimatlara göre değiştirilmelidir.

Küfler

Küf sporları burun tıkanıklığına, öksürüğe, boğaz ağrısına ve kaşıntıya neden olabilir. Küf alerjisi, akciğer problemleri veya zayıf bir bağışıklık sistemi olan kişilerde bu sporlar ciddi bir akciğer enfeksiyonuna yol açabilir. Küf, beklenmeyen yerlerde de bulunabilir ve görülemeyebilir. Küf, suyun sızdığı lavabo altlarında, sıhhi tesisatlarda, duvarlarda, çatılarda, çatı katlarında, evin suyla hasar görmüş herhangi bir yerinde büyüyebilir. En iyi önlem nem kontrolüdür. Nem seviyelerini % 50 veya 60’ın altında tutmak için klima veya nem giderici kullanılmalıdır. Banyolara havalandırma fanları takılmalı, ıslak alanlar hemen ve iyice kurulanmalı, boruların sızdırmadığından emin olunmalı, oluklar kontrol edilmeli ve onarılmalı, evdeki hava akışını artırılmalıdır. Eğer görülebiliyorsa veya küflü bir koku alınıyorsa yüzeyler düzenli olarak sabun ve su ile temizlenmeli fakat mümkünse klorlu ağartıcıdan kaçınılmalıdır. Çamaşır suyu banyo karolarını temiz tutar fakat küf bir sorunsa çamaşır suyu aslında daha da kötüleştirebilir. Çamaşır suyu fayans derzindeki küfleri yok eder fakat çok yakıcıdır ve harcı zaman içinde eritir ve daha fazla küfün büyümesi için küçük delikler açar. Küf sporları ile mücadele etmek için hidrojen peroksit ve su çözeltisi kullanımı denenebilir, banyo uygun bir şekilde havalandırılmalı ve duş aldıktan sonra fazla sudan kurtulmak için banyo fayansları bir silecekle silinmelidir.

Plastik Duş Perdeleri

Plastik veya vinil duş perdelerinden yayılan kokuya uçucu organik bileşikler neden olur. Yeterince yüksek konsantrasyonlar olduklarında solunum yollarını tahriş edebilir, karaciğer, böbrekler ve merkezi sinir sisteminde uzun süreli hasara neden olabilirler. Uçucu organik bileşikler evlerdeki döşeme, boya, dolap, mobilya, halı gibi çok çeşitli kaynaklardan salınmaktadır. Bir vinil duş perdesini polyester olanla değiştirmek bu zararlı bileşikleri azaltmanın basit ama etkili bir yoludur. Plastik duş perdeleri de zararlı küfler barındırabilir. Küfler mutlaka siyah, kahverengi veya gri renkli değildirler, pembe ve turuncu renklere de sahip olabilirler. Banyoda eğer varsa fan açılmalı ve duştan çıktıktan sonra 30 dakika çalıştırılmalıdır. Ayrıca, duştan sonra perdeler kenara çekilmemeli, kurumasını sağlamak için kapalı tutulmalıdır. Yüksek sıcaklıkta makinede yıkanamayacağı için plastik duş perdelerinin kullanımı tercih edilmemelidir.

Zehirli Tozlar

Ulaşılması zor köşelerde veya mobilyaların üzerine yerleşen tozlar toksik olabilir. Tozlar burun pasajlarını ve gözleri bozabilecek tahriş edici toz akarları taşıyabilir. Çalışmalar, toz akarlarının bağışıklık sistemine stres uyguladığını ve zamanla zayıflattığını göstermektedir. Toz ayrıca sinir sistemi için potansiyel olarak toksik olan böcek ilaçları (pestisitler) ve herbisitleri içerebilen kir ve parçacıkları da çeker ve yakın zamanda yapılan bir çalışma, tozu kilo alımıyla ilişkilendirmiştir.
Tozların en aza indirilebilmesi için evdeki halılar sık sık vakumlanmalı ve vakumun temiz bir filtreye sahip olduğundan emin olunmalıdır. Tozun yayılmasını en aza indirmek için havalandırma, ısıtma ve iklimlendirme sisteminde bir HEPA filtre kullanılmalıdır. Evde ayakkabı giyilmemeli ve hayvanlar içeri girmeden önce hayvanların ayakları silinmelidir. Yataklar, perdeler, çocukların oyuncakları ve doldurulmuş hayvanlar sık sık yıkanmalıdır. Çocuklar temizlik ürünlerindeki kimyasallara özellikle duyarlı olabilir, bu nedenle oyuncakları sabun ve su ile temizlenebilir veya yapıları uygunsa makinede yıkanabilir. Uyku alanlarında alerji ve astımı tetikleyen bir toz akarları bulunabilir. İnsanlardan dökülen ölü deri hücreleriyle beslenen akarlar yataklara yerleşmeyi ve yuva yapmayı sever. Toz akarlarıyla uğraşmak için en önemli şey, bir yatak koruyucu kullanmaktır. Sık sık yatak koruyucuları, nevresimler ve yastık kılıfları değiştirilmeli, en sıcak derecede makinede yıkanmalıdır.

Halı

Halılar toz, evcil hayvan tüyü, küf, toz akarları, kir ve diğer tahriş edici maddeleri tutabilir. Temizlendiğinde veya üzerinde yüründüğünde bu parçacıklar havaya geçebilir. Bazı halıların yapılması sırasında kullanılan kimyasallar da sağlığı kötü etkileyebilir. Halı yerine sert zemin döşemesi düşünülebilir. Eve girmeden önce ayakkabılar çıkarılmalıdır. Halı ve kilimleri düzenli olarak (haftada en az üç kez) HEPA filtreli bir vakumla (elektrikli süpürge) temizlenmeli ve yıkanmalıdır.

Perdeler

Perdeler toz akarları, evcil hayvan tüyü, küf ve diğer alerjenleri tutabilirler. Aynı şey evdeki battaniyeler, giysiler, kilimler, çarşaflar ve diğer kumaşlar için de geçerlidir fakat perdelerin temizlenmesi genellikle daha zordur. Perde yerine panjur kullanılabilir ve düzenli olarak tozu alınabilir veya kiri ve alerjenleri en aza indirmek için yüksek sıcaklıkta yıkanabilir perdeler edinilmelidir.

Hamamböcekleri

Hamamböceklerinin dışkıları ve vücutlarının parçaları, zeminlerde, yatak takımlarında ve mobilyalardaki tozlara yerleşebilir. Bu tahriş edici maddeler solunduğunda, astım da dahil olmak üzere alerjileri ve solunum problemlerini tetikleyebilir. Evin, özellikle kumaş ve halıların mümkün olduğunca temiz ve kuru tutulması rahatsızlıkları azaltmaya yardımcı olur.

Radon

Kapalı alanlardaki radonun en yaygın kaynağı evlerin inşa edildiği toprak veya kayadaki uranyumdur. Yerdeki uranyumun doğal bir şekilde parçalanmasıyla radon gazı açığa çıkar. Ev bu uranyum yataklarının üzerinde oturuyorsa, kanserli gaz evin içine yayılabilir. Çevredeki havada biraz radon gazı vardır ama evde çok fazla bulunması tehlikelidir. Radyoaktif parçacıklar solunduğunda veya yutulduğunda hasara neden olur. Radon gazı sigara içmeyenlerde akciğer kanserinin önde gelen nedenidir ve genel nüfus için akciğer kanserinin ikinci önde gelen nedenidir. Binalara zeminlerdeki ve duvarlardaki çatlaklar ve deliklerden, sıhhi tesisat ve kabloların çevresinden girer.
Radon koklanamaz veya görülemez, sağlık etkileri genellikle uzun yıllar boyunca belirgin değildir. Basit bir test evde çok fazla radon olup olmadığını gösterebilir. Çevrimiçi olarak veya yapı ve donanım mağazalarından test kiti satın alınabilir veya sertifikalı bir profesyonelden kiralanabilir. Radon gazının ölçümünü profesyonel bir ekip de yapabilir. Yüksek miktarda radon bulunursa, seviyeleri etkili bir şekilde azaltmak için havalandırma ve fan kullanan sistemler oldukça kolay bir şekilde yerleştirilebilir. Elektronik radon ölçüm cihazlarının alınarak eve takılması biraz pahalı olabilir. Bu cihazlarla sadece günlük değil haftalık, aylık sonuçlara da ulaşılabilir. Kullanılan sudaki radon düzeyi de bazı kitler yardımıyla ölçülebilir.

Asbest

Yaşanılan ev ya da bina 1920 ve 1978 arasında inşa edilmişse o dönemin evleri için yalıtım malzemesi olarak kullanılan asbeste maruz kalınabilir. Bir evde veya binada sadece asbest bulunması tehlikeli değildir. Tehlike, asbest malzemelerinin zamanla hasar görmesidir. Hasarlı asbest, asbest liflerini serbest bırakabilir ve sağlık için tehlike oluşturabilir. İyi durumda olan asbest malzemeleri için yapılacak en iyi şey onu kendi haline bırakmaktır.

Kurşunlu Boyalar

Yaşanılan ev 1978’den önce inşa edilmişse, muhtemelen içinde veya dışında kurşun bazlı boya vardır. Eğer boya iyi durumda ise bir sorun olmayabilir fakat çatlayıp kabuklanmaya, soyulmaya veya yıpranmaya başladığında vücut tarafından emildiğinde beyine ve diğer organlara zarar verebilecek tozlar oluşturabilir. Bir başka, daha çağdaş kurşun zehirlenmesi riski kokulu mumlardan kaynaklanır. Balmumundan fitile, kokunun kendisine kadar, seri olarak üretilen kokulu mumlar, yanmamış olsa bile havaya zararlı kimyasallar salabilir. Evler kurşun bakımından bir profesyonel tarafından test edebilir ve herhangi bir sorunun çözümü için ne yapılabileceği söylenebilir. Kurşun çocuklarda davranış ve öğrenme sorunlarına neden olabilir. Evde kurşun maruziyeti riski taşıyan küçük bir çocuk varsa, çocuğun kanı kurşun seviyeleri bakımından test ettirilmelidir.

Tütün Dumanı

Diğer insanların içtiği veya kişinin kendi içtiği sigaranın dumanına uzun süre maruz kalması akciğer kanseri, solunum yolu enfeksiyonları, diğer akciğer problemleri ve muhtemelen kalp hastalığı riskini artırır. Sigara içmek vücudun hemen hemen her organına zarar verir, çok sayıda hastalığa neden olur ve genel olarak sağlığı azaltır. Sigarayı bırakmak kişilerin hayatına yıllar katabilir.

Yanma Gazları

Karbon monoksit, azot oksitler ve kükürt dioksit içeren bu gazlar grip benzeri semptomlara, solunum hastalıklarına ve hatta ölüme neden olabilir. Koklanamayan ve görülemeyen karbon monoksit gazı fırınlar, şömineler, su ısıtıcıları, kurutucular ve otomobiller tarafından üretilebilir, özellikle uygun havalandırma olmayan mutfaklarda hızla birikebilir. Evde birikirse ve havalandırılmazsa ölümcül olabilir. Evlere karbon monoksit dedektörleri takılmalı ve uygun şekilde kullanılmalıdır. Bazı çalışmalar, gaz sobalarının yaklaşık yarısının karbon monoksiti tehlikeli seviyelere çıkarabileceğini göstermektedir. Davlumbaz kullanılmalı veya tehlikeli gazlar pencereler açılarak düzgün bir şekilde hava akımı sağlanarak uzaklaştırılmalıdır. Bacaların ve fırının her yıl temizlenmesi ve bakımı da önerilir. Asla portatif gazyağı ısıtıcıları gibi yanma cihazları iç mekanlarda kullanılmamalıdır. Karbon monoksit zehirlenmesinin belirtileri baş ağrısı, nefes darlığı, bulanık görme ve baş dönmesi, kafa karışıklığı, halsizlik ve mide bulantısıdır. Bunlardan birini hissedenler hemen temiz hava almalı ve ardından 112’yi aramalıdır.

Oda Spreyleri ve Tütsüler

Oda spreyleri hoş bir koku verse de sağlığı olumsuz etkileyebilir. Yanan tütsüler havaya büyük miktarlarda partikül madde gönderebilir ve daha sonra solunum yollarına yerleşebilir. Aynı zamanda cilt tahrişine neden olabilecek eser miktarda kimyasal içerir. Kokulu mumlar, yağ difüzörleri ve kokulu spreyler ftalatlar, hormonlara müdahale ederek endokrin sistemi bozabilecek kimyasallar içerebilir. Ftalatlar vücudun içinde sentetik bir hormon gibi davranabilir. Doğal uçucu yağlar kullanılarak, taze çiçek satın alınarak veya sadece pencereler açılarak evlerin havası güvenle tazelenebilir.

Temizlik Ürünleri

Bazı ürünler doğru kullanılmazsa tehlikeli olabilir. Ev temizlik ürünlerinin içindeki maddeler boğazı ve gözleri tahriş edebilir, baş ağrısına, solunum problemlerine ve diğer rahatsızlıklara neden olabilir. Bazıları kanser riskini bile artırabilir. Aerosoller, hasara neden olabilecek kimyasallar olan uçucu organik bileşiklere sahiptir. Ayrıca, amonyak ve çamaşır suyu uygun şekilde kullanılmazsa zararlı olabilir. Daha az uçucu organik bileşik, koku ve yanıcı bileşen içeren veya içermeyen ürünler kullanılmalı, en az tehlikeli kimyasallar seçilmelidir. Bunlar kullanılırken kapılar veya pencereler açık tutulmalıdır. Ev kimyasalları çocuklardan ve evcil hayvanlardan uzak tutulmalıdır. Mümkünse kimyasallar evin dışında ve yaşam alanlarından uzakta saklanmalıdır. Çamaşırlar yıkanırken giysilerin hoş kokmasını sağlamak için kullanılan kokulu deterjanlar ve yumuşatıcılar da zararlı olabilir. Bu kokulu ürünler genellikle zamanla sağlık sorunlarına neden olabilecek ftalatlar veya diğer zararlı kimyasallar içerir.

Pestisitler

Çim, bahçe ve diğer peyzaj bakımı yapılırken kimyasal böcek ilaçları (pestisit) kullanmaktan kaçınılmalıdır. Böceklerden kaçınmak için yakacak odun evden uzakta saklanmalı, yiyecekler hava geçirmez kaplarda tutulmalı ve dökülen yiyecekler temizlenmelidir. Pestisitler kullanılmadan önce, karıncaları, hamamböceklerini ve kemirgenleri evden uzaklaştırmak için üç basit strateji denenmelidir:
-Yiyeceklerin üzeri kapatılmalı, kirli bulaşıklar temizlenmeli, çöp kutusunun üzerinde sıkı bir kapak olmalı, bu yollarla böcekler aç bırakılmalıdır.
-Lavabonun suyu boşaltılmalı, sızdıran muslukları düzeltilmelidir.
-Süpürgelikler boyunca çatlaklar kapatılmalı, yüzeylerdeki delikler onarılmalı, dağınıklık temizlenmeli, bu yolla böcekler evden uzak tutulmaya çalışılmalıdır.

Klima ve Isıtıcılar

Bu sistemler evlerdeki nem, toz ve mikropların seviyesini değiştirir. Uygun şekilde takıldığından ve bakımlarının yapıldığından emin olunmalı ve filtreleri düzenli olarak değiştirilmelidir. Evdeki havanın içinde bulunan çok küçük parçacıkları temizleyen özel bir HEPA filtresi denenebilir. Hepa hava filtreleri iç mekan hava kalitesini iyi derecede artırabilir fakat daha etkili olması için hem HEPA filtreleri hem de aktif karbon filtrasyonu kullanmalıdır: HEPA filtreleri, havadaki çok küçük partiküllerin yüzde 99.97’sini yakalayabilir ancak formaldehit, benzen veya çözücüler gibi uçucu organik bileşikleri yakalayamaz çünkü bunlar gaz halindedir ve yakalanabilmeleri için aktif bir karbon filtresine ihtiyaç vardır. Klima filtreleri düzenli olarak temizlense bile, mikroplar ünitenin içinde büyüyebilir. Klimalar potansiyel olarak tehlikeli küfleri ve lejyonella gibi bakterileri [lejyoner hastalığına neden olur] barındırmasıyla ünlüdür. Klima ve ısıtıcılardaki hava kanallarının içinde küf birikirse, toz ve kalıntılar tıkarsa profesyonel bir temizlik yaptırılması düşünülebilir. Ne yazık ki, bir klima ünitesini küf veya bakteri bulunduğunda düzgün bir şekilde temizlemek neredeyse imkânsızdır, bu nedenle en iyi çözüm, mümkünse yeni bir ünite ile değiştirilmesidir.

Mutfaktaki Plastikler

Plastik saklama kapları genellikle BPA (Bisphenol A) gibi zararlı kimyasallar içerir. Yeniden kullanılabilir su şişeleri, içecek kapları veya sürahileri gibi sert ve parçalanmaya karşı dayanıklı olarak pazarlanan polikarbonat plastik ürünler de genellikle vücudun hormonlarına müdahale edebilen ve potansiyel olarak kanser ve diyabet gelişme riskini artırabilecek BPA içerir. Ve ambalajdaki “BPA içermez” kelimeleri aldatıcı olabilir. Birçok üretici, BPA’yı aynı aileden benzer bir kimyasalla değiştirmiştir, bu da aynı derecede kötü olabilir. Mümkün olduğunca plastik kullanılmamalı, cam saklama kapları veya paslanmaz çelik su şişeleri tercih edilmelidir.

Bulaşık Süngerleri

Mutfak, temizlik konusunda iyi olunsa bile evdeki en kirli yerlerden biri olabilir. Bulaşık süngeri aslında sorunun bir parçası olabilir ve hastalığa neden olan salmonella gibi mikropları yayabilir. Süngerler kullanımdan sonra sabunlu suyla yıkanıp çok iyi durulanarak temizlenmeli, sık sık 30 dakika boyunca bir oksijenli ağartıcı çözeltiye batırılmalı, çıkarıldıktan sonra kurumasını beklenmelidir. Süngerler bulaşık makinesine veya mikrodalga fırına da koyulabilir. Bir çalışma, süngerin mikrodalgada iki dakika boyunca bırakılmasıyla bakterilerin yüzde 99’unun öldüğünü bulmuştur. Bulaşmayı en aza indirmek için çiğ eti temizlemek için sünger yerine kağıt havlu kullanılmalıdır. Sentetik süngerlerin temizlenmesi daha gözenekli doğal süngerle göre daha kolaydır. Ne kullanılırsa kullanılsın sünger düzenli olarak yenilenmelidir.

Yapışmaz Tencere ve Tavalar

Konu daha çok araştırma gerektirse de şu an bilinenlere göre yiyeceklerin bu tür tencerelere yapışmasını önlemek için kullanılan sentetik kimyasallar yüksek ısıda pişirme sırasında serbest kalabilmekte ve potansiyel olarak zararlı olabilmekte, hatta grip benzeri semptomlara neden olabilmektedir. Paslanmaz çelik veya döküm demir tencere ve tavalar tercih edilmelidir.

Gıda Zehirlenmesi

Gıda zehirlenmesini önlemek için gıdalar uygun şekilde hazırlanmalı ve saklanmalıdır. Bakteri ürememesi için buzdolabı 4 santigrat derecenin altında tutulmalıdır. Pişmiş, bozulabilen yiyecekler mümkün olan en kısa sürede soğutulmalıdır. Kesme tahtaları her kullanımdan sonra sabun ve sıcak su ile yıkanmalı, çiğ et, kümes hayvanları veya balıkların iyi pişirilmeyecek yiyeceklerle temas etmesine izin verilmemelidir. Çiğ veya az pişmiş yumurta yemekten de kaçınılmalıdır.

İç Mekânların Havası Dış Mekanlardaki Havadan Daha Kirlidir

Enerji verimliliği birçok evin sıkı bir şekilde kapatıldığı ve her türlü dış havanın içeriye ulaşmasını önlediği anlamına gelir. Bu, enerji faturaları için harika olsa da, potansiyel bir sağlık problemidir. Unutulmamalıdır ki iç mekân havası genellikle dış mekân havasından daha kirlidir. Sıkıca kapatılmış bir evin etkileri mümkünse pencere ve kapılar açılarak doğal bir şekilde havalandırma yoluyla, banyo yaparken ve yemek pişirirken havayı dışarı çeken fanlardan yararlanılarak tersine çevrilebilir.
Evler aşırı dezenfekte edildiğinde ve bakterilerin çoğu yok edildiğinde durum geri tepebilir. Sabun ve su, bizi birçok şeyden koruyacak süper etkili bir temizleyicidir. Antimikrobiyal temizlik ürünleri ve dezenfektanlar zamanla öldürülemeyen bakterilerin oluşumunu teşvik edebilir. Dezenfektanlar antibiyotiğe dirençli süper mikroorganizmaların büyümesini kolaylaştırabilir, birçoğundaki bileşenler insan sağlığı ve çevre için zararlıdır. Çoğu rutin temizlik dezenfeksiyon gerektirmez, evdeki kir ve organik maddelerin çoğunu temizlemek için basitçe sabun ve su yeterlidir.

Kaynakça:
https://www.webmd.com/a-to-z-guides/ss/slideshow-toxins-in-your-home?ecd=soc_fb_200512_cons_ss_toxinsinhome&linkId=100000012289654&fbclid=IwAR3WxFpbtY9ylvEths0hRe24ynD0ofSE2t6XZ7xW1DKJvYomxn8c76roRbk<br /
https://www.timesfreepress.com/news/chatter/story/2019/nov/01/your-house-making-you-sick-10-commhealth-conc/506560/
https://www.thehealthy.com/home/house-making-you-sick/
https://www.mindbodygreen.com/0-26968/5-signs-your-house-is-making-you-sick-how-to-solve-them.html

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar