Kansere Yol Açan Virüsler

Virüsler çok küçük organizmalardır ve çoğu, sıradan bir mikroskop tarafından görülemez. Protein bir kılıfın çevrelediği, DNA ya da RNA’dan oluşan küçük bir genom içerirler. Bir virüs çoğalabilmek için canlı bir hücreye girmelidir ve hücredeki mekanizmaları kullanmalıdır. Bazı virüsler de bunu kendi RNA’larını ya da DNA’larını konak hücrenin genomuna yerleştirerek yaparlar. Eklenen DNA ya da RNA konak hücrenin genlerini etkilediğinde konak hücre, kanser hücresine dönüşebilir.

Genel olarak her bir virüs türü, vücutta sadece belli bir tür hücreyi enfekte etme eğilimindedir. Örneğin; soğuk algınlığına neden olan virüs türü, vücutta sadece burun içerisindeki ve boğazdaki hücreleri enfekte eder.

Birkaç virüs türü, insanlarda kanser ile ilişkilidir. Virüslerin kanserdeki rolüne ilişkin artan bilgimiz, insanlardaki bazı kanser türlerini önlemeye yönelik aşıların geliştirilmesini sağlar. Fakat bu aşılar kişiye, kişi kansere neden olan virüse maruz kalmadan önce yapılırsa, virüslerin neden olduğu kanserlere karşı koruma sağlar.

İnsan Papilloma Virüsleri (HPVs)

HPVs’ler 150’den fazla virüs tipinden oluşan bir gruptur. Bu virüsler yaygın olarak, siğil olarak bilinen papillomalara yol açtığı için papilloma virüsleri olarak bilinir. Bazı tipleri ağız, boğaz ve vajina gibi mukus içeren yüzeylerde çoğalırken, bazı tipleri de sadece cildi etkiler.

HPV’nin tüm tipleri dokunmayla bulaşır. HPV’nin 40’tan fazla tipi cinsel temasla bulaşabilir. Cinsel açıdan aktif kişilerin çoğu, hayatlarının bir döneminde bir defa ya da daha fazla enfekte olur. Bu virüs tiplerinin bir kısmının kansere yol açtığı biliniyor.

HPV enfeksiyonları çok yaygınken, HPV’nin yol açtığı kanserler yaygın değildir. Başka bir deyişle, HPV ile enfekte olmuş çoğu kişi, enfeksiyonla ilişkili bir kanser geliştirmez.

Mukus sentezleyen yüzeylerin HPV ile enfeksiyonu genital siğillere neden olur. Enfekte olduğu bilinen hücrelerin yok edilmesinin dışında, HPV için etkili bir ilaç ya da tedavi yoktur. Çoğu kişide, vücudun savunma sistemi enfeksiyonu kontrol eder ya da zamanla onu vücuttan atar.

HPV ve Serviks Kanseri

HPV’nin birkaç türü, dünyada kadınlarda görülen en yaygın ikinci kanser türü olan serviks kanserinin ana nedenidir. Birkaç yıldır Pap testinin kullanılmasıyla, serviks kanserinin yaygınlığı azalmaktadır. Bu test, serviks hücrelerinde HPV enfeksiyonunun neden olabileceği kanserleşme öncesi değişimleri gösterebilir. Gerek duyulursa, bu değişim gösteren hücreler yok edilebilir. Değişen hücrelerin yok edilmesi kanser gelişimine karşı koruma sağlar.

Serviks kanseri olan kadınların neredeyse hepsi, laboratuvar testlerinde HPV enfeksiyonu belirtisi gösterir. Fakat HPV enfeksiyonu taşıyan çoğu kadında kanser gelişmez.

HPV ve Diğer Kanser Türleri

HPV’nin; anüs, penis, vajina ve vulvada gelişen bazı kanser türleriyle ilişkisi vardır. Ayrıca ağız ve boğazdaki bazı kanser türleriyle de bağlantılıdır.

Sigara içmek, HPV enfeksiyonuyla birlikte kanser riskini arttırabilir. Diğer genital enfeksiyonlar da, HPV’nin kanseri teşvik etme riskini arttırabilir (Bu konuda daha fazla bilgi için: https://www.cancer.org/cancer/cancer-causes/infectious-agents/hpv/hpv-and-cancer-info.html).

HPV Aşıları

Kansere neden olan HPV türlerinden korunmayı sağlayan aşılar mevcuttur. Yaşı 9 ile 20’li yaşların ortaları arasında değişen erkeklerin ve kadınların kullanımı için onaylıdır. Bu aşı sadece, HIV enfeksiyonunu önlemek için kullanılır ve var olan enfeksiyonu tedavi etmez. Bu nedenle aşının etkili olabilmesi için, kişi cinsel olarak aktif olmadan önce ona aşı yapılır.

Epstein-Barr Virüsü (EBV)

EBV, bir herpes virüs türüdür. Öpüşme hastalığı olarak da bilinen mononükleoza sebep olduğu bilinir. Öpüşmeye ek olarak EBV, kişiden kişiye öksürme, hapşırma ve yiyecek, içecek paylaşımı yoluyla da geçer.

Diğer herpes virüs enfeksiyonlarında da olduğu gibi, EBV enfeksiyonu yaşam boyu vücutta kalır ve ilk birkaç haftadan sonra belirti göstermez. EBV, B lenfositler adındaki beyaz kan hücrelerini enfekte eder ve orada kalır. EBV’yi tedavi edebilecek herhangi bir ilaç ya da tedavi ve önleyebilecek herhangi bir aşı yoktur. Fakat, EBV çoğu kişide ciddi sorunlara yol açmaz.

EBV enfeksiyonu kişinin, akciğer kanserine ve hızlı gelişen bir lenfoma türü olan Burkitt lenfomaya yakalanma riskini arttırır. Hodgkin lenfoma ve mide kanseriyle de bağlantılı olabilir. Afrika’da ve güneydoğu Asya’da EBV ile ilişkili kanserler daha yaygındır. Sonuç olarak, EBV ile enfekte olan çok az kişide kanser gelişir.

Hepatit B virüsü (HBV) ve Hepatit C Virüsü (HCV)

HBV ve HCV, bir tür karaciğer enfeksiyonu olan viral hepatite neden olur. Hepatit A virüsü de hapatite yol açar ama HPV ve HCV virüsleri karaciğerde kronik bir enfeksiyona yol açtıkları için karaciğer kanseri riskini arttırırlar. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde karaciğer kanserlerinin yarısından azı HPV ve HCV enfeksiyonlarıyla ilişkilidir. Fakat bu sayı, viral hepatitin ve karaciğer kanserinin daha yaygın olduğu ülkelerde artar. Ayrıca, bazı araştırmalar uzun süreli HCV enfeksiyonunun non-Hodgkin lenfoma gibi diğer kanser türleriyle de bağlantılı olduğunu gösterdi.

HBV ve HCV virüsleri kişiden kişiye, enjektör paylaşımı, kan nakli ve korunmasız cinsel birleşme gibi HIV virüsü ile aynı yollardan bulaşır. Her iki virüs de grip benzeri belirtilere ve ciltte ve gözde sarılığa neden olur. Çoğu yetişkin HBV enfeksiyonu sonrasında birkaç ay içerisinde iyileşir. Çok az yetişkinde kronik HBV enfeksiyonu görülür ve çocuklarda bu risk daha fazladır. Kronik HBV enfeksiyonuna sahip kişilerin, karaciğer kanserine yakalanma riskleri yüksektir. Kronik HCV enfeksiyonu da karaciğer hasarına ya da kanserine neden olabilir.

Enfeksiyon meydana geldiğinde tedaviler ve önleyici yöntemler, karciğer hasarını ve kanser riskini azaltmak için kullanılabilir. Hepatit C enfeksiyonun tedavisi için birkaç ay boyunca bir ilaç kombinasyonu uygulanır. Bu durum da hastalık tamamen iyileşmezse de, karaciğer hasarı ve kanser riski azalır.

HBV enfeksiyonunu önlemek için bir aşı vardır ama HCV için yoktur. HBV aşısı hem çocuklar için hem de yetişkinler için önerilir.

HIV virüsü

AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü, doğrudan kansere yol açmaz. Fakat HIV enfeksiyonu kişinin, virüslerle ilişkili kanser türlerine yakalanma riskini arttırır.

HIV; yardımcı T-lenfositler olarak bilinen beyaz kan hücrelerini enfekte eder ve yok eder. Böylece bağışıklık sistemini zayıflatır. Bunun sonucunda; vücutta HPV gibi diğer virüsler de bulunuyorsa, bu virüslerin vücutta kanseri teşvik etme ihtimali artar.

Çoğu bilim insanı, bağışıklık sisteminin yeni oluşan kanser hücrelerini yok etmede önemli bir rolü olduğuna inanır. Zayıf bir bağışıklık sistemi, yeni oluşan kanser hücrelerinin büyüyüp tümör oluşturmasına olanak tanıyabilir.

HIV enfeksiyonu, Kaposi sarkom ve serviks kanseri geliştirme riskiyle de bağlantılıdır. Özellikle merkezi sinir sistemi lenfoması gibi non-Hodgkin lenfomanın bazı türleriyle de bağlantılıdır.

İnsan Herpes Virüsü 8 (HHV-8)

HHV-8, Kaposi sarkoma ile ilişkili herpes virüsü olarak da bilinir. Kaposi sarkoma (KS) hastalarının vücudundaki neredeyse her tümörde bulunurlar. KS; nadir, yavaş gelişen ve derinin altında kırmızı-mor ya da mavi-kahverengi renkte tümörler olarak görünür. KS’de kan damarları ve lenf damarlarındaki hücreler HHV-8 ile enfekte olur. Enfeksiyon, hücrelerin normalden fazla çoğalmalarına ve uzun yaşamalarına neden olur. Bu tür değişiklikler de, hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmesine neden olabilir.

HHV-8 virüsü; kan, salya ve cinsel ilişki yoluyla kişiden kişiye bulaşır. Vücutta yaşam boyu kalır ve çoğu sağlıklı insanda hastalığa sebep olmaz. Zayıflamış bir bağışıklık sistemine sahip olmak, HHV-8 enfeksiyonu sonucu KS’ye yakalanma riskini arttırır.

HHV-8 enfeksiyonu ayrıca, bazı nadir kan kanseri türleriyle de bağlantılıdır. HHV-8’in bu hastalıklardaki rolünü anlamak için bu konuda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır.

İnsan T-lymphotrophic Virüsü 1 (HTLV-1)

HTLV-1, insan lenfositik lösemi ve ATL isimli non-Hodgkin lenfomanın bir türü ile ilişkilidir. Bu kanser çoğunlukla; güney Japonya, karayipler, orta Afrika, Güney Amerika’nın bir kısmı ve güneydoğu Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan bazı göçmen gruplarında görülür.

HTLV-1, retrovirüs adlı bir virüs sınıfına dahildir. Bu sınıfaki virüsler, DNA yerine RNA’yı genetik materyal olarak kullanırlar. Üremeleri için, RNA’dan DNA sentezledikleri ek bir adıma ihtiyaç duyarlar. Sentezlenen yeni DNA, konak olan insan hücresinin genomuna yerleşebilir. Genomdaki bu değişiklik, hücrenin normalden fazla çoğalmasını teşvik ederek kansere yol açabilir.

HIV de HTLV-1 gibi bir retrovirüstür ama HTLV-1 AIDS’e neden olmaz. HTLV-1’de HIV ile aynı yolları kullanarak insandan insana bulaşır.

HTLV-1 enfeksiyonundan sonra uzun bir süre boyunca vücutta herhangi bir belirti görülmez ve kişide ATL gelişme olasılığı %5’tir.

Merkel Hücre Polyomavirüs (MCV)

MCV; Merkel hücre karsinoması adlı cilt kanseri türünün nadir ve agresif türünden 2008 yılında alınan örneklerde keşfedildi. Çoğu kişi hayatının bir döneminde (sıklıkla çocukluk çağında) MCV ile enfekte olur ve bu enfeksiyon genellikle belirti göstermez. Fakat bu enfeksiyona sahip az miktarda kişide, virüs hücrelerdeki DNA’yı etkiler ve Merkel hücre karsinoması ortaya çıkar.

Neredeyse tüm Merkel hücre karsinoması vakalarının bu enfeksiyonla ilişkili olduğu düşünülüyor.
İnsanların MCV virüsüyle hangi yollarla enfekte olduğu henüz bilinmiyor. Fakat vücutta, deri ve tükürük dahil birkaç yerde bulunur.

Sonuç olarak, bazı viral enfeksiyonlar olasılığı düşük olsa da bazı kanser türlerinin vücutta ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum, virüslere karşı korunmanın önemini arttırmaktadır.

Kaynakça:
https://www.cancer.org/cancer/cancer-causes/infectious-agents/infections-that-can-lead-to-cancer/viruses.html

Yazar: Ayça Olcay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :