Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Baharda Sıcaklıkların Artması Koronavirüs Salgınını Yavaşlatır mı?

0 44

Koronavirüs ailesinde düzinelerce virüs vardır fakat sadece yedi tanesi insanlara sıkıntı vermektedir. Dördünün insanlarda hafif soğuk algınlığına neden olduğu bilinirken, diğerleri daha yeni ve ölümcüldür, yarasalar, develer gibi hayvanlardan bulaştığı düşünülmektedir. Sağlık yetkilileri şu günlerde dünyada hızla yayılan, ölümlere sebep olan yeni virüsü SARS-CoV-2 ve hastalığı da COVID-19 olarak isimlendirmiştir. Grip vakaları genellikle Nisan ve Mart aylarında azalır, azalma konusunda covid-19 için geçmiş koronavirüs salgınları ipuçları verebilir. Uzmanlar, enfeksiyonların yayılmasını kontrol etmek için yoğun önlemler devam ederse, doğanın salgını azaltmaya yardımcı olabileceğini söylemektedir fakat bu, virüsün geri dönmeyeceği anlamına gelmez.
Araştırmacılar, koronavirüs salgınlarının çoğunun 3 ve 17 santigrat derece arasında düşük sıcaklıklara sahip bölgelerde meydana geldiğini bulmuşlardır. İspanya ve Finlandiya‘daki araştırmacılar tarafından yapılan bir analizde, virüsün kuru koşullarda ve eksi 2 ila 10 santigrat derece arası sıcaklıklar arasında bir niş bulduğu görülmüştür. Başka bir grup, Çin hükümeti ciddi sınırlama önlemleri uygulamaya başlamadan önce, daha yüksek sıcaklık ve daha nemli ortamlara sahip şehirlerde salgının başlarında daha yavaş bir enfeksiyon bulaşma oranı görüldüğünü bildirmiştir fakat çalışmaların hiçbiri diğer araştırmacılar tarafından değerlendirilmemiştir ve seyahat kısıtlamaları, sosyal mesafeli önlemleri, testlerin mevcudiyetindeki değişiklikler ve hastane yükleri gibi faktörler farklı ülkelerdeki vaka sayısını etkilemiş olabilir. Ekvatoral iklime sahip olan ve şu anda yaz ortasında olan Güney Yarımkürede bulunan ülkeler koronavirüs vakaları bildirirken, ortalama sıcaklıkları 18 santigrat derecenin üzerinde olan bölgeler şimdiye kadar küresel vakaların yüzde 6’sından daha azını oluşturmaktadır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (M.I.T.) bir bilimsel hesaplama uzmanı olan Qasim Bukhari, sıcaklığın daha düşük olduğu her yerde vaka sayısının hızla artmaya başladığını belirtmektedir. Mevsimsel kalıp, epidemiyologların diğer virüslerle gözlemlediklerine benzer. Kuzey Yarımküredeki grip salgınları genellikle Kasım-Nisan ayları arasında gerçekleşir. Her yıl soğuk algınlığına neden olan dört tip koronavirüs sıcak havalarda azalır. Bu kalıp 2003 yılında SARS salgını ile benzerdir fakat Çin ve Güney Kore‘deki virüs salgınları daha sonra başladığı için yeni koronavirüsün aynı yolu takip edip etmeyeceğini belirlemek zordur.

Ciddi Önlemler Alınmaya Devam Edilmelidir

Yazın bir pandeminin ortadan kalkabileceği ihtimali cazip gelmektedir fakat dünyaya hızla yayılan koronavirüsün grip mevsimini takip edip ilkbaharın gelişiyle birlikte azalıp azalmayacağı belirsizdir, birçok bilim insanı bu tehlikeli virüsün daha sıcak havalarda nasıl davranacağını bilmek için çok erken olduğunu söylemektedir. Koronavirüs vakaları ve iklim arasındaki olası korelasyon karar vericileri ve halkı gönül rahatlığına götürmemelidir çünkü hala güçlü önlemler alınması gerekmektedir. Daha yüksek sıcaklıklar bu virüsü daha az etkili hale getirebilir ancak bu, daha az bulaşacağı anlamına gelmez. Daha yüksek olan sıcaklıklar, koronavirüslerin havada ya da çeşitli yüzeyler üzerinde uzun süre canlı kalmasını zorlaştırır fakat yine de birkaç saat bulaşıcılığını koruyabilir. Grip veya daha hafif koronavirüs soğuk algınlığına neden olan virüsler daha sıcak aylarda azalmaya eğilimlidir çünkü bu tür virüsler bilim insanlarının “mevsimsellik” olarak adlandırdığı şeye sahiptir fakat SARS-CoV-2’nin aynı şekilde davranacağı kesin olarak bilinmemektedir. Şu anda hastalığı inceleyenler, araştırmalarının virüsün değişen hava koşullarına nasıl tepki vereceğini tahmin etmek için çok erken olduğunu söylemektedir.

Virüsler Hakkında Genel Olarak Ne Biliyoruz?

En basit şekilde koronavirüsler bir protein ve lipitten oluşan yapılar olarak düşünülebilir. Fiziksel temas yoluyla kişiden kişiye geçerler ama sert yüzeylerde veya hasta bir kişinin öksürüğünden çıkan damlacıklarda bulunabilirler. Bir insan vücudunun dışına çıktığında, dış kuvvetler virüsün bozulmasına neden olur. Örneğin el dezenfektanındaki alkol virüslerin yapısındaki proteinleri ve lipitleri parçalayarak virüsü daha az stabil hale getirir ve başarılı bir şekilde enfeksiyona neden olma olasılığını azaltır. Bazı virüslerin niçin mevsimsel olduğuna ilişkin araştırmalar, kış ayları ile uzun süredir ilişkili bir hastalık olan gribe neden olanlar etrafında yoğunlaşmıştır. Grip mevsimi genellikle Ekim-Nisan veya Mart ayları arasında sürer. Bilim insanlarının bunun için bir takım teorileri vardır. Bazıları soğuk havadan kaçmak için insanlar iç mekanlarda daha çok bulunduğunu ve insandan insana bulaşma olasılığının arttığını belirtmektedir.
Nispeten yakın tarihli araştırmalar, kuru, soğuk havanın virüslerin havada bozulmadan kalmasına veya havada ilerledikçe daha uzaklara taşınmasına yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Çevresel koşulların viral geçişi nasıl etkilediğini test eden ilk çalışmalardan biri 2007’de yayınlanmış ve bir gribin laboratuvarda enfekte olan kobaylara nasıl yayıldığını incelemiştir. Yüksek sıcaklıklar ve özellikle yüksek nem, grip yayılımını yavaşlatır ve çok yüksek nem seviyelerinde virüs tamamen yayılmayı durdurur. Daha sıcak hava daha fazla nem tutar, bu da havadaki virüslerin kuru havada olduğu gibi ilerlemesini önler. Nemli koşullarda, öksürükle veya hapşırıkla küçük sıvı damlacıkları dışarı atıldıkça daha fazla nem toplar. Sonunda çok ağırlaşır ve havada kalmak yerine yere düşer. Laboratuvar dışındaki çalışmalar benzer sonuçlar göstermektedir ancak bazı tropik bölgelerde yağışlı mevsimde daha fazla grip vakası vardır çünkü insanlar kapalı alanlarda toplanır. Bilim insanları, kışın sıklıkla meydana gelen düşük nemin, vücudun virüs veya bakteri gibi yabancı cisimleri yakalayıp atmak için kullandığı mukusun işlevini bozabileceğini varsaymaktadır. Soğuk ve kuru hava, normalde aşırı yapışkan olan mukusun daha kuru olmasını ve bir virüsün yakalanmasında daha az verimli olmasını sağlayabilir.

Virüsler Yaz Aylarında Tamamen Kaybolmaz

İnfluenza gibi mevsimsel virüsler ve soğuk algınlığına neden olan virüsler bile yaz aylarında tamamen kaybolmaz. Birçok insanın vücudunda ve dünyanın diğer bölgelerinde hala düşük seviyelerde virüs bulunur ve enfeksiyonların tekrar yayılması için koşullar uygun olana kadar bekler. Bazı virüsler farklı bir kalıba sahiptir, örneğin çocuk felci ve tüberküloz, daha sıcak iklimlerde daha hızlı yayılma eğilimindedir ve bazı virüslerin mevsimsel değişimi olmayabilir. Columbia Üniversitesi Enfeksiyon ve Bağışıklık Merkezi direktörü İan Lipkin, yeni koronavirüs üzerinde çalışmaktadır. Lipkin, güneş ışığının, yüzeylere bulaşan virüslerin parçalanmasına da yardımcı olabileceğini söylemektedir. Güneşten gelen UV (ultraviole ya da mor ötesi) ışığı nükleik asidi parçalar, yüzeyleri neredeyse sterilize eder. Dış ortamlar sadece bu UV ışığı nedeniyle iç ortamlardan daha temizdir. UV ışığı, bakteri ve virüsleri öldürmede o kadar etkilidir ki hastanelerde ekipmanların sterilize edilmesi için sıklıkla kullanılır.

Bu Bize Koronavirüs Hakkında Ne Anlatıyor?

Koronavirüs ve grip, her ikisi de solunum yolu enfeksiyonu olmasına rağmen, SARS-CoV-2 hakkında aynı mevsimsel kalıplara sahip olup olmayacağını tahmin etmek için yeterli değildir. Bu salgını daha iyi anlamak için araştırmacılar SARS ve MERS gibi benzer salgınlara bakmaktadır. 2002 yılının sonlarında yayılmaya başlayan SARS, DNA’sının yaklaşık yüzde 90’ını mevcut virüsle paylaşmaktadır. SARS salgını Kasım ayında başlamış ve Temmuz ayına kadar sürmüştür. Peki, ama daha sıcak havalardan dolayı mı kaybolmuştur yoksa tedavi ve önleme çabaları mı işe yaramıştır? MERS, Eylül 2012’de sıcaklıkların genellikle yüksek olduğu Suudi Arabistan‘da başlamıştır. SARS’ın aksine, tam olarak kontrol altına alınamamıştır ve zaman zaman yeni vakalar bildirilmektedir. Yeni koronavirüs de Orta Doğu’da, yani İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerel olarak dolaşmaya başlamıştır. MERS’te mevsimsellik konusunda çok fazla kanıt görülmemektedir ama SARS ve MERS’in gerçekten mevsimsel olup olmadığı ya da koronavirüsün SARS’ı taklit edip etmeyeceği belirsizdir. Laboratuvarlar virüs için tedaviler ve aşılar geliştirmeye odaklanmış ve bu en az bir yıl boyunca mümkün olmayacak gibi görünmektedir.

Sırada Ne Var?

ABD Hastalık Kontrol Merkezlerine (CDC) göre virüs, insanlar belirtiler gösterdiklerinde çok bulaşıcıdır. Bazı uzmanlar enfekte olan herkesin ciddi bir hastalık geliştirmeyeceğini ifade etmektedir. Sadece en ağır vakalar görüldüğü için tespit edilmeyen bazı enfeksiyonlar da olabilir. 23 Mart itibariyle, 167 ülkede 300.000’den fazla koronavirüs vakası doğrulanmıştır, ölenlerin sayısı dünya çapında 14 binin üzerindedir, Türkiye’de vaka sayısı 1000’den fazladır, ölenlerin sayısı ise 37’dir. Uzmanlar hastalığın yayılmaya devam edeceğini söylemektedir.
Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu’ndan David Heymann, bu yeni virüsün farklı hava koşullarında nasıl değişeceğini tahmin etmek için yeterli bilginin olmadığını söylemektedir. Heymann, kanıta dayanmadan tahminlerde bulunmanın riskli olduğunu belirtmektedir. Mümkün olduğunca ortadan kaldırılması için önlemler alınması ve karantinalar önemlidir. Sağlık görevlilerinin hava koşullarının koronavirüsün gidişatını nasıl şekillendirdiğini daha net bir şekilde görmesi için biraz daha (dört ila altı hafta kadar) zaman gerekmektedir. Virüsün daha yüksek sıcaklıklarda, belirli yaşlar arasında veya herhangi bir grup için daha az tehlikeli olduğunu varsaymak en büyük tehlikelerden biridir. Halk sağlığı uzmanlarının uyarı ve önerilerine uyulmaz ise sonuçlar insanlar için felaket olabilir. Çok şey bilinmediği için hiç kimse virüsün sonbaharda aynı şiddette geri dönüp dönmeyeceğini tahmin edemez. Birçok uzman, SARS-CoV-2’nin muhtemelen endemik hale geleceğini, hafif soğuk algınlığına neden olan diğer mevcut dört koronavirusa katılacağını veya grip gibi mevsimsel bir sağlık tehlikesi haline geleceğini düşünmektedir. Herhangi bir virüsten dolayı bir hastalığa yakalanmayı önlemek için, Dünya Sağlık Örgütü sık sık ellerin yıkamasını, öksürme veya hapşırma gibi belirtiler gösterenlerle yakın temastan kaçınılmasını ve hastalananların tedavi görmesini önermektedir.

Kaynakça:

https://www.nationalgeographic.com
https://www.nytimes.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.