Savaşların tarihi, aynı zamanda insanların güç ve iktidar mücadelesi için ne derece çılgınca şeyler yapabileceğinin de ispatı gibidir. Krom Kubbe Operasyonu, Soğuk Savaş sürecinde yaşanmış nükleer silah tehlikesinin doğurduğu bir tedbir ve teyakkuz sistemidir. ABD ve Sovyetlerin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra nükleer silahlara sahip olması dünyayı muhtemel bir savaşta yıkımın eşiğine getirmiştir. Küba füze kriziyle en üst seviyeye çıkan bu ihtimal, dünyamızın nasıl büyük badireler atlattığını göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir. ABD veya Rusya’dan atılabilecek herhangi bir nükleer füze milyonlarca kişinin ölmesine yol açabilecek güçteydi. Böylesi bir tehlike karşısında güçler arasında ilk vuruş yeteneği ve bunu sağlamaya yönelik sistemler arayışı başladı. Karşılıklı Yıkım Garantili Yok Oluş Doktrini olarak isimlendirilen bu durum Soğuk Savaş boyunca literatürde en çok tartışılan konu başlığı oldu.
Krom Kubbe Operasyonu hakkında medyada pek bir bilgi yoktur, çünkü bu aynı zamanda içinde hala oldukça sıkı korunan sırlar barındıran bir operasyondur. Bu operasyon 1958 ile 1968 seneleri arasında aktif olarak yürütülen dünyanın şimdiye kadarki en yüksek maliyetli ve kapsamlı nükleer savaş savunma harekatıdır. Rusya’nın hidrojen bombası denemelerinde başarılı olmasından sonra kendilerini risk altında hisseden Batılı ülkeler için ekstra emniyet tedbirleri kaçınılmazdı. Bu amaçla General Thomas S. Power tarafından planlanan Krom Kubbe Operasyonu hayata geçirildi. Operasyon, Sovyetler Birliği sınırları etrafında yedi gün 24 saat esasına göre termonükleer silahlarla donanmış B-52 Stratofortress uçaklarının her an saldırı yapabilecek şekilde uçuş yapmasını içeriyordu. Bu operasyonla Rusya’nın muhtemel ani saldırıları daha havadayken tespit edilebilecek ve anında karşılık verilerek ilk vuruş üstünlüğü elde edilecekti. 24 saat kesintisiz uçan uçaklara yakıt ikmali de havada yapılmaktaydı. Ağır bombardıman uçakları havadayken hem saldırı yapabilecek hem de erken uyarı ve teyakkuz imkanını arttıracaktı.
Krom Kubbe Operasyonu, Rusya’yı çevreleyen coğrafyanın yanı sıra Rus füzelerinin hedefi olabilecek Avrupa ve Afrika kıtası sınırlarını da kapsayacak bir genişliğe sahipti. Operasyon o derece gizliydi ki her biri 1,45 Megaton ağırlığa sahip dört nükleer bombayı taşıyan bu uçaklardan

üzerinde uçtuğu müttefik ülkelerin bile haberi yoktu. Uçakların taşıdığı bu bombalar Hiroşima’ya atılandan 100 kat daha yıkıcı ve kuvvetliydi. Bu operasyonlar boyunca Sovyetlere karşı önlem olarak büyük bütçeler ayırıp araştırmalar yaparken içine düştüğü ekonomik krizlerden ötürü Sovyet dağılışının zemini hazırlanmıştır.
Krom Kubbe Operasyonu Batılı ülkelerin ve ABD’nin kendi güvenliğini sağlarken taşıdıkları bombaların yıkıcı güçlerinin karıştığı kazalar nedeniyle dünya çok büyük tehlikelerden kıl payı kurtulmuştur. Operasyon boyunca birçok kaza yaşanırken bu kazalardan ikisi çok sonra ortaya çıkan belgelere göre tehlikenin boyutlarının bilinmesi açısından oldukça mühimdir.

İspanya Kazası

Stratejik bombardıman uçakları B-52’ler Türkiye sınırındaki devriye görevlerini bitirdikten sonra yakıt ikmali yapmak için İspanya’daki ABD üssüne yönelirler . 17 Ocak sabahı KC-135 tankerinden yakıt almak isterken yaşayan kazada iki uçak çarpışarak düşer personelin birçoğu kurtarılırken birkaç personel de hayatını kaybeder. Uçakların enkazı ise İspanya’nın Palomares bölgesine düşer. Düştüğü bölgede epey geniş bir alana yayılan enkaz incelenirken dört nükleer bombanın kayıp olduğu fark edilir. Uzun süren aramalardan sonra bombaların okyanusa düştüğü tespit edilir. Uzun aramalara rağmen bombalar bulunamayınca ABD’den gelen Alvin isimli özel su altı arama aracıyla yapılan aramalar netice verir ve bombalar bulunur. Uçakların düştüğü bölgedeki radyoaktif serpintiden ötürü uzun seneler boyunca çok sayıda ölüm yaşanmıştır. Uzun süre görülen ölümcül hastalıkların yanında bombaları arama ekibinde yer alan araştırmacıların birçoğu kanser olur. ABD hükumeti bu yüzden hem bölge halkına hem de araştırmacılara yüklü miktarda tazminatlar öder ve bölgenin radyoaktif kirliliğini temizlemeyi kabul eder.

Thule Kazası

Bu son kaza aynı zamanda Krom Kubbe Operasyonun da sonu oldu. Her zamanki devriye görevinde olan B-52 bombardıman uçağı Grönland üzerindeyken uçakta meydana gelen ısıtma ve izolasyon arızasından dolayı yangın çıktı. Uçaktaki mürettebattan altısı paraşütle atlayıp kurtulurken bir personel çıkan yangından dolayı hayatını kaybetmiştir. ABD’nin ileri savunma üslerinden biri olan Thule civarında düşen uçaktaki dört hidrojen bombası özel tertibatından dolayı patlamadı ancak bombalar düştükleri yerde radyoaktif sızıntıya sebep oldukları için dünya ve okyanus çevre sağlığı açısından muazzam bir kirlilik meydana geldi. Kazadan sonra Danimarka hükumeti ada üzerindeki nükleer bomba taşıyan uçakların uçuşlarını yasakladı. ABD hükumeti kaza sonucu oluşan kirliliği ortadan kaldırmak için milyonlarca dolar harcayarak binlerce işçiyle dokuz ay boyunca kazanın yaşandığı bölgede temizleme faaliyeti yürütmüştür. “Crested Ice” ismi verilen temizleme kampanyası kamuoyu baskısı nedeniyle alelacele gerçekleştirildiği için temizleme faaliyetine katılan işçilerin ihtiyaç duydukları koruyucu giysi ve teçhizatlara sahip olmadan çalıştırılmaları sonraki senelerde Danimarka hükumeti için ciddi tazminatlara yol açtı. Radyoaktif sızıntının etkilerini gidermek için kaza mahalline 500.000 galon kirli su taşınmıştır. Kaza bölgesinde temizlik çalışmasına katılan yerel işçiler arasında radyoaktif serpintiye bağlı kanser vakıalarının hala ölümlere sebep olduğu söylenir.

Thule kazası Krom Kubbe Operasyonlarının barındırdığı riskler açısından sürdürülebilirliğinin sorgulanmasını sağladı ve 28 Ocak 1968’de nükleer bombalı uçuşlar yasaklandı. Bundan sonra yaşanacak nükleer kazalarda tarafların birbirlerini haberdar etmelerini sağlayacak anlaşmalar imzalandı. Bu karar aynı zamanda Krom Kubbe Operasyonun sonu oldu. Operasyonun sonlandırılmasının ardından 1971 senesinde ABD ve Rusya arasında Nükleer Savaş Riskini Azaltma Tedbirleri Anlaşması imzalandı. Bu kazalar aynı zamanda nükleer silahların ateşleme mekanizması açısından da yeterince güvenli olmadığını gösterdi. Bunun üzerine Los Alamos’ta sürdürülen araştırmalarda daha emniyetli ateşleme mekanizmaları geliştirildi.

Kaynakça:

http://www.travelthruhistory.tv/chrome-dome-nuclear-bomb/
https://francisharoldpotter.com/2013/12/16/operation-chromedome/

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here