Öğretmenler, öğrencilerinin akademik olarak hangi düzeyde oldukları ile nerede olmaları gerektiği arasındaki farkı ölçmekle ve onların özel ihtiyaçlarıyla gelişmeleri hakkında bilgi sahibi olmakla yükümlüdürler. Öğretmenler aynı zamanda müfredattaki programın etkinliklerinin seçimini ve öğrencilerinin katılımını düzenleyen yasa kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anne babaların, toplumun beklentileri de eklendiğinde, öğretmenlik mesleği zorlu bir çabaya dönüşmektedir. Eğitime teknolojinin de eklenmesi, denklemi daha da karmaşık hale getirmekte ve birçok yeni soruyu da gündeme getirmektedir.

Eğitim, teknolojiyi bilginin yaygınlaştırılmasında aşamalı olarak kullanmaya başladı. Bu adımlar, sınıf ortamında, derslerin ve öğrenme deneyimlerinin geliştirilmesi açısından adeta bir devrim yarattı. Muhafazakar yaklaşımlı bazı küçük gruplar, sınıflarda teknolojinin kullanımı konusunda kuşkucu olmaya devam ederken, teknolojinin yararlı etkileri açıkça görülmeye başladı bile. Şimdi sorulan sorular, teknolojinin okullarda en doğru ve etkin biçimde nasıl kullanılabileceği ve potansiyel avantajlarının neler olduğu üzerinde yoğunlaşmakta.

Günümüzde, teknoloji, çocukların ve gençlerin hayatlarında önemli bir yer tutuyor. Okul dışında, yaptıkları her şey, akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, televizyonlar, çeşitli ev ve el aletleriyle ve oynadıkları oyunlarla bir şekilde teknolojiye bağlı. Bu nedenle, teknolojinin müfredata entegre edildiği okullarda, öğretmenler, öğrencilerinin sınıf dışı yaşamlarından sınıfa sorunsuz bir geçiş yapmalarını daha kolay sağlayabiliyor.

Öğrenciler teknolojiyi bir öğrenme aracı ya da başkalarıyla iletişim kurma aracı olarak kullandıklarında, bir öğretmen, ders kitabı ya da yayın tarafından iletilen bilgileri alan pasif rolü bırakıp aktif duruma geçmektedirler. Dolayısıyla öğrenciler, verilerin nasıl elde edileceğini, üretileceğini, manipüle edileceğini veya görüntüleneceğini de öğrenmektedir. Teknolojinin kullanımı, daha fazla öğrencinin atipik seçimler yapabilmelerine ve araştırmalara aktif olarak katılmalarına fırsat oluşturmaktadır. Eğitimde teknolojinin etkilerini dört başlık altında toplayabiliriz:

Teknoloji, Öğrencileri Geleceğe Hazırlıyor

Araştırmalar, her 10 öğrenciden 9’unun, teknolojiyle sınıfta tanışmalarının kendilerini dijital geleceğe hazırladığını, 21. yüzyılda başarılı olmak için teknoloji becerilerini kazanmanın önemli olduğunu düşünüyor. Gerçek şu ki, eğitim sadece konuları ezberlemek ve sınavları geçmek değil. Asıl, belirli bir durumla ilgili karmaşık problemleri çözmeyi ve başkalarıyla birlikte çalışmayı öğrenmektir. Sınıftaki eğitim teknolojisi, öğrencileri geleceğe hazırlamakta ve onları hızla yaygınlaşan bir dijital ekonomide yaşayabilmek için gerekli olan araçlarla donatmaktadır.

Teknoloji, Daha İyi Öğrenme Sağlıyor

Eğitimde teknolojinin kullanılmasının, öğrencilerin dersleri daha iyi anlamasına yardımcı olduğu görüldü. Örneğin, geleneksel ders kitaplarının yerine PowerPoint formunda materyallerin sunulmasının, öğrencilerin bilgileri hafızalarında tutma yüzdesine olumlu bir etkisi olmakta. Oranları iyileştirmede teknolojinin etkilerini test etmek için yapılan araştırmalarda son derecede başarılı sonuçlar alındı.

Teknoloji, Öğrencilerin Kendi Özelliklerine Göre Çalışmalarını Sağlıyor

Teknoloji öğrencilerin istedikleri hızda ve kendi özelliklerine göre çalışmalarına olanak tanımaktadır. Örneğin, kullanılan uygulamaların büyük bir kısmı özel talimatlara izin vermektedir. Böylece, öğrenciler, kişisel ihtiyaç ve kabiliyetlerine göre çalışabilme şansına sahip olmaktadır. Teknoloji ile birleştirilmiş öğretim yöntemleri, öğretmenler için de, öğrencilerle bireysel olarak çalışabilmeleri için daha çok zaman tanımaktadır.

Teknoloji, Öğrenme Deneyimini Modernize Ediyor

Teknoloji, çok önemli zengin bilgi kaynaklarını öğrencilerin erişimine açıyor. Öğrenciler, kodlamayı öğreniyor ve akranlarıyla nasıl daha iyi nasıl işbirliği yapabileceklerini öğreniyor. Teknoloji, öğrencileri birlikteliğe ve yaratıcı olmaya yönlendiriyor. Öğrenciler kendi hedeflerini tanımlayabiliyor, tasarım kararları alıyor ve ilerlemeleri değerlendirebiliyor. Öğretmenlerin oynadıkları roller değişiyor, ilginin merkezi olmaktan çıkıyor. Geleneksel yapıda bilginin adeta postacısı olan öğretmenler, teknolojinin devreye girmesiyle, daha önemli olan deneyimli usta rolüne geçerek öğrencilerini doğru kaynaklara, yönergelere ve proje hedeflerini doğru belirlemeye yönlendirebiliyor.

Kısacası, teknoloji okullarda çok kullanışlı bir araç haline geldi. Öğretmenler, öğrenme deneyimini ve bilgiyi yaygınlaştırmak için teknolojiyi gün geçtikçe daha çok kullanmaktadır. Mevcut farklı araçların, neler yapabildiklerinin ve etkilerinin iyi bilinmesi, bunların en iyi şekilde kullanmalarını sağlamaktadır.Teknolojinin gelişimiyle birlikte, eğitim olanakları gün geçtikçe değişiyor ve büyüyor. İnternet, eğitim ortamına büyük katkıları olan, kullanışlı bir veri kütüphanesi. Ancak, teknoloji eğitimde başarıyı tek başına sağlayamaz. İyi çalışmak ve uygulayarak öğrenmek her zamanki kadar önemlidir. Eğitim teknolojileri, bir katalizör, etkinliği gözden kaçırılmaması gereken bir araçtır.

Öte yandan, altyapıyı yükseltmek hem maddi açıdan, hem de işgücü açısından yüksek maliyetli bir mesele olarak teknolojinin eğitimde kolaylıkla yaygınlaşmasını engelliyor. Okullar, yeni donanımlarla çalışmak için gerekli insan gücüne sahip olmayabiliyor. Öğrenci sayısına bağlı olarak bant genişliği kullanımı farklılık gösterebilmekte ve bu da internet kaynaklarına ek yatırımlar yapmayı gerektirmektedir. Dizüstü bilgisayarları ve tabletleri edinmek de daha fazla maliyet yükü doğurmaktadır. Teknolojinin okullarda etkin bir şekilde yer almalarını sağlamak için öğretmenlerin uygulamalar konusunda eğitilmeleri gerekmektedir. Okullar, altyapı bütçesine katkıda bulunabilecek ve herhangi bir aksaklığı giderebilecek bir teknik destek bölümüne ihtiyaç duyuyorlar. Bu faktörlerin kombinasyonu ise eğitimde kullanılan teknolojiyi oldukça pahalı hale getirmektedir.

Kaynakça:
-N. Selwyn, “Education and Technology: Key Issues and Debates”, London: Continuum International Publishing Group, (2011).
-Margaret D. Roblyer,”Integrating Educational Technology Into Teaching”, Pearson Education, (2015).
-Marc Prensky, “Teaching Digital Natives: Partnering for Real Learning”, Corwin Publishers.
-Lee Crockett, Ian Jukes, Andrew Churches, “Literacy Is Not Enough: 21st Century Fluencies for the Digital Age”, Corwin Publishers, (2011).
by Lee Crockett, Ian Jukes, Andrew Churches

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here