Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Sjögren Sendromu İle İlgili Bilmemiz Gereken Can Alıcı Noktalar Nelerdir?

1 117

Sjögren Sendromu nedir?

Bu hastalık, öncelikle tükrük-gözyaşı ayrıca vajinal salgılar, solunum yolu salgı bezlerindeki fonksiyon bozukluğundan kaynaklanan ” sistemik otoimmün” hastalıklar grubuna dahildir. Otoimmün hastalıklar, vücudumuzdaki doku ve organlara zarar veren, vücudun kendi doku ve hücrelerine karşı immün reaksiyonlarla oluşmaktadır.Bu hastalık grubuna dahil diğer hastalıklar , Romatoid Artrit, Sistemik Lupus Eritematozus,Reiter Sendromu, Skleroderma, Polimiyozit-Dermatomiyozitis’tir. Bu hastalık %80-%90 oranında kadınlarda görülmektedir.Genellikle 40’lı yaşlarda görülen bu hastaların çocuklarda da nadiren görüldüğü gözlenmiştir. Tanısı zor konulan bu rahatsızlığın en büyük özelliği, sinir sistemi, akciğerler,cilt, damarlar gibi organ ve sistemleri tutabilmesidir. Bu nedenle hasta, teşhis konulana kadar zor bir süreç geçirmektedir. Ağız ve göz kuruluğu ile başlayan hastalık ileri dönemlerde akciğer, karaciğer, böbrek vb. organları tutabilir, farklı bir rahatsızlığa sebep olabilir.

Sjögren Sendromu’nun Belirtileri Nelerdir?

– Gözlerde ve boğazda kuruluk. (Gözlerdeki kuruluk çok tehlikelidir, ileri safhalarda körlüğe bile neden olabilir.)
– Vajinal kuruluk. (Bu durum ağrılı cinsel ilişki, mantar, idrar yolu enfeksiyonu vb. rahatsızlıklara yol açabilir.)
– Burun ve üst solunum yolunda kuruluk. ( Bu durum boğazdaki enfeksiyonun ciğerlere daha kolay inmesine ve yayılmasına sebep olur.)
– Tükürük salgısında azalma. Bu durum dişlerde çürümeye ve diş eti rahatsızlıklarına yol açar. Mantar plaklarının oluşmasına neden olur.
– Eklemlerde ağrı ve halsizlik
– Soğuğa karşı hassasiyet ve soğuk hava ile temas eden uzuvlarda beyazlama söz konusu olabilir.
– Bu hastalık bazı hastalarda “Lenfoma” yani lenf bezi kanserini tetikleyebilir.
– Hastalığın belirtileri diyabet, hipertansiyon, kolesterol gibi hastalıklar için kullanılan ilaçların yan etkileriyle karıştırılabilir. Yaşlılıktan dolayı diye düşünülen rahatsızlıklar da hastalığın teşhis ve tedavi sürecini zora sokmaktadır.

Sjögren Sendromu Nasıl Tedavi Edilmektedir?

Teşhisi gibi tedavi süreci de zor ve uzun soluklu olan bu hastalık için ana maddesi Hidroksiklorakin olan ilaçlar kullanılmaktadır. Sjögren sendromunda uzun soluklu bir tedavi planlamak gerekir. Hidroksiklorakin içeren ve aslen sıtma tedavisinde kullanılan ilacın, vücudun kendi bağışıklık sistemine açtığı savaş sonucunda hücrelere zarar vermesini engellemekte etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca kas ve eklemlerdeki şiddetli ağrıları dindirir. Ağızdaki kuruluğu gidermek için tükürük bezlerinin fonksiyonlarını artıran ilaçlar kullanılmaktadır. Pilokarpin ve Cevimelin de tükürük salgısını artırmada kullanılabilir. Ayrıca hassas dişler için kullanılan diş macunu, gargara, pastil tedaviye ek olarak önerilmektedir. Sakız çiğnemenin de faydaları görülmektedir. Göz kuruluğu için de suni gözyaşı damlası ya da bu işlevi gören jeller önerilmektedir. Kornea’da hasarlar oluşabileceğinden, bu hastaların sürekli olarak göz doktorunun kontrolü altında olmaları gerekmektedir. Akciğer ile ilgili rahatsızlıklar için ayrıca sinir tutulumu gibi diğer organ ve sistemlerin fonksiyon bozuklukları için immünsüpresif (Bazı mikroplara karşı aşı ile veya doğal olarak kazanılmış direnç, vücudun bağışıklık sisteminin baskılanması durumu) tedaviler kullanılır.

Sjögren Sendromlu Hastaların Yaşamlarını Kolaylaştıracak Öneriler Nelerdir?

– Uyuduğunuz odanın nem oranının dengede olmasına dikkat etmelisiniz. Bunun için ev tipi buhar makinesi kullanabilirsiniz. Boğaz-burun kuruluğu ve üst solunum yolu enfeksiyonu riskiniz için bu durum önem taşımaktadır.
– Özellikle okyanus suyu ana maddeli tuzlu su spreylerini kullanmanız burun kuruluğunuz için faydalı olacaktır.
– Tüm bağışıklık sistemi hastalıklarında olduğu gibi vücudundaki zararlı maddeleri, mikropları atabilmek için bol sıvı tüketin.
– Banyodan sonra vücudunuza doktorunuzun da onay verdiği kaliteli bir nemlendirici kremle bakım yapın.
– Vajinal kuruluk için, jinekoloğunuza danışmadan bilmediğiniz bir ilaç ya da bitkisel tedavi uygulamayın.
– Vücudunuzu iyi tanımalı herhangi bir şişlik (özellikle kulak ve çene altı bölgesinde) ya da gözlemlediğinizde, farklı bir reaksiyonda beklemeden doktorunuza başvurmalısınız.
– Göz kuruluğu için kullandığınız damlaları ihmal etmeyin. Tabi bu yeterli olmayacaktır. her altı ayda bir göz doktorunuza kontrole gitmelisiniz.
– Ağız kuruluğunuz için özellikle limonlu veya farklı tatlardaki şekerli-şekersiz sakızlardan çiğnemeniz, tükürük bezlerinizi harekete geçirmekte faydalı olacaktır.
– Kuru ve kaşıntılı bir cilde sahipseniz etkisi kuvvetli sabunları kullanmayınız. Losyon kullanmanız daha uygun olacaktır.
– Güneşten etkileniyorsanız, en az 15 faktörlü güneş kremi, göz kuruluğunuz için de kaliteli bir güneş gözlüğü kullanabilirsiniz. Lens kullanmaktan kaçınmanız göz kuruluğunuzu azaltabilir.

– Özel bir diyet uygulaması olmayan bu rahatsızlık için, karın ağrısı yoğun hastalara lifli besinler önerilir. Bunun dışında bu hastalığa düşman şekerli gıda ve içeceklerin tüketimine son verilmelidir. Şeker susuzluğu artıracağından, ağız kuruluğu için zararlı olacaktır. Ayrıca çay-kahve, alkollü içecekler, kafeinli içecekler ağız kuruluğuna sebep olmaktadır. Sık su içebilir, ağzınızda küçük bir buz küpünü emerek eritebilirsiniz. Bu sizi rahatlatacak, ağız kuruluğunuzu giderecektir.

– Vücudunuz, kaslarınız ağrısa da doğa ile baş başa hafif yürüyüşler yapmaktan ve kendinizi çok yormadan yapabileceğiniz sportif aktivitelerden vazgeçmeyin.
– Moralinizi yüksek tutmalısınız, unutmayın ki; hastalıklar bizlere kurtulmamız gereken bir çok alışkanlığımızdan uzaklaşmamız, daha kaliteli yaşamamız için imkan sağlar. Sağlıklı bir yaşam dileğiyle…

Kaynakça:
www.romatizmahastaliklari.com

Yazar:Eda Şahan

 

Editör : Suna Korkmaz

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. Fehmi Güler diyor

    Bilgilerinize dolayı teşekkür ediyorum

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.