Et Tüketimi Küresel Isınmayı Etkilemekte midir?

Sera gazlarının yayılımı konusu günümüzde ciddiyetini hala korumaktadır. Bu konuda harekete geçebilmek için karbon ayak izleri ile ilgili konferanslar, toplantılar yapılmakta ve uyarılarda bulunulmaktadır. Bazı açılardan geç kalınmıştır ancak hem bugün hem de gelecek için uygulanabilecek çeşitli yöntemler mevcuttur. Yürümek, bisiklet kullanmak, toplu taşıma araçlarını tercih etmek, bireysel araçlar tercih edilecekse birden çok kişiyle yolculuk yapmak, uçak yolculuklarını azaltmak, ev içindeki enerji verimliliği konusuna dikkat etmek, gereksiz, çok sayıda elektronik ürün kullanmamak, fosil yakıt kullanımını azaltarak yeşil, yenilenebilir enerjiye yönelmek (rüzgar, güneş, jeotermal, gelgit enerjisi gibi), beslenme alışkanlıklarını değiştirmek, organik, yerli gıdayı tercih etmek, ihtiyaç duyulduğu kadar besin tüketmek, geri dönüşüm konusunda dikkatli olmak, organik atıkların toprağa verilmesini sağlamak, gereksiz tüketim yerine eşyaları tekrar kullanmak, yeşil alanları artırmak ve korumak, çevreyi temiz tutmak, çevreyle ilgili bilinci artırmak karbon ayak izinin düşmesini sağlayacak adımlar arasındadır. Et tüketimini azaltmak da bu adımlar arasında olmalıdır.

Et Tüketimi Ciddi Miktarda Karbon Salınımına Neden Oluyor

Yediğimiz her şeyin küresel ısınma üzerinde bir etkisi vardır, ancak belki de en büyük sorun hayvancılıktır. Hayvanlarda sindirim sonucunda atmosfere verilen gazlardan biri metan gazıdır. Gübre üretimi de karbondioksit yaymaktadır. Hayvan yetiştiriciliğinde fosil yakıtlar kullanılmaktadır, bu da bir sorundur. Hayvan yemlerinin üretilmesi ormanların azalmasına sebep olmakta, sera gazlarının azaltılması kapasitesini etkilemektedir. Ayrıca hayvancılık sırasında oluşan atıklar suyu ve doğayı kirletmektedir. Et üretilirken tüketilen su miktarı da fazladır. Örneğin 500 gram kırmızı et (inek eti) üretmek neredeyse 7000 litre su tüketilmesi demektir. Bu miktar pirinç ve buğday üretimi için gerekenin 10 katıdır. Et üretimi (hayvan yetiştiriciliği) sırasında kullanılan doğal, çevresel kaynaklar ve tüketilen enerji ciddi miktarda (en az % 15 oranında) karbon salınımına (sera gazı emisyonuna) sebep olmaktadır. Salınım oranı kara ve hava trafiğinin sebep olduğundan daha fazladır. Sığır eti, dana eti gibi kırmızı etler bu salınımı yapanların başında gelmektedir. Kırmızı eti takip edenler ton balığı konservesi ile çiftlik somonudur. Uzmanlar et tüketiminin azaltılması ve sebzelerle beslenmeye ağırlık verilmesi yoluyla karbon ayak izinin azaltılabileceğini söylemektedir.

Et Tüketimi Düşürülmelidir

Sığır üretimi, aynı miktarda protein için fasulye üretiminden 20 kat daha fazla sera gazı yaydığı için et, çevreye zarar veren bir gıda olarak ün kazanmıştır. Birçok zengin ülkedeki insanların daha az et tüketmesi ve siyasetin bu yönde uygun teşvikler yaratması hem iklim hem de insan sağlığı için gerçekten yararlı olacaktır. Birleşmiş Milletler organının iklim bilimi hakkındaki son raporuna göre, insanlar yediği gıdaların yanı sıra yetiştirme ve üretme biçimini önemli ölçüde değiştirerek, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini durdurmaya yardımcı olabilir. İnsanların sadece et üretmek için kullanılan arazi miktarını azaltması değil, aynı zamanda bu araziyi daha verimli kullanmaları da gerekir. Gezegen ısınırken arazinin kullanılabilir kalmasını sağlamak için sürdürülebilir tarım uygulamaları gereklidir. Bu özellikle önemlidir çünkü rapor, iklim değişikliğinin gıda güvenliğine nasıl zarar vereceği konusunda ciddi endişeler doğurmaktadır. Rapora göre, Afrika’nın bazı bölgeleri, Asya ve Güney Amerika’nın yüksek dağ bölgeleri zaten bu sorunları yaşamaktadır. Araştırmacılar, iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi muhtemel ülkelerin genellikle küresel ısınmaya katkıda bulunan düşük gelirli yerler olduğunu belirtmektedir. Bu yerlerdeki çiftçiler daha yoğun hava koşullarına, kuraklıklara, sellere ve toprak veriminin azalmasına uyum sağlamak zorunda kalacaklardır. Et tüketimi düşürülürse kıtlıkla da mücadele başarılı olacaktır. FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) verileri dünya genelinde tarım arazilerinin % 83’ünün hayvancılık için kullanıldığını göstermektedir. Oysaki insanlarda et tüketimiyle, ihtiyaç duyulanın enerjinin ancak % 18’i karşılanmaktadır. Üretilen mısırın ve yulafın % 80’den fazlası ile hayvan yemi elde edilmektedir. Çiftlik hayvanları tüm dünyada neredeyse 8,7 milyar kişi için gereken kaloriye eşdeğer yem tüketmektedir.

Vejetaryen Olmak İşe Yarayabilir

Ne yediğimiz önemlidir. Bu sadece kendimiz ve gezegen için değil, gençlerin gelecekleri ve bu gezegende yaşama hakları için gereklidir. Birçok kişi ihtiyaç duyduklarından daha fazla kırmızı ve işlenmiş et yemektedir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi 2015 yılında yayınlamış olduğu bir raporda işlenmiş et ve kırmızı eti olası kanserojenler olarak sınıflandırmıştır. Yine o yıl ABD’de yapılmış olan bir başka araştırmada böbrek kanseri ile pişmiş et arasında bir bağlantı olduğu ortaya çıkarılmıştır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) et tüketimini haftada sadece 500 gram ile sınırlandırmak gerektiğini belirtmektedir. Bazı araştırma raporları, yüksek miktarda et tüketenlerin daha esnek bir diyet düşünmelerini önermektedir. Bu diyet büyük ölçüde sebze ve meyveler, kepekli tahıllar, baklagiller, fındık ve doymamış yağlardan oluşur. Bilimsel bulgulara göre, eti beslenmeden çıkarmak dünya çapında yeme alışkanlıklarıyla ilgili kişi başına düşen sera gazı emisyonlarının yarıya düşürebilir ve ayrıca ormanların tahrip olmasını önleyebilir.
Vejetaryen olmak kişi başına düşen emisyonları yarı yarıya azaltabilir. Araştırmaların bazılarına göre gelişmiş, et tüketimi fazla olan ülkelerde yaşayan bir tek kişinin vejetaryenliğe geçmesi, kişi başına salınan sera gazını % 10 düşürmektedir. Cambridge Üniversitesi uzmanlarına göre % 10’luk azalma İngiltere’deki 8 milyon kadar aracın trafikten çekilmesi demektir. Ancak vejetaryenlik tek bir günle sınırlı kalmamalıdır. Aşırı kırmızı et tüketiminin (özellikle sığır ve kuzu eti) azaltılmasının, kişi başına düşen gıda ve arazi kullanımıyla ilişkili sera gazı emisyonlarının 2050 yılına kadar yüzde 15 ila 35 arasında azalmasına yol açacağı tahminler arasındadır.

Tek Suçlu Et Değildir

Japon ve Avrupalı araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, daha yüksek karbon ayak izinlerine sahip ailelerin daha fazla şekerleme, alkol ve restoran yiyecekleri tüketmeleri muhtemeldir. Çalışma, et tüketiminin Japon aileleri arasındaki karbon ayak izlerinde görülen farkın yüzde 10’undan daha azını açıklayabildiğini göstermiştir. Araştırmacılar, tatlılar, alkol ve restoran yiyecek tüketiminin ailelerin ayak izlerine diğer gıdalardan daha büyük bir kapasitede katkıda bulunduğunu tespit etmiştir. Dışarıda yemek yemenin daha yüksek olduğu hane halkları sera gazına yılda ortalama 770 kg katkıda bulunurken, et sadece 280 kg katkıda bulunmaktadır. Karbon ayak izlerinin azaltılması konusunda ciddi düşünülüyorsa, beslenme tarzlarının değişmesi gerekmektedir. Yüksek karbon ayak izleri sadece et sever için bir sorun olmasa da daha az et yemek iyi bir seçim olabilir çünkü et, karbon ayak izi yüksek bir besindir. Kırmızı et tüketimini beyaz et ve sebzelerle değiştirmek bir ailenin karbon ayak izini düşürecektir.

Kaynakça:

http://www.abccevre.com
https://www.technologynetworks.com
https://www.semtrio.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :