Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Sera Gazları ve Küresel Isınma Üzerindeki Etkileri

0 48

Doğal sera etkisini sağlayan sera gazları, Dünya tarafından yayılan kızılötesi radyasyonu emen ve yayan gazlardır. Atmosferin %1’ini oluşturan sera gazları güneş ışınlarının uzaya geri yansımasını engeller, sıcaklığın yeryüzüne dağılımına yardımcı olur. Sanayi Devrimi öncesi sera gazları miktarındaki doğal denge sayesinde yeryüzünün önemli bir bölümü aşırı soğuklardan korunmuştur. Öyle ki, mevcut 15°C olan yerküre ortalama sıcaklığı, sera gazlarının yokluğunda -18°C’larda seyredecekti.

Sera Gazları ve Küresel Isınma Üzerindeki Etkileriİklim değişikliği açısından sorun, sera gazlarının atmosferde bulunması değil, daha çok fabrika tarzı üretim biçiminin gelişmesi, endüstrileşme, fosil yakıtların tüketiminin artması gibi, insan kaynaklı atmosfere salınan sera gazı miktarının artmasıdır.

Dünya atmosferinde en çok bulunan sera gazları şunlardır:
• Su buharı
• Karbondioksit
• Metan
• Azot oksit
• Ozon
• Klorofloro karbonlar
• Hidroflorür karbonlar

1997 yılında küresel ısınma ve iklim değişikliği hakkında mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası en önemli çerçeve olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sonrası yapılan müzakerelerle imzaya açılan ve karbondioksit ve sera etkisine yol açan diğer gazların salımını azaltmayı hedefleyen Kyoto Protokolü Ek-A bölümünde altı sera gazı ve salım kaynakları listelenmiştir. Bu sera gazları şunlardır:
• Karbondioksit
• Metan
• Nitröz Oksit
• Hidroflorür karbonlar
• Perfloro karbonlar
• Sülfürhekza florid

Sera gazlarının atmosferdeki oranları yıldan yıla olumsuz yönde artmakta ve küresel ısınmanın yaşanmasına neden olmaktadır. Karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gazlarının atmosfer birikimleri, son 800.000 yıllık dönemde rekor düzeylere ulaşmıştır (IPCC 5. Değerlendirme Raporu, 2014). Bu raporda “Sistemi ısınmaya zorlayan en önemli faktör atmosferdeki karbondioksit gazının artışıdır… Bu artış insan kaynaklıdır,” tespiti yapılmıştır. Karbondioksitin atmosferdeki birikimi sanayi öncesi dönemde 280 ppm’den 2019 yılında 412,43 ppm’e yükselmiştir (NASA,2020).

Karbondioksit

Fosil yakıtların (petrol, kömür, doğal gaz) sanayide kullanılmasıyla karbondioksit atmosfere karışır. Bu oran toplam karbondioksit salınımının %80-85’ini oluşturur. Fosil yakıtların kullanımının artması, ormanların tahrip edilmesiyle atmosferdeki karbondioksit miktarı hızla çoğalmıştır. Sera gazları arasında karbondioksitin küresel ısınmaya etkisi %50 civarındadır. Bu hem salınım miktarına hem de moleküllerinin uzun ömürlü olmasına (50-100 yıl) bağlıdır. Küresel ısınmaya karşı alınan önlemlerin başında karbondioksit salınımının azaltılması bulunur.

Metan

Metan gazı organik artıkların oksijensiz ortamda ayrışmasıyla oluşur. Oluşumunda pirinç tarlaları, çiftlik gübreleri, çöpler ve bataklıklar kaynaklık eder. Molekül ömrü kısa olan Metan gazının küresel ısınmada etki payı % 13 civarındadır. İnsan kaynaklı metan gazı oluşumunda pirinç hasadı, depolama sahaları, fosil yakıt entraksiyonu ve çiftlik hayvancılığı faaliyetleri yer alır. Bu doğal metan gazı oluşumundan oldukça fazladır.

Azot Oksitleri

Azot Oksitleri topraktan kaynaklanan emisyonlardır. Dünya yüzeyinde doğal olarak veya insan faaliyetleri sonucu oluşan (gübre) azotun her tonu için 10-15 kg Azot Oksit salınır. Azot oksitlerinin kaynakları fosil yakıtlar, egzoz gazları, organik maddelerdir. Küresel ısınma payı %5’tir.

Su BuharıSera Gazları ve Küresel Isınma Üzerindeki Etkileri

Su buharının sera etkisi yoğundur, fakat yeryüzüne yakın atmosferde nadir bulunur. Genelde bulutların oluştuğu yüksek atmosfer tabakalarındadır. Daha çok güneş ışınlarını tutmada ve yansıtmada etkilidir. Su buharının küresel ısınmaya katkısı %50’lere ulaşır. Miktarı ve atmosferde bulunma süresi çok fazladır.

Kloroflorokarbonlar

Kloroflorokarbonlar doğal kaynaklardan üretilmez. Soğutucu aletlerde (buzdolabı, klima, yangın söndürücü) bulunan gazlar, sprey püskürtücüleri, bilgisayar temizleyicileri ve plastik üretiminde kullanılan gazlar başlıca yapay kaynaklarıdır. Küresel ısınmaya %22 oranında katkıda bulunurlar. Bu gazlar; DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Viniklorid, PCB’ler, Kükürtdioksit, Sodyumnitrat ve Polimer’dir.

Ozon

Ozonun başlıca kaynağı azot oksitlerin ultraviyole ışınları ile reaksiyonudur. Bu gazın oluşumu egzoz gazlarına ve güneş ışınlarına bağlıdır. Sera etkisi %7 oranındadır (TUBİTAK,2008). Yeryüzü yakınlarında zehirli kirletici olan ozon, daha yüksek tabakalarda yaşamsal öneme sahiptir. Güneşten gelen ultraviyole ışınlarını emer ve yakıcı etkilerini yok eder.

Diazotoksit Gazı

Diazotoksit salımının çoğu tarım topraklarının kullanımı, kimya sektörü yanı sıra büyükbaş hayvan yemleri üretimi sırasında gerçekleşmektedir. Sanayileşmeden bu yana % 17 oranında artış göstermiştir ve bu artış devam etmektedir.

Halokarbon Gazları

Parfüm üretimindeki spreylerde ve genel soğutucularda kullanılırlar. Bu gazlar ozon tabakasındaki ozonu oksijen ve türevlerine dönüştürür, ozon tabakasını inceltir. Ozon tabakası inceldiğinde ultraviyole ışınlar dünyaya daha fazla ulaşır ve olumsuz bir etki oluşur. Halokarbonlar atmosfere yansıyan güneş ışınlarını tutarak da küresel ısınmaya neden olur.

İnsan kaynaklı sera gazlarının kaynakları ve emisyon hacimleri

İnsan kaynaklı sera gazlarının temel kaynakları şunlardır:
• Fosil yakıtlarla elektrik enerjisi üretimi, ulaşım, sanayi ve evlerde kullanılmak üzere bu yakıtların yakılması
• Tarımla ve ormansızlaşma ile arazi kullanımı değişiklikleri
• Atıkların araziye doldurulması
• Sanayi sektöründe florlu gazların kullanımı (Avrupa Çevre Ajansı-2017)

Sera gazı azaltım (mitigasyon) çalışmaları sera gazına neden olan tüm sektörlerde yapılmaktadır. Bu sektörler ve küresel sera gazı emisyonları:
• Elektrik ve Isı Üretimi % 0.25
• Tarım, Ormancılık ve Arazi Kullanımı % 0.24
• Sanayi % 0.21
• Ulaşım % 0.14
• Diğer Enerji % 0.10
• Binalar % 0.06 (IPCC,2014)

Küresel ısınmada önemli etkisi olan sera gazlarının salınımının azaltılması küresel ısınma ile mücadelede en önemli tedbirler arasındadır. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) liderliğinde iklim değişikliği toplantıları düzenlenmiştir.

1992 yılında Brezilya, Rio’da Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı en önemli toplantılardan bir tanesidir. Bu konferansta Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) imzaya açılmıştır. BMİDÇS’nin ana amacı sera gazlarının salınımının azaltılması, araştırma ve teknolojik işbirliği ve sera yutaklarının korunmasıdır.

Kyoto Protokolü (imzaya açılma 1997, yürürlük 2005), BMİDÇS çerçevesinde sera gazlarının belirlenen hedefler altına düşürülmesini amaçlar. Ek-B Listesinde yer alan ülkeler, 1. Taahhüt döneminde (2008-2012), sera gazları salınımının 1990 seviyesinin %5 altına düşürülmesini hedeflemiştir.

Kaynakça:
GÜÇLÜ, S. Berrin (2006), “Kyoto Protokolü ve Türkiye’nin Protokol Karşısındaki Durumu”, Metalurji Dergisi, s. 142.
iklim.ormansu.gov.tr/ckfinder/userfiles/files/iklimkitap2020.pdf Eri17.08.2020

Yazar: Bülent Efe

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku