Mizah Nedir?

Şaka ve latife, yapmak anlamına gelen mizah; gülme unsurunu ve davranışını toplumsal problemleri, fertlerin kişiliklerinden kaynaklanan eksiklikleri eleştirirken kullanan manzum ya da mensur metinlerdir. Gülmeyi ve güldürmeyi hedefleyen mizahi metni kaleme alan yazar ya da şair, küçümsemek, istiskal etmek, alay etmek gibi bir duygu ile hareket etmez. Bu manada hiciv (eleştiri) metinlerinden farklılık gösterir mizah metinleri. Mizah yapanlar, güldürmek istedikleri gibi yaptıkları eleştirilerle düşündürmek de isterler. Oysa hicivde böyle bir amaç yoktur, heccav (hiciv metnini kaleme alan kişi) tamamıyla eleştirmeyi, küçük görmeyi, zayıflıkları işaret etmeyi amaç edinir kendine. Mizahi metinler ise hem güldürür hem de düşündürürler, ancak bunları yaparken de okura mesaj vermeye çalışırlar. Mizah yazarları, amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken günlük dilden, halkın kullandığı sembolik ifadelerden, birtakım hayat tecrübelerinden yararlanırlar. Yazdıkları metnin kabul görebilmesi, okuyanlar nazarında dikkate alınması ve mesajın iletilmesi (anlaşılması) için bu gereklidir.
Mizahta zeka unsuru çok önemlidir. Bir mizahi eser yazan kişi, zekice kelime oyunları yaparak somut ve soyut, genel ve özel, şaka ile gerçek arasındaki ilişkileri ortaya koymaya çalışır. Bu ilişkiler içerisinden kendi muhayyilesini ve zihnini kullanarak birtakım sözcük ilişkileri çıkarmaya çalışır. Yazar ya da şair kelimelerle oynayarak toplumsal ya da bireysel bir probleme işaret eden bir temaya vücut vermeye çalışır.
Mizah bir başka söyleyişle espri yapmaktır. Hafif ve yumuşak bir tonda, karşısındaki kişiyi de kırmak istemeden, ama onun içinde bulunduğu olumsuz durumu ortaya koyacak şekilde söz söylemektir. Necip Fazıl, Ziya Paşa, Yahya Kemal, Süleyman Nazif gibi pek çok yazar ve şair zarif nükteler yapmış, zekice, ama muhatabını kırmadan espri yapabilmeyi başarmıştır.
Mizahın bir gerçeğe tekabül ettiğini söylemek mümkündür. Gerçeklik duygusu mizahın en önemli özelliğidir. Zira mizahla uğraşan kişi (yazar ya da şair) nüktesini gerçek bir olay ya da durumdan hareket ederek yapar. Az önce de ifade ettiğimiz gibi sözcüklerin büyülü kudretinden yararlanıp gerçek durumu, yani somut olanı soyutlaşırarak söz ve anlatımına zeka unsurunu katar. Böylece anlatmak istediklerini hem örter hem de dolaylı bir biçimde açık eder. Okurun ya da dinleyicinin ayrıntıyı yakalamasını, bu ayrıntı üzerinden mesajı fark etmesini ister. İşte tüm bunları somuttan soyuta geçerek yapar ki bu da okurun ya da dinleyicinin metne katılması ile mümkün olur.

Kaynakça:
Ali Nar, Mizah Edebiyatı, Elif Yayınları
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları

Yazar: Korhan Altunyay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :