Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Öğrenme ve Öğrenmenin Psikoterapide Kullanılması

0 53

Öğrenme ve Öğrenmenin Psikoterapide KullanılmasıBütün canlılar yaşamak için bulundukları ortama uyum sağlamak zorundadır ve karşılaştıkları her yeni durum yeni bir davranış biçimini öğrenmeyi gerektirir. Canlıların yaşamları boyunca öğrenme hayati bir rol oynamaktadır.

Bireyin kişilik gelişimi, yaşadığı çevreye ve topluma uyum sağlayabilmesi öğrenme yoluyla olmaktadır. Doğduktan sonra, koşullanmayla başlayan öğrenme, giderek daha karmaşık yollarla, kortikal bağlantıların daha yoğun kullanılmasıyla gelişen bir yapıya kavuşur. Her birey, doğduğu günden başlayarak, içgüdüsel dürtülerini kontrol etmeyi öğrenerek, istemediği ya da hoşuna gitmeyen şeyleri de öğrenip yapmak zorundadır. Öğrendiği şeylerin niteliği ve niceliği içinde yaşadığı kültür ortamına bağlı olarak değişse de, insanı haz ilkesinden gerçek ilkesine doğru yönlendiren bir öğrenmedir bu.

Öğrenme, kişiliğin gelişiminde, farkedilmeden oluşan benüstünün (süperego) olmazsa olmazıdır. Kişilik gelişimini tamamlamış erişkinlerde de, örneğin başka bir kente ya da ülkeye taşınmak, eşlerden birinin ölümü, yeni bir işe başlamak gibi sayılamayacak türde ortam değişikliklerine uyum sağlamada, hep yeniden öğrenme zorunluluğu, öğrenmenin yaşam boyunca önemini nasıl sürdürdüğünü gösterir. Bireyin, haz ilkesine bağlı içgüdü ve dürtüsel isteklerini, gerçek ilkesinin koşullarına uygun olarak doyurması ya da doyuramamasının derecelerine göre de normal ya da normaldışı davranışlar, kısacası sağlıklı ya da hasta kişilikler ortaya çıkar.

Çeşitli hastalıklarda öğrenme ile sağaltım yöntemleri kullanılmaktadır. Vakanın nörolojik nedenlerle ya da kaza sonucu kullanamadığı elinin yerine diğer elini kullanmayı öğrenmesini örnek gösterebiliriz. Psikoterapide, bozuk bir davranışa sahip kişinin o davranıştan kurtarılması için, kaynağındaki koşullanmanın silinmesi, yerine sağlıklı bir davranışı oluşturacak yeni bir koşullanmanın yerleştirilmesi “davranışçı terapide” kullanılan bir tedavi yöntemidir. Örneğin, iyileştiği halde ilaçsız yapamayacağını düşünen ve ilaca bağımlılık gösteren vakanın aldığı ilaç koşulsuz uyaran, ilacın verilmesi ise koşullu uyarandır. Hastanın asıl sorunlarını bulup çözümlemesine yardımcı olan psikoterapi sürecinde bir süre hastaya verilen plasebo ilaç sonrasında, durum hastaya açıklanır. Böylece, iyileştiği kanıtlanmış hastaya ilaçsız yaşayabileceği düşüncesi kazandırılmış olmaktadır.

 

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku