Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Yüzen Altın: Ambergris ya da Akamber

1 151

Ambergris ya da akamber, amber balığı ya da kaşalot balinası da denilen ispermeçet balinasının (tür adı: Physeter macrocephalus, eşanlamlısı: Physeter catodon) bağırsaklarındaki bazı katı maddelerin dışarı (suya) atılmasından kaynaklanan katı, mumsu maddedir. Ambergris adlı maddenin, Pigme (Kogia breviceps) ve cüce (Kogia sima) ispermeçet balinalarında daha az üretildiği düşünülmektedir. İspermeçet (ya da yaygın adıyla sperm balinası) balinası “Physeteridae” familyasından dişli bir deniz memelisi Yüzen Altın: Ambergris ya da Akambertürüdür, neredeyse tüm okyanuslarda açık denizlerde, kıyıdan uzakta, tabana yakın olmadan yaşayabilir. Büyük bir ispermeçet balinası 16 ila 20 metre uzunluğa ulaşabilir ve 40 ila 60 tona kadar ağırlığa sahip olabilir, bu onu dünyanın en büyük avcısı yapar. Bu memelilerin kafaları uzunluklarının 1/3’ünü oluşturur, insan beyninden 5 kat ağır bir beyine sahiptirler ve 70 yıldan fazla yaşayabilirler. İri bir ispermeçet erkeğin günde yaklaşık 200 Kg yiyeceğe ihtiyaç duyar, abisal derinliklerde (4000-6000 metre arası bölgede) yaşayan dev kalamarları avlamak için 45 dakika dalış yapabilir ve 2000 metre derinliğe ulaşır. Beslenmek ve üremek için belirli mevsimlerde göç ederler. Genç erkekler ile dişiler gruplar oluşturarak yaşar fakat olgun, iri erkekler üreme, çiftleşme dönemleri dışında yalnızdır.
Ambergrisin balinadan nasıl çıktığı konusunda çelişkili görüşler vardır. Nereden geldiği yıllarca bir gizem olarak kalmış, bu sırada sertleşmiş deniz köpüğü veya büyük kuşların dışkıları olması da dahil olmak üzere çeşitli teoriler öne sürülmüştür. Bazıları, balinanın kütleyi kustuğuna ve ona ünlü takma adı olan “balina kusmuğu” adını kazandırdığına inanmaktadır. 1783 yılında Alman Doktor Franz Schwediawer tarafından “olağanüstü sertleştirilmiş balina gübresi” olarak tanımlanmıştır.
Ambergris’in en belirgin tanımlayıcı özelliklerinden biri kokusudur. Olgunlaştığında parfümlere bile katılan, erkeksi, afrodizyak etkili, hoş bir kokuya sahip olur. Ambergris, her iki cinsiyetten ve her yaştan balinaların yalnızca %1 ila %5’inde bulunur, ancak üretimini tetikleyen koşullar bilinmemektedir. Ambergris genellikle 0,1 ila 10,0 kg ağırlığında katılar halinde oluşur ancak nadiren çok daha büyük parçalar da ele geçirilmiştir. Kayıtlarda yer alan en büyüğü, 420 kg ağırlığında, Güney Okyanusu’nda öldürülen 14,9 metrelik bir olgun erkek ispermeçet balinasından çıkarılmıştır. Bu kadar büyük kütleler balinanın kalın bağırsağını fazlaca şişirir. Ambergris parçalarının çoğu, bir şekilde patatese benzeyen düzensiz yuvarlak bir yumru şeklindedir. Özgül ağırlıkları 0.73 ila 0.95’tir. Kıvam bakımından katı ve kırılgandır, neredeyse kuru kile benzer. Dâhili olarak boşluk genellikle tabakalaşma göstermez, ancak parçalandığında eşmerkezli bölünme yüzeyleri boyunca kırılma eğilimi gösterir. Ambergrislerin çoğu kalın bağırsakta bulunur, ancak ince bağırsakta daha küçük parçalar bulunmuştur ve başlangıçta ince bağırsakta oluşuyor ve daha sonra kalın bağırsağa geçiyor olabilir. Muhtemelen ambergris topaklarının çoğu, anüsten geçemeyecek kadar büyümedikçe, dışkılama sırasında boşaltılır. Ambergris sıklıkla suda yüzerken veya kıyılara vurmuş olarak keşfedilir. Ambergris, ölü ispermeçet balinalarının midelerinde bulunabilir.

Ambergris Nasıl Oluşur?

İspermeçet ya da sperm balinaları, kalamar ve mürekkep balığı gibi çok miktarlarda kafadanbacaklıyı yerler. Kalamar ve mürekkep balıkları yumuşak ve kemiksiz bir yapıya sahip olsalar da kitin içeren, sert, gagaya benzer ağız parçaları ve sırt derisinin altında boynuzsu, kıkırdak dokudan ya da kalsiyumdan ve karbonattan oluşan iç kabukları vardır. Çoğu durumda, avlarının gagaları ve sert kısımları gibi sindirilemeyen unsurlarını sindirimden önce kusarlar. Nadir durumlarda bu parçalar balinanın bağırsaklarına girer ve birbirine bağlanır. Yavaş yavaş, uzun yıllar balinanın içinde büyüyen katı bir amber kütlesi haline gelirler. Ambergris’in balinanın iç organlarını keskin kalamar gagalarından koruduğu düşünülmektedir. Bilim insanları, balinaların sert maddenin düzgün geçişine yardımcı olmak için Yüzen Altın: Ambergris ya da Akamberambergris ürettiğini teorileştirmiştir. Ambergris parçalarında, yüzeyde ve / veya iç kısımda gömülü soluk sarımsı ila açık gri, dış yüzeyi ise siyah ve parlak bir görünüme sahip kitinli kalamar gagalarına sıkça rastlanır. Ambergris genellikle “balina kusmuğu” olarak adlandırılır fakat ambergris ispermeçet balinası tarafından sıvı dışkı ile okyanusa salınır. Ambergrisin oluşumundan ve hoş koku kazanmasında İspermeçetin bağırsağındaki “Spirillum recti physeteris” bakterilerinin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bağırsaktan denize yeni atılmış ambergris (amber, akamber, gri amber ya da kehribar da denir) hoş olmayan bir kokuya (deniz ve dışkı kokusu) , siyahımsı bir renge ve yumuşak bir kıvama sahiptir. Deniz suyunun ve atmosferin etkisiyle rengi yavaş yavaş açılır, gümüş grisinden sarı altın rengine döner, sertleşir, koku rafine olur, daha hoş hale (misk kokusu) gelir ve sonunda rengi neredeyse beyaz olur. Kokusu köpekleri cezbettiği için ambergris arayanlar bazen köpekleri kullanılmaktadır.

Kimyasal Bileşimi Nedir?

Ambergris, tamamen çürümeye karşı dayanıklı ve suda çözünmeyen, hayvansal kökenli mumsu bir maddedir. 62 santigrat derece sıcaklıkta erir. Bileşimi kaynağına bağlı olarak değişebilir, ancak esas olarak her ikisi de kokusuz olan amberin ve epikoprosterolden oluşur. Deniz suyu, güneş ve havanın etkisi altında, kimyasal işlemler amberin’i, bazıları kokusuz olan bileşiklerin bir karışımına dönüştürürken, ambrox da dahil olmak üzere diğerleri, amberin ya da kehribarın karakteristik kokusundan sorumludur. Koku bileşikleri toplamın yaklaşık % 0,3’ünü temsil eder ve çoğunlukla amberinin metabolitleridir. Kokuya karakterini veren temel bileşiklerden alfa ambrinol küf, hayvan, dışkı kokusu; gama dihidroiyonon tütün kokusu; gama koronal deniz suyu kokusu ve ambrox adlı bileşik ıslak, yağmurlu hava, kehribar kokusu verir.

Tarihi

Maddenin fosilleşmiş kanıtları 1,75 milyon yıl öncesine dayanır ve insanların onu 1000 yıldan fazla süredir kullanıyor olması muhtemeldir. Ambergris, zamanın başlangıcından beri erkekleri büyülemektedir, gizemli bir tarihe sahiptir kökeni uzun süredir göz ardı edilmiştir. Ambergris her zaman büyük bir ticaret öğesi olmuştur. Ambergris’in en eski kullanımları antik çağlara kadar uzanmaktadır. Mısırlılar onu tütsü olarak kullanırken, Çinliler denizde kayaların üzerinde uyuyan ve okyanusa salyalar akıtan ejderhalardan geldiğini düşündükleri için “ejderha tükürüğü kokusu” veya “ejderha salyasının parfümü” adını vermişlerdir. Çinliler eczacılıkta solunum yolu hastalıklarına karşı, ayrıca cinsel uyarıcı olarak ve gençlik iksirinin hazırlanmasında kullanmışlardır. Ambergris feromonları, östrojen için modern bir tıbbi tedavi işlevi görmüş ve afrodizyak özellikleriyle ünlü olmuştur. Onu mutfakta şifalı ot olarak ilk kullananlar onlar olmuştur.
Ambergris, Müslüman dünyasında 9. yüzyılın başlarında bilinmekte olan bir üründür. O yüzyıla bir tütsü, bir afrodizyak, bir müshil, bir baharat, mum ve kozmetikte bir bileşen ve çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmek için bir ilaç olarak çok değer görmüştür. Şöhreti kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. O günlerde kumsallardan alınan veya denizde yüzer halde bulunan ambergrisin kökeni tam bir gizem olarak kalmış, böylece birçok hayali ve hararetle tartışılan teoriye yol açmıştır. Arap doktor Avicenna, ambergrisin bir su altı çeşmesinden geldiğini düşünmüştür, ambergris adı Arapçada kehribar anlamına gelen “Anbar” dan gelmektedir. Araplar onu tıpta ve bir afrodizyak olarak kullanmışlardır. Bazı Arap anlatıları Hint Okyanusu sakinlerinin amber (kehribar) bulmak için develeri kullandıklarını, aramaların gece yapıldığını, develerin amber gördüğü zaman binicisinin kumdaki amber parçalarını toplayabilmesi için diz çöktüğünü söylemektedir.
Avrupa’ya Orta Çağ’da gelmiş, altın değerinde, hatta daha pahalı olmuş, “Pomander” adı verilen bir koku kesesi ya da parfüm topu içinde taşınmıştır. Pomander veya elma biçimindeki obje vebadan ve diğer hastalıklardan koruduğu varsayılan bir kehribar parçası içeren küçük bir küresel delikli metal toptur. İnsanlar bu objeleri boyunlarına takarak dolaşmışlardır çünkü kehribarın üzüntüye karşı erdemleri olduğunu düşünmüşlerdir. Savunmalarını güçlendirmek için onu solumuşlardır çünkü o zamanlar üzgün olmanın hastalığa yol açtığına inanılmaktadır. Daha yakın zamanlarda, sigara ve puro üreticileri, aromayı arttırmak ve tadı yükseltmek için tütünle küçük miktarlarda karıştırarak kullanmıştır.
Herman Melville, büyük bir endüstri haline gelen ispermeçet balinası avcılığından ve amberin tuhaf kokusundan Moby Dick (Beyaz Balina) adlı romanında (19. yüzyılda) bahsetmiştir. İspermeçet balinaları bugün birçok tür gibi nesilleri tükenme tehlikesinde olan ve korunması gereken türler arasına alınmıştır. Amber, yıllar içine esas olarak parfümlerdeki kokular için bir sabitleyici olarak değer kazanmıştır. 20. yüzyılda sentetik kimyasallar onun yerini almıştır, bu yüzden artık çok değerlidir.

Neden “Yüzen Altın” Denir?Yüzen Altın: Ambergris ya da Akamber

Ambergris, gri kehribar anlamına gelen eski Fransızca Amber ve Gris kelimelerinden türetilmiş bir sözcüktür. Genellikle balina kusmuğu olarak anılsa da, maddi değeri nedeniyle “deniz hazinesi” ve “yüzen altın” da denir. Bugün bile, kimyasal, parfüm endüstrisinde, özellikle misk benzeri kokular üretmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Dubai gibi büyük parfüm pazarlarına sahip yerlerde de yüksek talep gördüğü düşünülmektedir. Amber, kıtlığı ve kullanışlılığı nedeniyle her zaman değerli bir meta olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerde ambergrisin bulundurulması ve ticareti yasak olsa da, diğer bazı ülkelerde ticareti yapılabilir bir maldır ancak bazılarında kısıtlamalar vardır.

Nerelerde Bulunur?

İspermeçet balinası, tüm okyanuslarda ve Akdeniz de dahil olmak üzere dünyanın neredeyse bütün okyanuslarında veya açık denizlerinde her ne kadar 1000 metreden fazla derinlikleri tercih ediyor olsa da bolca bulunur. Ambergris, dünyanın tüm sahillerinde bulunabilse de Hindistan, Maldivler, Maluku Adaları gibi bazı kıyılarda ve Sumatra’nın batı kıyılarında, Afrika’nın doğusunda Mozambik’ten Somali ve Yemen’e kadar uzanan kıyılarda daha yaygındır.
Madagaskar’ın batı kıyısı ile Karayip Denizi’ndeki Sainte Marie Adası, Mauritius, Avustralya, Yeni Zelanda, Solomon Adaları, Vanuatu, Yeni Kaledonya; Jamaika kıyılarında, Bahamalar Boğazı’nda ve Samballes Adaları’nda, Tabago, Bardade ve diğer Batı Hint Adaları kıyılarında, ayrıca ABD’de özellikle Florida ve Carolina’da, Şili’nin güney kıyısındaki Bermuda Adaları kıyılarında sıklıkla bulunur.
Fas, Moritanya kıyılarında, Akdeniz’in bazı kıyılarında ve Kuzey Atlantik’te olduğu gibi İngiltere, İskoçya, İrlanda’nın batı kıyısında, Norveç’te ve Moskova ve Rusya kıyılarında Norveç’te ve Rusya kıyılarında bazı amber parçaları vardır.

Hangi Alanlarda Kullanılır?

Amber ya da ambergris antik çağlardan beri koku ve lüks parfümlerde , tıpta, bazı geleneksel ilaçlarda kullanılmaktadır. Yemek pişirmede de kullanılan ambergris afrodiayzak bir etkiye de sahiptir. Aşağıda, birkaç alt başlık halinde farklı alanlarda ne şekilde kullanıldığından bahsedilmiştir.
Parfümeride Kullanımı
Ambergris, üst düzey, kaliteli parfümlerin bileşiminde kullanılan hayvansal kökenli ender malzemelerden biridir. Ambergris, parfümlerin kokularının uçmasını engelleyen bir fiksatif ya da sabitleyicidir. Ambrein, kokusuz bir alkoldür, ambergris’ten çıkarılır ve bir parfümün kokusunun daha uzun dayanması için kullanılır. Yüzlerce yıldır parfümcüler ambergrisin kalitesini rengine göre sınıflandırmıştır. En iyi parfümlerle saf beyaz çeşitleri kullanılmıştır. En az değerli olan siyah amberdir çünkü çok az ambrein içerir.
Parfümeride amberin öğütülmesinden ve birkaç ay boyunca saf alkolde maserasyondan sonra elde edilen boyalar (ve bazen infüzyonlar) şeklinde kullanılır. Amberin, hoş, nüfuz edici ve güçlü kokusu, parfümlere ender ve aranan özellikler kazandırır; bir kitabın sayfalarına dökülen bir damla yıllarca hissedilebilir. Alt notada misk gibi düşük miktarlarda eklendiğinde daha narin ve çok uçucu olan diğer kokuları sabitlemek ve yükseltmek için kullanılır. Hacim yaratmak ve onları kendi peşinden sürüklemek için çiçek notalarıyla harika bir şekilde birleşir. 1990’lardan bu yana, piyasada parfümlerin bileşiminde gerçek ambergris bulmak zordur, çoğunlukla gerçek ambergris’in kıtlığı, fiyatı ve tedarik zorluğu nedeniyle, Misk adaçayından elde edilen sentetik bir ikame olan “Ambroxan” ile değiştirilir. Parfümlere vanilyamsı, hafif, odunsu ve afrodizyak etkiler kazandıran amber notaları ekler. Ambroxan, parfümlerde kullanılan en pahalı yapay koku moleküllerinden biridir.

Tıpta Kullanımı
Ambergris, terapötik faydalarıyla da bilinir. Solunum hastalıklarına karşı reçete edilir ve Çin veya Tayvan’da olduğu gibi geleneksel Asya tıbbında hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Orta Doğu’da birçok ilaçta kullanılmış ancak özellikle kalp, beyin ve baş ağrıları, gerginlik, kas spazmları, sinir hastalıkları, afazi, yüz felci tedavisinde tek başına da uygulanmıştır. Eklemler için iyidir ve ısısı onu özellikle yaşlılar için bir güçlendirici yapar. Hindistan’da geleneksel olarak “Ayurveda” tıbbında epilepsi ve sinir sisteminin belirli işlev bozukluklarına karşı üretilen preparatlarda kullanılır. Homeopatide, “Ambra grisea” suşu gerçek ambergristen geliştirilmiştir ve çekingenliğe, aşırı duyarlılığa, heyecanlanma ile huzursuz uyku, psikolojik hastalıklara eşlik eden cinsel bozukluklar, kronik depresyona karşı reçete edilir.
Yemek Pişirmede Kullanımı
Orta Çağ boyunca yahnilerde, turtalarda, kremalarda ve reçellerde kullanılmıştır. İyi bir hafızaya sahip olan, Fransız bir din adamı, devlet adamı ve bir asilzade olan Kardinal Richelieu (1585 ile 1642 yılları arasında yaşayan) gri ambergris pastilleri çiğnemiş, ambergris aromalı çikolatalar yemiştir. Louis XIV, içine ambergris eklenmiş şekilde çok miktarda hijyenik et suyu içmiştir. Marie-Antoinette her gün kakao, vanilya, amber ve su ile yapılan sıcak çikolatanın tadını çıkarmıştır. Ambergris ayrıca parfümlerinin ana maddesi olmuştur. İngiltere Kralı II. Charles’ın en sevdiği kahvaltı, amber serpilmiş yumurtalar olmuştur, sonuç hem tuhaf hem de harikadır çünkü yumurtalar hem lezzetli hem de gizemli bir tat almıştır. Fas’ta ambergris’i çayla birlikte kullanılmak bir gelenektir. Çaydanlığın kapağına küçük bir amber parçası sıkıştırılırsa çay birkaç ay boyunca amber aromasını alır. Birkaç damla amber tentürünün şarabı güçlendirdiği ve ona eşsiz bir tat verdiği söylenir.
Afrodizyak Olarak KullanımıYüzen Altın: Ambergris ya da Akamber
Farklı medeniyetler tarafından amberin etkili bir afrodizyak olduğu, cinsel gücü artırdığı kabul edilmiştir. Aslında ambergris, diğer hayvansal aromatik maddeler gibi feromonlar içerir ve kokusu, herhangi bir fiziksel temas olmaksızın olfaktör uyarım yoluyla doğrudan hormonal sisteme etki eder. Ortadoğu’da doğrudan erkekler tarafından cinsel güçlerini uyarmak için, kadınlar tarafından ise kısırlığı tedavi etmek için tüketilmektedir.
15. yüzyılda ve 17. yüzyıla kadar, gri kehribarın Avrupa ve Asya ticaretini Portekizliler kontrol etmiştir. Bu ticaret sayesinde, 800 genç kızdan oluşan bir haremi olan, güçlü bir afrodizyak olarak kabul edilen ambergris için umutsuz bir arayış içinde olan “Ming” hanedanının onbirinci imparatoru olan Çin imparatoru Jiajing”’den Makao limanına yerleşmek için yetki almışlardır. 18. yüzyılda Marie Antoinette’in içtiği amberli sıcak çikolatanın afrodizyak ve canlandırıcı özellikleri olduğuna inanılmıştır. Duyuları uyandıran, lezzeti artırılmış bir kombinasyon olan ambergrisli tripıl vanilya çikolatası o dönemlerin Fransa‘sında çapkınların tükettiği bir içecek, bir aşk iksiri olmuştur. Amber, son yıllarda erkeklerde kullanılan sertleşme artırıcı “Herkül hapları” nın da ana bileşenidir.

Yüzen Altın: Ambergris ya da AkamberAmbergris Balinaların Yaşamını Riske Atar mı?

Ambergris hayvana dokunulmadan elde edilen bir atıktır. Ölü bir ispermeçet balinasının karnından çıkarılan parçalar, suya bırakıldıktan sonra olgunlaşan ambergris özeliklerini taşımaz. Ambergrisin olgunlaşması için denizde yüzmesi gereklidir. Bu nedenle ambergris toplanarak balinaların nesilleri tehlikeye atılmamaktadır. Gerçekten de en popüler ambergris, okyanusların yüzeyinde onlarca yıl rafine edilmiş narin parfümü ile gri / gümüş ve beyaz amberdir. Ambergris ticareti Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde yasaldır. 1981’den beri, ispermeçet balinası “Physeter macrocephalus” Washington Sözleşmesi tarafından korunmaktadır. Nesli Tehlike Altında Olan Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (İngilizce kısaltılması CITES), ambergrisin, ispermeçet balinalarının doğal bir şekilde oluşan atık ürünü olduğunu kabul ederek, kumsaldan ya da denizden toplanmasını yasallaştırmıştır. Ambergrisin yapay alternatiflerinin kullanımı teşvik edilmelidir. Bu, balinaların herhangi bir şekilde insanların yararlanabileceği bir kaynak olarak görülmesini önleyecektir.

Kaynakça:
https://ambergris.eu/en/content/6-description-ambergris
https://qa-tr.ru/?6192-ambergris-hala-kullan%C4%B1l%C4%B1yor-mu
https://www.indiatimes.com/explainers/news/what-exactly-is-ambergris-556633.html
https://bibaktim.net/balina-diskisi-ambergris-nedir/

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. Mehmet Selçuk YALÇIN diyor

    Sitenizin amacını;

    -“Bilgiyi Ustasından Öğrenin” sloganıyla 2006 yılının Ekim ayında yayın hayatına başlayan Bilgiustam, çıkış noktası olarak bilim konularını referans almıştır. Zaman içerisinde genişleyerek birçok farklı kategoride hizmet vermeye başlayan Bilgiustam’ın asıl amacı, kaliteli Türkçe içerik oluşturmak adına gayret göstererek, Türk internet mecrasına katkıda bulunmaktır.-

    olarak belirttikten sonra, yukarıda ki makalede İbn-i Sina yerine – Arap doktor Avicenna- ismini kullanmanızı yadırgadım doğrusu. Makaleyi oluştururken yararlandığınız kaynaklar yüzünden durumun böyle olduğunu değerlendiriyorum. Umarım bizim kullandığımız şekilde İbn-i Sina ismini de makaleye eklersiniz.

    İyi çalışmalar dilerim.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.