Bitkilerin aksine, hayvanlar genellikle aktif harekete uyum sağlamışlardır. Aktif yaşamın gerektirdiği daha hızlı metabolizma, bunları, hücre içi işlemler desteklense dahi, difüzyon gibi yavaş bir olaya daha az bağımlı kılmıştır. Bunun da ötesinde, yaşama biçimleri nedeniyle hayvanların gövdesi bitkilerde olduğu gibi, bir ya da iki boyutta geniş, üçüncüsünde düz ve ince değildir. Yine de bu kuralın istisnaları vardır. Nisbeten büyük ve hareketsiz bazı hayvanlarda, bazı büyük su bitkilerinde olduğu gibi, bir taraf ince kalabilir.
Deniz pervaneleri, ince; ancak geniş olan bir sölenter grubu, böyle bitki benzeri hayvanlara bir örnektir. Bir başka örnek de bağırsak solucanlarıdır. Bunların uzunluğu 20 m ya da daha fazla olabilir; fakat her zaman düz ve incedirler ve hiçbir hücreleri, konakçının sindirim kanalında kendilerini çevreleyen besin kaynaklarından uzak değildir.
Yine de genelde, sadece çok küçük hayvanlarda dolaşım sistemi bulunmaz. Hatta difüzyonun en önemli rolü oynadığı küçük hayvanlarda da vücut planı bazı taşıma uyumları gösterir. Hidranın vücut duvarı, temelde sadece iki hücre kalınlığındadır; fakat iç tabakanın hücreleri dahi, çözünmüş oksijen içeren suyla doğrudan temastadır. Çünkü bu su, gastrovasküler boşluk içine çekilir. İlk bakışta dokunaçlardaki hücreler besin kaynağından uzak gibi görünebilirler; fakat daha yakından incelenince görülür ki gastrovasküler boşluğun kolları her dokunacın içine uzanır ve besin parçacıkları, dokunaç hücreleri tarafından doğrudan bu boşluk içinden absorbe edilebilirler. Planaryalar bir başka örneği oluştururlar. Bunların gastrovasküler boşluklarının vücudun tüm kısımlarına kollar verdiğini ve ilkel bir taşıma sistemi gibi işlev gördüğünü görmüştük. Demek ki hidralar ve planaryalar gibi küçük hayvanlar, normalde difüzyon ve hücre içi taşımaya ek olarak uyumlara sahiptirler. Fakat bu hayvanlar, tıpkı daha büyük deniz pervaneleri ve bağırsak solucanları gibi, hayvanlar arasında bir kuraldan çok istisnaları oluştururlar. Vücut büyüklüğü, vücut şekli ve aktivite, hayvanların çoğunluğunun, tıpkı damarlı bitkilerde olduğu gibi, besinlerin ve atıkların vücut içinde verimli olarak taşınmaları için gerçek dolaşım sistemlerine sahip olmaları gerektiğine işaret eder.
Hayvanların dolaşım sistemi normalde bir çeşit pompa içerir ve buna kalp adı verilir. Kalp sayısı, bizde olduğu gibi sadece bir tane olabileceği gibi çeşitli sayılarda ayrı kalpler halinde de olabilir. Örneğin topraksolucanlarında, hayvanın her iki yanındaki beş kan damarı, atarak, kanı ana dorsal damardan ana ventral damar içine pompalarlar. Birçok böcekte hem büyük bir genel kalp hem de bacaklarının ve kanatlarının tabanında bir dizi küçük yardımcı kalp bulunur.
Kalbin bir yönde pompalama hareketi, bir yönlü kapakçıklar sistemiyle birlikte, kanı devre içinde düzenli bir biçimde hareket ettirir. Bu devre, birtakım kanallar ya da damarlarla sıkıca çevrelenmiş olabilir ki bu durumda buna kapalı dolaşım sistemi adı verilir ya da devre içinde, damarların bulunmadığı ve kanın sinüsler olarak bilinen geniş açık boşluklarda aktığı bazı bölgeler bulunabilir ki böyle bir sisteme de açık dolaşım sistemi denir. Kapalı dolaşım sistemleri, toprak solucanları ve tüm omurgalıları da içeren çok sayıda hayvanın özelliğidir. Açık dolaşım sistemleri de yumuşakçaların çoğunun (salyangozlar, istridyeler, deniz tarakları, vb) ve tüm eklembacaklıların (böcekler, örümcekler, yengeçler, istakozlar, vb.) özelliğidir.

Kaynakça:
Khan Academy

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here