Geçmeyen Halsizlik ve Yorgunluğun Nedenleri Nelerdir?

Sanayileşmenin bir sonucu olarak kentlerdeki nüfus yoğunluğu, birlikte ve toplu yaşamayı zorunlu kılmıştır. Bu nedenle şehir hayatı, insana yalnızca kalabalık bir yaşam alanını dayatmamış, sanayileşme ve kalabalığın getirdiği çevre kirliliği ve stres gibi birçok olumsuz faktörü de beraberinde getirmiştir. Kırsal yaşamın insan doğasına en uygun yaşam biçimi olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Çünkü kırsal yaşam, insanın ihtiyaç duyduğu birçok gereksinimi bugün ‘organik’ sözcüğü ile ifade edilen doğal kaynaklardan karşılamaktadır. Dolayısıyla gerek gıdalar, gerekse çevre koşulları ne kadar yapaylıktan uzak, doğal ve doğala yakın olursa insan için o kadar faydalı olur ve insanı o kadar çeşitli zararlardan ve hastalıklardan korur.

İnsanın doğadan uzaklaşmasına neden olan şehir yaşamı özellikle çalışan kesim için hızlı ve oldukça yoğun bir tempoda akmaktadır. Bu yoğunluğun bir sonucu olarak da birçok sağlık sorunu yaşanmaktadır. Yaşanılan bu sağlık sorunlarının birçoğu yaşam biçimine bağlı olarak kronikleşmiş ve zaten zor ve oldukça stresli olan hayatı daha da zorlaştırmaktadır. Kentleşme ile birlikte modern yaşamın getirdiği sağlık sorunlarından biri, geçmeyen halsizlik ve yorgunluk halidir. İçinde bulunduğumuz çağda birçok insanın ortak sorunu haline gelen yorgunluk ve halsizlik genellikle istirahat ile geçmeyen kronik bir hal almıştır. Yaşam koşulları bu denli yoğunken bu yoğun tempoya ayak uydurmaya çalışan ve yüksek enerjiye ihtiyacı olan insan için kronik yorgunluk, daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Peki halsizlik ve yorgunluğun giderilememesinin altında yatan nedenler nelerdir?

Geçmeyen Yorgunluk Başarıyı Olumsuz Etkiliyor

Günümüzde bir çok insan halsizlik ve yorgunluğunun geçmediğinden şikayetçidir. Ne kadar dinlenirse dinlensin yorgunluğu geçmiyor ya da ne kadar uyusa da sabahları hep yorgun uyanıyor ve enerjik hissedemiyor. Dolayısıyla bu yorgunluk hali bireyi yaşama karşı soyutluyor. Öğrenciler ve çalışan bireylerin ise okul ve iş hayatlarındaki başarılarını doğrudan olumsuz etkiliyor. Geçmeyen yorgunluğu olan birey, gece saatlerce uyusa da dinlenemiyor, sabah güne yorgun başlıyor ve bu durum gün içindeki tüm aktivitelerini doğrudan etkiliyor, dolayısıyla tüm yaşamı için de olumsuz bir gidişata neden oluyor. Geçmeyen yorgunluk ve halsizliğin altında yatan yalnızca tek neden yok. Bunun birçok nedeni olabilir. Bu nedenle bu durum dikkate alınmalı ve altında yatan ciddi bir hastalık olabileceği ihtimali de göz ardı edilmemeli.

Geçmeyen Yorgunluk Bir Hastalık Belirtisi Olabilir

Değişen yaşam koşullarıyla birlikte bu değişime uyum sağlamakta zorlanan insan, birçok sağlık problemiyle de karşı karşıya kalmıştır. Kalp hastalıları, kanserler ya da ruhsal birtakım hastalıklar gibi çoğu hastalıkla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle sağlık sorunlarının birhayli arttığı çağımızda, hastalıkları tedavi etmek için çözümler aramak ve ilaçlara sarılmak yerine hasta olmamak için çaba sarf etmeliyiz. Bu nedenle durumu bir paranoyaya dönüştürmeden, sağlığımıza dikkat etmeli ve göz ardı etmeden sağlık sorunlarının nedeni araştırılmalı ve tedavi edilmelidir. İhmal edilen küçük bir rahatsızlık, ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabilir. İstirahat ile dahi geçmeyen ve devamlı nitelikte halsizlik ve yorgunluk hali bulunan bireyler için de durum aynıdır. Uzmanlar, geçmeyen halsizlik ve yorgunluğun altında ciddi bir hastalık olabileceğini belirtiyor. Kalp yetmezliği, karaciğer iltihapları, endokardit adı verilen kalbin iç yüzeyinin iltihaplanması, perikardit adı verilen kalp zar iltihapları, verem, aids, enfeksiyon hastalıkları, tümörler, akciğer hastalıkları, reflü, alerjik rinit gibi birçok hastalığın belirtilerinden biri olan yorgunluk dikkate alınmalı ve ihmal edilmemelidir. Uzun süren ve geçmeyen halsizlik ve yorgunluk durumlarında bir doktora başvurulmalı ve sorunun kaynağı araştırılmalıdır. Geçmeyen yorgunluğun ciddi bir hastalığın bulguları olabileceği ihtimali göz ardı edilmemeli, bu sayede olası bir hastalık durumunda erken teşhis sağlanmış olacak ve tedavi için zaman kaybının da önüne geçilmiş olacaktır.

Depresyon Belirtisi Olabilir

Geçmeyen halsizlik ve yorgunluk, altında başka bir neden yatmıyorsa depresyon belirtisi olabilir. Depresyonda da belirgin olarak isteksizlik ve yorgunluk hali görüldüğünü belirten uzmanlar; geçmeyen yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik ve isteksizlik gibi belirtiler görülmesinin depresyonla ilintili olabileceğini ifade ediyor. Geçmeyen yorgunluk ve halsizliğin bir sonucu olarak planlama, organizasyon ve problem çözmede yavaşlama, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık gibi iş, okul ve sosyal hayatı etkileyen birçok rahatsızlık görülür. Depresyonda da aynı bulguların görüldüğünü belirten uzmanlar yaşanılan rahatsızlığın kronik yorgunluktan mı yoksa depresyondan mı kaynaklandığının iyi bilinmesi gerektiğini ifade ediyor. Rahatsızlığın nedeninin iyi öğrenilmesi, altta yatan farklı bir hastalıktan ötürü olup olmadığının bilinmesi ve tedavinin buna uygun olarak uygulanması bakımından oldukça büyük önem taşıyor. Bu nedenle kişinin, bireysel kanılarla kendi kendine teşhis koymadan önce mutlaka bir uzman desteğine başvurması şart.

Yanlış ve Sağlıksız Beslenme Yorgun Hissettiriyor

Beslenmenin beden ve ruh sağlığı üzerindeki doğrudan etkisi artık herkesin malumu. Gerek televizyon programları; gerek gazete, dergi ve internet gibi mecralarda yayımlanan makale ve yazılar ile birçok uzman beslenme üzerine görüş bildirmekte ve halkı aydınlatmaktadır. Dolayısıyla beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini artık bilmeyen yok. Yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenmenin birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığı konusunda uzmanlar uyarıyor. Son yıllarda özellikle işlenmiş gıdaların tüketiminin artması ve doğal olandan uzaklaşılmasıyla doğru orantılı olarak sağlık sorunlarında da büyük bir artış gözlemlenmiştir. Bu nedenle hastalıkların altında yatan en temel neden, genellikle beslenmede yapılan yanlışlar olarak vurgulanmaktadır. Günümüzde pek çok insanın yaşadığı ve tüm hayatını oldukça olumsuz etkileyen yorgunluk ve halsizlik; bir iş yükünden kaynaklanmıyor, sürekli bir hal almış ve geçmiyorsa kronik bir hal almış ya da altında yatan ciddi hastalıkların bir belirtisi olarak ortaya çıkmış olabilir. Bununla birlikte vücudun verdiği bir uyarı sinyali de olabilir. Yani yanlış, sağlıksız ve dengesiz beslenmenin bir sonucu olarak da yorgunluk ve halsizlikler yaşanabilir. Bunda özellikle şeker ve karbonhidrat tüketiminin yoğun olması etkili olabilir. Şeker ve karbonhidrat tüketimi halsizlik, yorgunluk ve uyku haline neden olabiliyor. Bu nedenle tüm besin gruplarından yeterli düzeylerde alınması sağlık için büyük önem taşıyor. Özellikle işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal gıdalar tüketilmesi gerekiyor. Halsizlik, yorgunluk ve uyku haline neden olan şeker, karbonhidrat ve çok yağlı gıdalardan kaçınılması daha enerjik bir beden için şart. Bunun yerine sık sık sebze ve meyve tüketilmesi öneriliyor.

Halsiz ve Yorgun Hissediyorsanız Su İçin

Uzmanlar aşırı kafein tüketiminin yorgunluk ve halsizliğe neden olabileceğini ve bol su içmek gerektiğinin altını çiziyor; çünkü yeterli miktarda sıvı alınmaması yorgunluk ve halsizliğe neden oluyor. Gün içinde içilmesi gereken su miktarının kişinin yaşına, kilosuna ve birtakım fiziksel özelliklerine bağlı olarak değiştiği belirtiliyor. Yetişkin bir bireyin günde ortalama 2- 2-5 litre su içmesi gerekiyor; ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta, gün içinde içilen çay, kahve gibi sıvıların suyun yerini tutmuyor olmasıdır. Uzmanlar su dışındaki içeceklerin günlük alınması gereken su miktarının yerini tutmayacağını bu nedenle su tüketimine önemle dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Suyun içinde bulunan mineraller diğer sıvılarda yeterli miktarda bulunmadığı için su içilmesi önemlidir. Gün içinde yeterli miktarda su içilmesi, insan bedeninin yapıtaşı olan ve yapısının yarısından çoğu su olan hücrelerin yenilenmesine olanak sağlar, organları çalıştırır ve metabolizmayı hızlandırarak vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Yeterli su içilmezse hücreler içindeki su kendini yenileyemez ve sağlık sorunları ortaya çıkar. Dolayısıyla yaşanılan yorgunluğun belki de tek nedeni vücudun susuz kalmış olmasıdır. Bu nedenle gün içinde yeterli su tüketilerek bile daha dinç ve daha enerjik olunabilir, halsizlikler sona erdirilebilir. Uzmanlar kalp hastalarının su içerken suyun ısısına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor. Kalp hastalarının soğuk su içmesinin sakıncalı olduğu, bunun nedeninin ise soğuk suyun damarlarda büzüşmeye neden olması olarak ifade ediliyor.

Eğer su içmede zorlanılıyorsa bunu kolaylaştırmanın ve daha keyifli hale getirmenin birçok yolu var. Örneğin gün içinde ortalama 2 veya 2,5 litrelik bir suyun içine tercihe göre limon dilimleri, taze nane, kabuk tarçın, karanfil veya bunlara benzer ne arzu ediliyorsa konulabilir. Bunun yapılmasındaki amaç suya bir aroma katmak ve suyun içimini kolaylaştırmaktır. Sağlık için oldukça faydalı olan su, gün içinde aşırıya kaçmadan yeterli miktarda içilmeli ve ihmal edilmemelidir. Bir insanın sağlıklı, zinde ve dinç kalabilmesi, yorgun ve halsiz hissetmemesi için yeterli miktarda su içmesi önemlidir. Yeterli miktarlarda su tüketilmediği zaman unutkanlık, konsantrasyon bozuklukları, dikkat dağınıklığı, kramplar gibi birçok sağlık sorunu da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sağlık sorunlarının önüne geçebilmek, hasta olmadan önlem almak, daha sağlıklı ve zinde kalabilmek için kişinin ihtiyacına göre, gün içinde doğru zamanlarda ve yeterli miktarlarda su içilmesi ihmal edilmemelidir.

Kaliteli Bir Uyku İle Daha Zinde Olunabilir

Geçmeyen yorgunluk ve halsizliğin nedenlerinden biri de uykusuzluk olabilir. Az uyumanın dışında kişi ne kadar çok uyusa da kendini çok halsiz ve yorgun hissedebilir ve çok uyumasına rağmen sabahları yorgun ve uykusuz uyanabilir. Çok uyumak ile kaliteli uyku arasında büyük bir fark vardır. Çok uzun saatler uyumak kişinin zinde ve dinç hissetmesi için her zaman yeterli değildir. Bu nedenle çok uyumak yerine, iyi bir uyku almanın çareleri aranmalıdır. İyi bir uyku için ideal saatler belirlenmeli, her gün aynı saat aralıklarında uyumaya özen gösterilmelidir. Uykudan önce yatak odası havalandırılarak, ortamın oksijen miktarı artırılmalı, bununla birlikte ortamın ısısı da uyku için uygun olmalıdır. Bu ısı ortalama 19-20 derece olarak belirtiliyor. Ayrıca uyku için ideal ortam, sessizliğin ve tam karanlığın sağlandığı bir odadır.

Uyku ile ilgili birçok kişinin yaşadığı sorunlardan biri de ne kadar yorgun olsa da yatar yatmaz uykuya dalamıyor olmasıdır. Uykuya geçiş aşamasının zor olduğu durumlar için birtakım nefes egzersizleri vardır. Bu nefes teknikleri ile bir dakika kadar kısa bir zaman içinde bile uykuya dalmak mümkün olabiliyor.

Uyku kalitesini etkileyen unsurlardan biri de gece boyunca sık sık uyanmamak. Deliksiz bir gece uykusu, çoğu zaman sabahları dinç ve zinde uyanmanın tek anahtarıdır. Hiç uyanmadan ya da mümkün olduğunca az sıklıkta uyanmak için uykudan birkaç saat önce enerji veren gıdalar, çay, kahve ya da su gibi içeceklerin tüketilmesi bırakılmalıdır. Bunun yerine melisa çayı gibi rahatlatan ve uykuyu destekleyen bitki çaylarından destek alınabilir ve kaliteli bir uyku sağlanabilir. Böylece iyi bir uyku ile gün içinde bitkin, halsiz ve yorgun hissetmeden dinç ve zinde olabilmek mümkündür.

Yazar: Mehtap Özdemir

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :