Tıbbi Bitkilerin Antiviral Potansiyeli

Bitkiler alemi oldukça çeşitlidir ve tek hücreli mikroskobik bitkilerden uzun ömürlü dev ağaçlara kadar değişir. Tıbbi ya da şifalı bitkiler, çeşitli bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan rahatsızlıkları tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bir tahmine göre yaygın olarak kullanılan ilaçların % 25’i bitkilerden izole edilen bileşikler içerir. Tıbbi bitkilerin bazıları geniş spektrumlu antiviral aktiviteye sahiptir ancak bitki özlerinin antiviral etkileri ile ilişkili moleküler mekanizmalar farklı virüsler arasında değişebilir. Birçok bitki ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla karşı karşıya olunan bir dönemde ilaç keşfi için zengin bir rezerv sunabilir. Geçmişte, çeşitli umut verici şifalı bitkilerin antiviral aktivitesine yönelik araştırmalar virüslerin oldukça bulaşıcı doğası ve bitkilerden antiviral bileşenlerin tanımlanması için uygun ayırma tekniklerinin eksikliği nedeniyle sınırlı olmuştur. Antiviral bileşenlerin tanımlanması için her bir bitkinin veya bunların ayrı ayrı parçalarının (gövde, yapraklar, kökler, çiçekler, ağaç kabuğu) taranması imkânsızdır. Şifalı bitkilerin antiviral özellikleri ile ilgili güncel bilgiler öznel bilgilere dayanmaktadır.

Virüsler Bakterilerden Farklıdır

Kış, yılın soğuk algınlığı, grip ve uçuk gibi virüslerin neden olduğu her türlü hastalığa karşı özellikle savunmasız olduğumuz bir zamanıdır. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, ateş ve nefes alma zorluğu, viral bir enfeksiyona işaret edebilecek semptomlardır. Virüsler, enfeksiyona neden olan bakterilerle karıştırılmamalıdır. Virüsler, bilgi içeren ve insan vücudunun hücrelerini kendi kopyalarını oluşturmak için kullanan küçük nükleik asit parçalarıdır. Viral enfeksiyonlar bakteriyel enfeksiyonlardan farklı olarak antibiyotikler gibi ilaçlarla tedavi edilemezler ancak önlemeye yardımcı olabilecek ve viral bir enfeksiyon meydana gelirse iyileşme sürecini hızlandıracak bazı otlar vardır.

Bağışıklık Sistemi Güçlü Tutulmalıdır

Virüsler için hedeflenmiş tıbbi tedavi yoktur, antiviral ilaçlar semptomların şiddetini azaltabilir fakat virüsü doğrudan durdurmazlar. Sonuç olarak, tüm enfeksiyonlara karşı en iyi savunma sağlıklı bir bağışıklık sistemidir ve bir virüs olduğundan şüphelen kişilerin evde herhangi bir ilacı ya da bitkiyi denemeden önce doktoruna danışması her zaman iyi bir fikirdir. Tüm antiviraller her koşulda aynı şekilde çalışmaz; örneğin, yeni koronavirüsü tedavi ederken mürverin zararlı olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır, bu nedenle belirtiler varsa sağlık uzmanına danışılmalıdır. Birçok antiviral bitki, öncelikle in vitro olarak incelenmiştir ancak insan araştırmasının çok sınırlı olduğunu bilmek önemlidir ve doğal antivirallerin etkileri hakkında kesin açıklamalar yapmadan önce daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu bilmek önemlidir. Bunu akılda tutarak, şu anda mevcut olan en umut verici doğal antiviral bitkilerden bazıları aşağıda açıklanmıştır.
Mürver
Kara mürver (Sambucus nigra) en popüler doğal antivirallerden biridir ve uzun zamandır grip semptomlarının uzunluğunu, şiddetini azaltmak için kullanılmaktadır. Mürver özü, sağlıklı hücreleri delip geçmeye ve istila etmeye yarayan bir virüs proteini üzerindeki küçük sivri uçlara bağlanır ve virüsün etkisiz kalması için onları yok eder. Mürver ayrıca herpes simpleks virüsüne ve bazı HIV türlerine karşı etkili olabilir. Journal of Functional Food’da yayınlanan bir çalışmada, özellikle in vitro olarak influenza virüsüne bakılmış ve mürver ekstraktının influenza virüsü döngüsünün erken aşamalarında hafif inhibitör etki gösterdiğini ve enfeksiyon sonrası aşamada daha güçlü bir etki gösterdiği bulunmuştur. Mürver içeren bir takviyenin, Tamamlayıcı Tıp Teorileri’nde (ABD, Complementary Theories in Medicine ) yayınlanan, toplam 180 katılımcıyı içeren bir araştırmanın meta-analizinde üst solunum yolu semptomlarını önemli ölçüde azalttığı da bulunmuştur. Mürver takviyelerinin, erken belirtiler ortaya çıktığında tentür veya şurup formunda (yetişkinler için günde yaklaşık 3 yemek kaşığı ve 2 yaşın üzerindeki çocuklar için günde 3 çay kaşığı) alınması önerilir fakat mürver ve mürver çiçeği sistematik bir incelemeye göre bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Mürver denenmeden önce doktorla konuşulmalıdır.
Meyankökü
Meyankökü, virüslerin replikasyonunu (çoğalmasını) azaltan ve sağlıklı hücrelere nüfuz etme yeteneklerini durduran glisirizin adı verilen bir madde içerir. HIV suşları ve viral hepatit dahil olmak üzere birçok viral hastalığın tedavisinde etkili olduğu kaydedilmiştir.
Zerdeçal
Zerdeçalın ana bileşiği olan kurkumin, 1700’lere kadar bütünleştirici tıpta kullanılmıştır. Özellikle Zika ve Chikungunya virüslerini in vitro olarak inceleyen ve yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar virüslerin doğrudan kurkumin veya kurkumin türevleriyle inkübe edildiğinde enfektivitesini kaybettiğini ve kurkumin’in virüsün hücrelere bulaşma yeteneğini değiştirdiği bulunmuştur. Araştırmacılar, kurkuminin, virüslerin hücre yüzeyinde bağlanmasını engelleyerek çoğaltma yeteneğini azalttığına inandıklarını belirtmektedir. Curcumin ayrıca yayınlanan güncel bir araştırmaya göre, birkaç farklı virüs türüne karşı antiviral aktivite göstermiştir. Bütünsel ve bütünleştirici tıpçılara göre kurkumin takviye şeklinde alınabilir veya zerdeçal baharat olarak mutfakta kullanılabilir. Ayrıca, emilim oranını artırabilecek karabiber ile birleştirilmesini önerir. Araştırmacılara göre, antikoagülanlar veya antiplatelet ilaçlar gibi kan inceltici ilaçlar kullananlar kurkumin almaktan kaçınmalıdır. Kutkumin kanın pıhtılaşmasını yavaşlatabilir, kanamaya ve morarmaya neden olabilir.
Zeytin yaprağı
Zeytin ağaçlarının (Olea europea) yaprakları elenoik asit denilen bir madde içerir ve kalsiyum elonat, laboratuar testlerinde grip, uçuk, çocuk felci ve coxsackie virüsleri de dahil olmak üzere çok çeşitli virüslerin güçlü bir inhibitörü olarak tanımlanmıştır. Bu maddeler virüslerin çoğalmasına izin veren enzimlerin üretimini engeller.
Kekik yağı
Amerikan Mikrobiyoloji Derneği’ne göre virüsleri parçalayan ve konakçılarına bulaşma yeteneklerini azaltan, potansiyel doğal bir antiviral olan karvakrol, kekik yağındaki birincil aktif bileşendir. Kekik yağının diğer ana bileşeni olan timol de antiviral özelliklere sahip olabilir. Yayınlanan bir in vitro çalışmada timolün herpes virüsünün aktivitesini bir saat içinde % 90 oranında azalttığı görülmüştür. Araştırmacılara göre kekik yağı viral enfeksiyonlardan başka inflamasyonla ve alerjilerle savaşmaya da yardımcı olabilmektedir. Kekik yağı keskin bir tadı olabileceğinden, tentürler veya damlalar şeklinde alınabilir. Sıvı halde alınırsa her gün doğrudan dil üzerine birkaç damla koyulabilir. Hamileler veya demir eksikliği olanlar kekik yağı almaktan kaçınmalıdır çünkü demir emilimini olumsuz etkileyebilir.
Nane
Nane veya Mentha piperita doğal antiviral özelliklere sahip olduğu söylenen bir bitkidir. Yüksek konsantrasyonlarda bulunan mentolün yanı sıra, kişileri sağlıklı tutmada rol oynayabilecek flavonoidler, polifenoller ve tokoferoller gibi 40’tan fazla bileşik içerir. Nane içindeki aktif bileşiklerin konsantre bir formu olan nane yağı özellikle yararlı olabilir. Bir çalışmada araştırmacılar nane yağının kontrollü bir laboratuar ortamında maruz kaldığında herpes virüsünün viral aktivitesini azaltabileceğini bulmuşlardır. Kişiler esansiyel yağları evde kendi kendine ilaç olarak kullanmaktan kaçınmalıdır ayrıca nane yağı doğrudan cilde uygulanmamalıdır çünkü kızarıklıklara ve döküntülere neden olabilir. Hamile kadınlar da nane yağından kaçınmalıdır.
Sarımsak
Sarımsak, latince ve tıpta bilinen adı Allium sativum L. olan süper bir bağışıklık bitkisidir ve yüzyıllardır terapötik bir tıbbi bitki olarak kullanılmaktadır. Sarımsak, anti-viral, anti-bakteriyel ve anti-fungal bir bitkidir ve çiğ olarak çiğnenirse virüslere karşı özellikle etkilidir. İçeriğindeki allisin ve alliion bileşikleri, bu bitkinin faydaları açısından ünlü olmasından sorumludur. Allisin olarak adlandırılan ana bileşiğinin, antimikrobiyal aktivite dahil olmak üzere çeşitli sağlık yararlarına sahip olduğu söylenir. Sarımsağın bakteriler üzerindeki etkisi hakkında daha fazla araştırma yapılmasına rağmen, Avicenna Phytomedicine Dergisi’nde yayınlanan bir incelemede sarımsak özütünün influenza ve rinovirüs gibi çeşitli virüs türlerine karşı antiviral aktivite gösterebileceği ortaya çıkarılmıştır. Pişirilen sarımsak viral enfeksiyonlarla savaşmak için yeterli değildir. Konsantre dozlara ihtiyaç duyulabilir. Bir enfeksiyonun ilk belirtisinde, günde bir diş çiğ sarımsak yemeye başlanmalı veya konsantre allisin özü kullanılmalıdır fakat sarımsak kan inceltici ilaçlar ve HIV ilaçları ile etkileşime girebilir. İlaç kullanılıyorsa sarımsağın güvenli olduğundan emin olmak için doktora danışılmalıdır.
Ekinezya
Mürver gibi ekinezya da en iyi bilinen doğal antivirallerden biri olabilir. Ekinezya (Echinacea purpurea) bitkisi bağışıklık sistemini destekler, soğuk algınlığı ve viral bronşite karşı doğrudan bir anti-viral etkiye sahiptir. Aslında bağışıklık üzerindeki etkisi biraz karışıktır. Virology Journal’da yayınlanan bir in vitro çalışmada ekinezya özütünün hücrelere viral girişe müdahale ettiği, ekstraktın birkaç farklı virüs türünün aktivitesini de azaltabileceği belirtilmektedir fakat diğer çalışmalar herhangi bir olumlu etki göstermemiştir. Hem kökleri hem de çiçekli üst kısımları içeren preparatlar, vücudun virüslere karşı direnmesinde yardım konusunda etkilidir. Birkaç farklı ekinezya türü vardır fakat en yaygın olarak kullanılan ve incelenen, tentür, sprey, tablet veya çay olarak mevcut olan Echinacea purpurea’dır. Sınırlı insan araştırması olduğundan, özellikle önceden mevcut bir tıbbi durumu olan kişilerin ekinezya almadan önce doktoruyla konuşması önemlidir.
Sarı kantaron
Sarı kantaron (Hypericum perforatum), depresyon ve nevraljiyi tedavi etme kabiliyeti ile ünlüdür, virüslerle proaktif olarak savaşan hiperkin ve psödohiperisin adı verilen güçlü antiviral kimyasallara sahiptir. Her ne kadar sarı kantaronun doğal antiviral aktivitesinin kesin mekanizmaları net olmasa da araştırmacılar içerdiği bileşenlerin virüslerdeki proteinleri değiştirebileceğine ve hücre zarlarıyla kaynaşmalarını engelleyebileceğine inanmaktadır. Genellikle bir ay boyunca günde iki kez 450 miligram sarı kantaron alınması ve daha sonra günde iki kez 900 miligrama çıkarılması önerilir fakat yine de takviyeler güçlü olduğundan, güvenli bir şekilde kullanıldığından emin olmak için bir doktor ile görüşülmesi tavsiye edilir. Herhangi bir ilaç kullanılıyorsa sarı kantaron almadan önce doktora danışmak özellikle önemlidir çünkü anti-anksiyete ilaçlarına, antidepresanlara, ağrı kesici ilaçlara ve doğum kontrol haplarına etki edebilir.
Zencefil
Resmi olarak Zingiber officinale olarak bilinen zencefil, fenoller, terpenler ve organik asitler dahil olmak üzere birçok aktif bileşiğe sahiptir. Zencefilin sağlık yararları büyük ölçüde fenolik bileşiklerine, özellikle gingerollere ve shogaollere bağlıdır. Bir araştırma sonucuna göre zencefil virüslerin (bakteri ve mantarların yanı sıra) büyümesini önleyebilmektedir. Bir in vitro çalışmada, araştırmacılar, taze zencefilin viral bir enfeksiyona karşı koymaya katkıda bulunan bir sitokin türü olan IFN-Beta’yı serbest bırakmak için mukozal hücreleri uyardığını bulmuşlardır. Onaylanmış hepatitli 60 gönüllüyü içeren başka bir klinik çalışma, zencefil ekstraktının hepatit C virüslerinin aktivitesini azaltabileceğini göstermiştir. Taze veya toz organik zencefil seçilmesi, smoothie’lere veya diğer tariflere eklenmesi veya çay olarak demlenmesi önerilir. Takviye formunda daha konsantre dozlarda zencefil de alınabilir. Kesin bir araştırma olmamasına rağmen zencefilin kan inceltici ilaçlarla etkileşime girebileceği söylenmektedir, bu nedenle kan inceltici kullananlar zencefil almadan önce doktoruyla konuşmalıdır.
Yeşil çay
Yeşil çay (Camellia sinensis), virüslerin çoğalmasına izin veren enzimleri bloke ederek viral enfeksiyonları inhibe eden kateşinler adı verilen bir grup flavonoid içerir. Yeşil çayın HIV, herpes simples ve hepatit B virüsünün inhibe edilmesinde etkili olduğu bilinmektedir.
Scrophularia
Scrophularia, yaygın olarak sıracaotu olarak adlandırılan bir bitki ailesidir. Yaklaşık 200 Scrophularia türü vardır ancak Scrophularia scorodonia adı verilen belirli bir tür, virüslerle mücadelede özellikle yardımcı olabilir. Bir araştırma incelemesine göre, Scrophularia scorodonia, bir tür insan koronavirüs enfeksiyonu olan HCoV-22E9’a in vitro olarak maruz bırakıldığında, virüsün vücudun hücrelerine bağlanmasını ve içine nüfuz etmesini önlemeye yardımcı olabilmektedir. Çalışmalarda kullanılan standart bir doz olmamasına rağmen takviye üreticileri günde 300 miligram önermektedir. Scrophularia bazı ilaçları etkileyebilir, bu nedenle olası riskler hakkında doktorla görüşülmelidir.
Lapacho
Lapacho veya ipe roxo olarak da bilinen bu bitki (Tabebuia impetiginosa), iç kabuğu soğuk algınlığı, grip, uçuk ve viral stomatitisleri tedavi edebilen bir Amazon ağacıdır. Bitki, virüsün sağlıklı bir insan hücresine girmesini ve çoğalmasına neden olan viral proteinin içindeki DNA ve RNA’ya zarar vererek virüs replikasyonunu inhibe eden kinoidler içerir.
Sonuç olarak doğal antiviraller hakkındaki araştırma ve geçmişi ilgi çekicidir ancak bu tedavilerin etkili olduğuna dair kanıtlar yoktur. En etkili sonuçları almak ve virüsleri yenmek için bu şifalı bitkilerin ya da takviyelerinin en az iki veya üçünün birlikte kullanılması tavsiye edilir. Kişiler doğal antiviralleri ve antiviral bitkileri denemeyi tercih etse de viral enfeksiyonların önlenmesi söz konusu olduğunda her zamanki genel sağlık önerileri geçerlidir. Eller yıkanmalı, yüze dokunulmamalı, bol miktarda sebze ve meyve yemeli, egzersiz yapılmalı ve biraz temiz hava alınmalıdır. Yeterli kaliteli uyku ve stres seviyesinin yönetilmesi de önemlidir. Viral bir enfeksiyon belirtileri yaşanıyorsa antiviral otlar da dahil olmak üzere evde herhangi bir çareye güvenmeden önce doktora danışılmalıdır. Hamileler, emzirenler veya ilaç alanlar doğal antiviralleri denemeden önce doktoruna mutlaka danışmalıdır. Hangi tedavinin doğru olduğuna hiç kimse kendi başına karar vermemelidir.

Kaynakça:

https://www.mindbodygreen.com
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar