Tanzimat kuşağının eserlerindeki en önemli özellikler “akıl”, “demokrasi”, “medeniyet”, “vatan” ve “hürriyet” gibi politik kavramların kullanılmasıdır. Aynı zamanda politik bir mücadelenin içerisinde olan bu kuşak yazarlarından Ziya Paşa ve Namık Kemal, bir anayasanın yapılması ve parlamentonun açılması için Yeni Osmanlılar adıyla kurulan örgütün üyesiydiler. Şinasi, Paris’te tanıdığı Ernest Renan’ın etkisiyle pozitivizm üzerinde düşünmeye başlamış, aklı şiirinin ana konusu yapmıştır. Türkiye’de pozitivist düşüncenin başlangıcını Auguste Comte’un Mustafa Reşit Paşa’ya gönderdiği (1853) bilinen mektubuna bağlamak mümkünse de bu mektubun ve yazılıp yazılmadığı belli olmayan cevabının etkisi incelenmiş değildir. Materyalizm konusundaki ilk fikirlere ise Ahmet Mithat Efendi’nin Dağarcık (1872) dergisinde yazdığı yazılarda rastlanır. Sistematik olmaktan uzak, hatta rastlantısal olduğu izlenimi veren bu yazılar ve kendisine yöneltilen eleştiriler karşısında materyalizm, Darvinizm gibi düşüncelerin İslâmiyete aykırı olmadığını iddia etmesi, daha sonra maddeciliği eleştiren yazılar kaleme alması onun bu düşüncelerinde ne kadar bilinçli olduğu konusunda şüphe uyandırmaktadır. Bilinçli, bilgili ve kuşkuya yer bırakmayacak biçimde materyalizmi ve pozitivizmi gündeme getiren isim ise Beşir Fuat olmuştur. Şinasi, ilerleyen süreçte Beşir Fuat, Tevfik Fikret, Ahmet Nebil, Baha Tevfik, Celâl Nuri ve Abdullah Cevdet gibi aydınları da etkilemiştir. Onun görüşleri tabiat dini veya deizm adıyla da adlandırılır. Akif Paşa ise Adem Kasidesi ile “yokluk/nihilizm” kavramı üzerine etütler yapmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan, özellikle Makber adlı şiiriyle panteizmin sınırlarına varmıştır. Onun tabiat üzerine romantik düşüncelerinin kaynağında Jan Jack Rousseau vardır.

Kaynakça:
Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılap Kitabevi

Yazar: Korhan Altunyay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here