Sarı Kantaron ya da Binbirdelik Otunun Özellikleri ve Kullanım Alanları

Sarı kantaron, bilimsel adı (latince adı) Hypericum perforatum olan, halk tarafından binbirdelik otu, mayasıl otu, kanotu, kılıç otu, kuzukıran ya da koyunkıran, yara otu, mayasıl otu gibi isimlerle bilinen sarı çiçekli bir bitkidir.
H. perforatum, tipik olarak yüksekliği 40 ila 80 cm arasında değişen, serbest bir şekilde dallanan çalı bitkilerinden oluşur. Olgun bitkilerin üst kısımları, tipik olarak 1,0–2,0 cm genişliğinde birkaç düzine beş yapraklı sarı çiçekler üretebilir. Ezilmiş çiçekler kan kırmızısı bir pigment üretir. Yaz sonunda, çiçekler düzinelerce minik, koyu kahverengi tohum içeren kapsüller oluşur. Fakir topraklarda büyür ve genellikle çayırlarda, tarlalarda, atık alanlarında, yol kenarlarında ve terk edilmiş madenlerde ve taş ocaklarında bulunur. Çiftlik hayvanlarına fototoksisite ile ilgili endişeler nedeniyle, H. perforatum, Amerika Birleşik Devletlerindeki yedi batı eyalette zararlı bir ot olarak listelenmiştir. Ortadan kaldırılmasını teşvik eden programlar Kanada, Kaliforniya ve Avustralya’da devam etmektedir.

Sarı Kantaron Otunun Kökeni

Sarı kantaron otu 2000 yılı aşkın bir süredir tıbbi açıdan değerli bir bitki olarak kabul edilmektedir. Birinci yüzyılın Yunan hekimleri Galen, Dioscorides, Pliny ve Hipokrat, sarı kantaronu diüretik (idrar söktürücü), yara iyileştirici, menstrüel bozuklukları, bağırsak solucanlarını ve yılan ısırıklarını tedavi edici olarak önermiştir. Bitki Ortaçağda bitkisel ilaç olarak kullanılmaya devam etmiştir. Paracelsus, Gerard ve Culpeper gibi on altıncı yüzyıldaki herbalistler (bitki uzmanları) yaraları tedavi etmek ve ağrıyı hafifletmek için sarı kantaron preparatlarını önermişlerdir. 1525’te Paracelsus, bu otu depresyon, melankoli ve aşırı uyarılma tedavisi için önermiştir. Şifalı bir bitki olarak kullanımı, Avrupa’da on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllar arasında diğer kıtalara yayılarak devam etmiştir. Genel olarak anksiyete, depresyon, uykusuzluk, su tutma (ödem) ve gastrit tedavisi için çay ve tentürler haline getirilmiştir. Yıllar boyunca, hemoroit ve iltihap tedavisi için bitkisel yağ preparatları kullanılmıştır. Zeytinyağı içine bırakılan kurutulmuş sarı kantaron çiçekleri yağın 3 hafta sonra kırmızıya dönmesine neden olur. Eskiler ve ilk Hristiyanlar bitkinin mistik niteliklere sahip olduğuna inanmışlar ve şeytandan korunmak, kötü ruhları uzaklaştırmak için toplamışlardır. Bir efsaneye göre en büyük etki, bitkinin sık çiçeklenme zamanı olan Saint John Günü’nde (24 Haziran) toplandığı zaman elde edilmektedir.

Kullanım Alanları

Dünyanın çoğu ülkesinde ılıman bölgelerde kendi kendine yetişen bu çalı tipi çok yıllık bitki ortaçağdan bu yana sağlık alanında kullanılmaktadır. Ülkemizde Kaz dağlarında ve Ege bölgesindeki tarlalarda, yol kenarlarında, ormanlarda da rastlanan, kolayca yetişen sarı kantaron otu kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılmaktadır. Altın rengi çiçeklere sahip olan sarı kantaronun daha çok çayından ve yağından faydalanılır. Sarı kantaron otunun çeşitli iç ve dış rahatsızlıkları tedavi etmek için bitkisel bir ilaç olarak kullanılması, eski Yunanlıların zamanına dayanmaktadır. O zamandan beri endişe, depresyon, kesikler ve yanıklar için popüler bir tedavi edici olarak kalmıştır.

Son araştırmalar, bu bitkinin kanser, iltihaplanma ile ilgili hastalıklar, bakteriyel ve viral hastalıklar dâhil olmak üzere diğer hastalıkların tedavisi üzerinde bir antioksidan ve nöroprotektif madde olarak etkin olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle Avrupa’daki ilaç şirketleri, bu bitkinin milyonlarca insan tarafından satın alınıp kullanılan standart formülasyonlarını hazırlamıştır. Sarı kantaron düzinelerce biyolojik olarak aktif madde üretir. Flavonoidler (rutin, kuersetin, kuersitrin ve kemferol dahil olmak üzere), tanenler, pinen, kariofilen, mirsen, limonen gibi uçucu yağlar ve diğer bileşikler de tıbbi yararlarına katkıda bulunur. H. Perforatum’un etkileri hayvan modelleri kullanılarak ve insan klinik denemeleriyle izole doku örnekleri üzerinde yoğun bir şekilde çalışılmıştır. Bitkinin bir antidepresan ajan olarak etkinliği özellikle iyi çalışılmıştır ve altta yatan mekanizmalar iyi anlaşılmıştır. Hazırlanan preparatları, önerilen dozlarda tek başına alındığında nispeten az yan etkiye sahiptir. Bununla birlikte, diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığında çok sayıda etkileşimin ortaya çıktığı bildirilmiştir.

Güncel Kullanımı

Bitki şu anda depresyon ve diğer duygudurum bozukluklarının tedavisi için değerlidir. Tabletler, kapsüller, çaylar ve tentürler halinde sarı kantaron içeren ürünlerin satışından elde edilen kazanç, 1990’ların sonunda Avrupa’da tahmini olarak 6 milyar ABD doları bulmuştur. Çeşitli ilaç firmaları tarafından üretilen preparatlarda hiperforin ve hiperisin oranları farklılık göstermektedir. Çeşitli H. perforatum preparatlarının kullanıldığı klinik çalışmalar, 300–900 mg / gün aralığında tipik dozajlara izin vermektedir. Sarı kantaronun günde 900 mg’dan daha fazlasının alınması ciddi olabilecek sağlık sorunları yaratabileceği için doktorlar tarafından önerilmemektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, sarı kantaron tüm bitkisel ilaçlar gibi, Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından bir diyet takviyesi olarak listelenmiştir. Bu nedenle, standart farmasötik ilaçların geçmesi gereken güvenlik ve etkinlik açısından kesin bir incelemeye tabi değildir. FDA, tüm bitkisel ilaçların, tüketiciye ilacın terapötik değeri ile ilgili iddiaların o kurum tarafından değerlendirilmediğini bildiren bir feragatname içermesini zorunlu kılar.

Sarı Kantaronun Aktif Bileşikleri

H. perforatum ile yapılan kimyasal araştırmalar, yedi grup tıbbi olarak aktif bileşik taşıdığını tespit etmiştir. En yaygın olan bileşikler arasında naftodianthrones, phloroglucinols ve flavonoidler (fenilpropanes, flavonol glikozitler ve biflavonlar gibi) ve ayrıca uçucu yağlar bulunur. Sarı kantaronda iki ana aktif bileşen tanımlanmıştır. Bunlar hiperisin ve hiperforin’dir. Bununla birlikte, ekstrakte edilebilir bileşiklerin kabaca %20’si biyolojik olarak aktif olarak kabul edilir. İlk araştırmalar, hiperisin’in antidepresan olduğunu ve kapiller(kılcal damar) kan akışını uyardığını göstermiştir. Son araştırmalar ise antidepresyon ajanı olarak hiperforin’e odaklanmaktadır. Klinik çalışmalarla Hypericum (sarı kantaron) özlerinin hafif ila orta derecede şiddetli depresif bozuklukların kısa süreli tedavisi için plasebodan daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Sarı Kantaronun Sağlık Üzerindeki Etkileri

Sarı kantaron otunun çeşitli hastalıklarda bitkisel bir tedavi edici olarak uzun bir kullanım tarihi vardır. Son 20 yılda, kanser, iltihaplanma, bakteriyel ve viral enfeksiyonlar ve diğer rahatsızlıkları tedavi ettiğinin vaat edilmesinin yanı sıra, depresyon için temel bir alternatif tedavi haline gelmiştir. 1990’larda Almanya’da yapılan çok sayıda araştırma, sarı kantaron alan hafif ila orta şiddette depresyon gösteren bireylerin ruh hallerinde, plasebo alanlara göre daha yüksek oranlarda iyileşme gösterdiğini göstermiştir. Ayrıca, iyileşme oranlarının, sentetik antidepresanlar alan kişilerin yaşadıklarına benzer olduğu görülmüştür. Sarı kantaron diğer rahatsızlıklar, özellikle bazı cilt hastalıkları, iltihaplanma ve belirli kanser biçimleri için etkili bir tedavi edici gibi görünmektedir.

Anti-İnflamatuar, Antibakteriyel, Antiviral Özellikleri

H. perforatum, bir anti-enflamatuar madde olarak da kullanılabilmekte, iltihaplanmanın iyileştirilmesini desteklemektedir. H. perforatum özleri, binlerce yıl boyunca yıl boyunca yara iyileştirici bir madde olarak kullanılmıştır ancak günümüzde bu iddiaları araştıran kontrollü çalışmalar şaşırtıcı derecede seyrektir. Enflamasyonu azaltmada yararı iyi bilinmektedir ve en azından kısmen bir antibakteriyel madde olarak hizmet etme kabiliyeti ile ilişkili görünmektedir. H. perforatum özütlerinin antibakteriyel özellikleri 1959’da Rus bilim adamları tarafından bildirilmiş, ana antibakteriyel bileşenin hiperforin olduğu belirlenmiştir. Çalışmalar, hiperforinin bazı mikroorganizma türlerinin büyümesini inhibe ettiğini göstermektedir. Sarı kantaron özlerinin uzun zamandır çeşitli virüs sınıflarına karşı da etkili olduğu kabul edilmiş, favonoid ve kateşin içeren preparatların influenza virüsüne karşı aktif olduğunu belirlenmiştir. Hiperisin, insan kanında bulunan birçok zarflı virüsü etkisiz hale getirmek ve edinilmiş immün yetmezlik sendromu (AIDS) hastalarını tedavi etmek için kullanılmaktadır. Sarı kantaron çiçeklerinin, yaprak ve saplarının zeytinyağında bekletilmesiyle elde edilen koyu kırmızı renkli sarı kantaron yağı çizik, kesik, yanık akne gibi deriyi ilgilendiren bozulmaların onarımına hücre yenileyici özelliği ile katkı sağlar. Kantaron yağı haricen kullanıldığı gibi dâhilen de kullanılabilir ancak 1 çay kaşığından fazla olmamalıdır. Ayrıca sıcak su içine 1–2 damla kantaron yağı ilave edilerek çay da hazırlanabilmektedir. Çay için kantaron çiçekleri kullanılacaksa birkaç çiçek kaynamış suya atılmalı ve 10 dakika kadar demlendirilmeli ve süzülerek tüketilmelidir.

Depresyon Üzerindeki Etkileri

Sarı kantaronun bir bitkisel ilaç olarak kullanılması ve popüler olması çeşitli hastalıkların, özellikle depresyonun tedavisinde etkinliğini doğrulayan çalışmalardan kaynaklanmaktadır
Duygudurum bozuklukları bireyleri hekimler ve diğer sağlık sağlayıcıları tarafından sunulan yardımları aramaya zorlayan yaygın hastalıklardır. Tüm dünyada, nüfusun %3-5’i depresyon tedavisine gerek duymaktadır. Hastalık, güçlü hüzün ve suçluluk duygusu, ilgi veya zevk kaybı, düzensiz uyku, enerji kaybı, konsantre olma yeteneğinin azalması ve iştahın artması veya azalması gibi bir dizi belirtiyi beraberinde getirir. Daha da ciddi semptomlar tekrarlanan intihar ve ölüm düşünceleridir. Depresyonun normal beyin nörokimyasının bozulmasından, özellikle asetilkolin, norepinefrin, dopamin ve serotonin gibi bir amin nörotransmitterinin eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Antidepresyon ilaçları tipik olarak, özellikle sinir-sinir sinapslarında, bu nörotransmiterlerin seviyelerini yükseltir.

Afyon Bağımlılığını Azaltma Üzerindeki Etkileri

H. perforatumun, opioid reseptörlerini yoksunluk semptomlarına neden olmadan aktive ederek etki edebileceği, insanlarda afyon bırakma semptomlarını etkili bir şekilde tedavi edebileceği gösterilmiştir.

Antikanser Özellikleri

Hiperforin ve hiperisin antikanser özellikleri açısından da incelenmiş, hiperforin’in önemli antitümör aktiviteye sahip olduğu anlaşılmıştır. Hiperisin, glioma, nöroblastom, adenom, mezotelyoma, melanom, karsinom, sarkom ve lösemi dahil olmak üzere çeşitli neoplastik dokulardan türetilen hücrelerin büyümesini inhibe ettiği bildirilmiş bir antikanser madde olarak da araştırılmıştır. Hiperisin aktivitesi fotodinamik özelliklerine bağlanır. Işık ve oksijenin varlığında, hiperisin, peroksit veya hidroksil radikalleri oluşturan süperoksit radikalleri veya tümör hücrelerini öldüren tekli oksijen molekülleri üreten güçlü bir doğal fotosensitizer görevi görür. İlk zamanlarda fotodinamik terapi sadece cilt lezyonları için kullanılmıştır, ancak birçok tümör türü için giderek daha fazla tedavi edici olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar hiperforin ve hiperisin, antikanser ajanlar olarak ümit vaat ediyor olsa da, etkinliklerini, etki tarzlarını ve ters etkileşimlerini değerlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Antioksidan ve Nöroprotektif Özellikler

Son araştırmalar, H. perforatum ekstrelerinin oksidatif stresi azalttığını ve dolayısıyla nörotoksisite, iltihaplanma ve gastrointestinal sorunları önlediğini göstermektedir. H. perforatumun standart ekstreleri, hidrojen peroksit aktivitesinin bir sonucu olarak DNA fragmantasyonunu ve hücrelerin büzülmesini önleyebilir. Bu nedenle Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi oksidatif strese bağlı nörodejeneratif hastalıkları etkili bir şekilde tedavi edebilir. Çeşitli araştırma sonuçları sarı kantaronun Huntington ve diğer psikotik hastalıklar gibi bilişsel rahatsızlık bozukluklarının tedavisinde sınırlı bir fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Ayrıca H. perforatumun standartlaştırılmış özütlerinin, yüksek oksidatif stres ile ilişkili dejeneratif rahatsızlıklar gösteren depresif yaşlı hastalar için tercih edilen bir tedavi edici olabileceği sonucuna varılmıştır.

Sarı Kantaronun Yan Etkileri

Farmakolojik olarak aktif olan herhangi bir maddede olduğu gibi, sarı kantaron özütü içeren tedaviler genel olarak güvenli olmakla birlikte, tek başına kullanıldığında veya özellikle diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığında yan etkiler ortaya çıkabilir. Suda kaynatılarak yüksek dozlarda içilmesi hayati risk oluşturur, günde 1–2 fincandan fazla içilmemelidir. Antiseptik ve anti-inflamatuar etki yaratan sarı kantaron yağının lokal olarak kullanımı yaygındır. Sarı kantaronun çayları da sık kullanılmaktadır ancak Sağlık Bakanlığından onaylı değildir. Yan etkiler yapabileceği için bir hekime danışılmadan tüketilmemelidir. Sarı kantaronun serotonin artırma özelliği nedeniyle tansiyon hastaları tarafından kullanılması önerilmez.
Eczanelerde satılan sarı kantaron özütlü haplar da doktor önerisi olmadan alınmamalıdır. Genel olarak, en yaygın yan etkiler gastrointestinal semptomlar, alerjik reaksiyonlar, baş dönmesi, konfüzyon, huzursuzluk, uyuşukluk ve ağız kuruluğudur. Bu etkiler genellikle hafif, orta veya geçicidir. Sarı kantaronun özellikle yağı kullanılırken uzun zaman güneş altında kalınırsa hiperisin adlı kimyasalın etkisiyle deride kahverengi, koyu lekeler oluşabilir. Uzmanlar tarafından katarakt oluşum sürecini hızlandırdığı da belirtilmektedir. Sarı kantaron alan kişiler gözlerini güneş ışığına aşırı maruz kalmaya karşı korumak için normal önlemler almalıdır.

Sarı Kantaronun İlaçlarla Etkileşimi

Olumsuz ilaç reaksiyonları, tek başına bir takviye olarak sarı kantaron alan kişiler için nispeten nadir olmasına rağmen, kullanıcı aynı zamanda sarı kantaron bileşenleri ile potansiyel olarak etkileşime giren başka ilaçlar da alırken günlük doz endişe verici hale gelir. Bazı durumlarda, otun birlikte alındığında diğer bileşiklerin etkinliğini arttırdığı gösterilmiştir. Bu artış bireye yardımcı olabilir veya bileşiğin toksik seviyelere etkilerini artırabilir. Buna karşılık, bitki diğer ilaç bileşenlerinin etkilerini azaltabilir hatta iptal edebilir. Etkileşimden sorumlu mekanizmalar son 15 yılda netleşmiştir. Tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, kanser, astım, antidepresan ilaçlarından herhangi birini kullanılırken sarı kantaronun herhangi bir formu alınmamalıdır. Sarı kantaron özlerinin özellikle karaciğer ve bağırsak enzimi işlevini etkileyen ilaçlar ile etkileşime girdiği görülmektedir. Bu nedenle, diğer ilaçlarla birlikte sarı kantaron alan kişiler, bu tür potansiyel ilaç etkileşimlerinin farkında olmalı ve kullanımlarını doktorlarına bildirmelidir. Sarı kantaron otunun diyet takviyesi olarak alınan diğer şifalı bitkilerle birlikte kullanılması da bazı etkileşimlere neden olabilmektedir. Gebelerin sarı kantaron kullanımı sakıncalıdır.

Gelecek İçin Araştırma İhtiyacı

Sarı kantaronun tıbbi özellikleri üzerinde yapılan birçok klinik çalışmaya rağmen terapötik değeri, etki mekanizmaları ve olumsuz etkileşimleriyle ilgili cevapsız sorular kalmaya devam etmektedir. Sarı kantaronun kanserler, cilt yaraları ve afyon bağımlılığı gibi diğer hastalıkların tedavisi üzerindeki terapötik değerlerini, farklı sarı kantaron formülasyonlarının (örneğin, düşük – yüksek hiperforin içeriği) farklı ters etkileşimlere yol açıp açmadığını araştırmak için ek araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Kaynakça:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov
https://www.bitkicenter.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :