Tehlikeyi Koklamak (Smells Like Danger)

Okuma Süresi: 2 Dakika  | Yazdır

Bilimin yaşantımızla ne kadar içiçe olduğunu ispatlayan bir haber.  Korku hepimizde varolan bir duygu.  Peki canlılar bu duyguyu nasıl algılarlar?  Çoğu zaman görme veya işitme duyusu bize bu konuda yardımcı olur fakat bilim adamlarının yaptığı araştırma 35 yıllık eski bir problemin yanıtını gün ışığına çıkararak koklama duyusununda tehlikeyi algılamada işlevi olduğunu ispatladı.

Bilim adamları memeli canlıların burunlarındaki tehlikenin kokusunu algılayan bölgeyi tespit ettiler.  Grueneberg gangliyonu(birçok sinir hücresi içeren yapı) isimli gizemli hücre topağı hassas ve özelleşmiş bir uyarıcı olarak canlı tehlike anındayken gerekli sinyalleri beyne iletir ve böylece canlı tehlikenin farkına varmış olur.  Grueneberg gangliyonları ilk olarak 1973de farelerde farkına varılmıştır fakat yıllarca unutulan bu hücreler koklama duyusu üzerine araştırma yapan bilimadamlarınca tesadüfen 2005te tekrar bulunmuştur. Bu gangliyonun fonksiyonu belirsiz kalmış fakat İsviçre’de bulunan University of Lausanne’dan Biolog Marie-Christine Broillet elektron mikroskopi feromenle alakalı proteinler ortaya çıkarınca korkuyu koklamak hakkında kuşkulanmıştır. Daha sonra o ve meslektaşları farelerden oluşan 3 çeşit deney grubu oluşturmuşlardır: bunların ilki ameliyatla gangliyonları alınmış olan fareler, ikincisi ameliyatlı fakat tüm gangliyonları eksiksiz olanlar ve son olarakta hiç neşter görmemiş olan fareler. Yapılan araştırmada deney grupları kafes içine konarak kafesin içerisine gerekli feromenler salınmıştır. Bu feromenlerin farelerin donakalmasına veya kaçışmasına neden olucağını açıklayan Broillet sonuç olarak sadece  gangliyonları eksiksiz olanların bu davranışı gösterdiğini bulmuştur.

Bunun yanı sıra gangliyonları çalışmayan fareler açık bi şekilde bu feromenlerin farkına varmamış ve videodaki gibi yemek arayışı içinde dolanmaya devam etmişlerdir.  Ayrıca tüm farelerin koku duyusu kusursuz şekilde çalışmaktadır.  Bu durum kafeslerine saklanan kurabiyelerin kokusunu içlerine çektiklerinden anlaşılmaktadır. Önceki çalışmalar korku sinyalleri ve koku duyusunun bağlantılı olduğunu genel bir şekilde belirtse de Broillet  sistemin hangi bölümünün sinyalleri algıladığını tamamen gösteren ilk kişidir. Kolombiya Üniversitesi’nden sinirbilimci Stuart Firestein bu mükemmel çalışmanın korku feromenlerinin nasıl çalıştığını anlamada bilim adamlarına yol göstereceğini söylemiştir. Gangliyonların alınan sinyalleri fare beynine nasıl ilettiği bulunduğu takdirde sistemin diğer memeli canlılarda ve insanoğlunda nasıl işlediğini açıklamaya yardım edeceğini belirten Stuart sözlerini çalışmanın bizim için yapacak çok şey olduğunu gösterdiğini söyleyerek bitirmiştir.

[flash http://sciencevideo.aaas.org/sciencenow/scinow_mouse_250.flv.MP4]

Kaynak:
ScienceNOW Daily News
21 August 2008
http://sciencenow.sciencemag.org/cgi/content/full/2008/821/3