Sinirden Kasa Uyarı İletimi

Bir sinir yolunda, birbirini izleyen nöronlar arasındaki sinapslarda bir boşluk olduğu gibi bir aksonun son ucuyla bunun bağlantı yaptığı efektör arasında da bir boşluk vardır. Eğer efektör bir iskelet kasıysa bu boşluk özelleşmiş bir yapı içinde yer alır. Sinir kas kavgıgz (ya da motor uç plak) adı verilen bu yapı, aksonun son ucuyla komşu kas yüzeyi tarafından oluşturulur. Bu boşluktan iletim, nöronların çoğunun arasında olduğu gibi transmitter kimyasallar aracılığı ile olur ve sinirle kas arasındaki iletimin temelindeki biyokimyasal olaylar bildiğimiz kimyasal sinapslardakilere çok benzerler.
Hayvanlarda, çeşitli tipteki sinir ağları, kasların çok hassas biçimde kontrol edilmesini sağlar. Omurgasızların çoğunda üç çeşit motor nöron içeren tipik bir sistem vardır. Bunlar; büyük, hızlı kasılmalar yaratan bir “hızlı” sinir teli, yavaş ve daha hassas kontrol edilen hareket sağlayan bir “yavaş” sinir teli ve kasılmayı önleyen bir inhibitorik sinir telidir. Daha yüksek omurgasızlarda, kaslar internöronlar gibi davranıp inhibitorik ve uyarıcı impulsları entegre ederler.

Birçok omurgasız kas teli, aşamalı bir tepki sergiler; bunlar uyarımın hızıyla orantılı olarak kasılırlar. Omurgalılarda iskelet kaslarının hareketi oldukça farklı bir strateji izler, birincisi kas başına düşen sinir teli sayısı çok daha fazladır, fakat bunların her biri ya hep ya hiç prensibine göre tepki verir. İkinci olarak inhibitorik internöronlar yoktur; bunun yerine, zıt etkili kaslar çiftler halinde organize olmuşlardır, örneğin biri bir parmağı gererken diğeri büker. Yüksek omurgasızlarda kas telleri, kendilerine gelen çeşitli impulsları kendileri entegre ederken, omurgalılarda bu işlem merkezi sinir sistemi tarafından başarılır. Kaslarda çok daha fazla sayıda motornöron lifi vardır ve bunların herbirinin etkisi göreceli olarak daha azdır.
Merkezi sinir sistemi, kontrolü şu yollarla sağlar:

1.aktif olan sinir teli sayısını ve bunların impuls çıkarma hızını düzenleyerek,

2.kas çiftlerine (antagonist) giden sinyalleri dengeleyerek. Böylece bunlar zıt yönde etki gösterirler.
Omurgalı iskelet kasında sinir-kas kavşağındaki transmitter, asetilkolindir.
Kaslarda paralize yol açan çeşitli ilaçlar, örneğin botulizmden sorumlu bakterinin ürettiği zehir ve Güney Amerika yerlilerinin zehirli oklarında kullandıkları sinir -kas blokeri olan kürar- bu etkilerini motor nöronlar ile kaslar arasındaki iletimi önleyerek gösterir. Artık kürarın bir asetlilkolin taklitçisi olduğu biliniyor, reseptörlere bağlanmakta, fakat kanal kapılarını açamamaktadır. Asetilkolinesterazın bunu inaktive edememesi işleri daha da kötüleştirir. Reseptörler kalıcı olarak bloke edilirler ve iletim durur. Diğer yandan botulin toksininin etkisi iyi anlaşılamamıştır. Önce sinir-kas kavşağındaki presinaptik uçların aşırı aktivite göstermesine yol açar ve bunun sonucunda kaslarda hafif kasılmalar (tremor) ve paraliz oluşur, fakat bir süre sonra aynı uçlarda aktivite durur ve olay ölümle sonuçlanır. Sinir-kas kavşağı en azından bir ölümcül virüsün daha etki alanıdır: Kuduz virüsünün. Kuduz virüsünün aşırı virülansı ve konakçılarının geniş filogenetik yelpazesi, virüsün asetilkolin reseptörlerine özgül afınitesinin bir sonucu gibi görünmektedir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :