Hiperglisemi, Sebepleri, Çeşitleri, Etkileri Ve Tedavisi

Okuma Süresi: 9 Dakika  | Yazdır

İnsan vücudundaki tüm hücrelerin enerji kaynağı şekerdir. Karbonhidrat grubu organik bileşiklerden olan şekerlerin çift ve tek şeker çeşitleri bulunmaktadır. Hücrelerin enerji elde edebilmesi için besinlerle alınan maltoz, sakkaroz ve laktoz gibi çift şekerlerin sindirilerek tek şekere dönüştürülmesi gerekir. Meyvelerden alınan früktoz, sütten alınan galaktoz, üzüm, bal ve incirden alınan glikoz ise birer tek şekerdir ve sindirilmeden kana geçebilir. İşte bunların arasından en önemlisi glikozdur.

Kanda bulunan ve diğer dokulara dolaşım sistemiyle taşınan glikoz şekerinin miktarında açlık te tokluk durumlarında farklılıklar görülür. Açken midemizin kazınması, yiyecek bir şeyler aranmamızın sebebi kan şekerinin düşmesidir. Yemeklerden sonra alınan besinlerde bulunan polisakkarit ( nişasta, glikojen) ve disakkaritler (çift şekerler) sindirilerek kana geçmekte ve kan glikoz düzeyi yükselmektedir. Kandaki şeker seviyesi normal sınırların üzerindeyse hiperglisemi ya da yüksek kan şekeri adı verilir. Sabahları açken alınan kan örneğinde sağlıklı kişilerde kan şeker seviyesi normal olarak 100 mg/dl atında olmalıdır. Bu değerin üzerine çıkmaya başladıysa hiperglisemi başlangıcı var demektir.

Kan Şekeri Nereye Gönderilir?

Sağlıklı kişilerin pankreası kan şekeri yükseldiğinde insülin salgılayarak kandaki glikoz şekerinin dokulara, karaciğere gitmesini sağlar. Bu mekanizmada bir bozukluk varsa kandaki şeker diğer dokulara gönderilemeyecek ve yüksek kalacaktır. İşte sorunlar tam da bu noktada başlar. Diyabetten şüphelenilen kişilerin öncelikle açlık kan şekeri ölçülecektir. Kan şekerinin yüksek kalması tehlikelidir ve sağlıkla ilgili sorunun habercisidir. Eğer yüksek bulunursa şeker hastalığı akla gelir ve konunun üzerine gidilir.

Şeker Yüksekliği Belirtileri Ve Sağlığa Etkileri

Kandaki şeker oranı normalin üzerinde (hiperglisemi) ise çok su içme, ağız kuruluğu, fazla idrar çıkarma, yorgunluk, iştah artışı, ani kilo kayıpları gibi belirtiler vermektedir. Bir defalığına şekerin yüksek bulunması bir sorun olduğu anlamına gelmese de çok defa böyle bir bulguya rastlanmışsa durum ciddiye alınmalıdır. Kan şekerinin çok yüksek olması durumunda baş dönmeleri, aşırı susuzluk, görmede bulanıklık, huzursuzluk hissi gibi belirtiler görülecektir. Pankreasta üretilen insülin hormonu hiç yok ya da çok az ise nabız hızlanabilmekte, nefes alış verişlerinde hızlanma şeklinde değişiklikler görülmekte, iştah kaybı ile birlikte kusma ve karın ağrıları, daha ilerlemiş vakalarda uyuşukluk, şaşkınlık hatta bilinç kayıpları yaşanabilmektedir.

Hastalık başlamışsa kısa sürede fazla bir etkisi görülmese de uzun dönemde daha ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirecektir. Vücut şekeri olması gerektiği gibi kullanamadığı için kan şekeri yüksek olan kişiler yorgun hissedecektir. Uykuya meyli artıran şeker yüksekliğinin damar, cilt, eklem, böbrek ve gözler üzerinde de olumsuz etkileri görülecek, beden hızlı yaşlanacaktır.

İdrarda Şeker Çıkar Mı?

Kan şekerinin yükselmesi durumunda sınırın üzerindeki glikoz şekeri böbreklerden süzülerek idrarla birlikte dışarı atılır. Normal şartlarda sağlıklı bir inanın idrarında şeker olmamalıdır. Yapılan idrar tahlilinde şeker tespit edilmişse bir sorun olabileceği düşünülmelidir. Kandaki şeker seviyesi ancak 180 mg/dl üzerindeyse idrarda şeker görülür. İdrarla şekerin atılabilmesi demek vücuttaki su ve tuzun da atılması demektir. Fazla su kaybı olacağından hastalar çok fazla susuzluk hissetmekte ve çok su içmektedir. Hastaların idrara sık çıkmalarının altındaki gerçek budur. Fark edilmeyen ve tedavi yoluna gidilmeyen durumlarda hastalar kilo kaybedecek, yorgunluk, halsizlik hissedecektir. Geçen yıllarla birlikte hastalık yavaş yani sinsice ilerliyorsa bu belirtiler görülmeyebilir.

Stres Kan Şekerini Yükseltir Mi?

Hayatın içinde sevinç ve mutluluk olduğu kadar hüzün ve keder de olacaktır. Duygular bazı hormonların üretimini artırabilmektedir. Bir tepkiler bütünü olan stres hem sinir sisteminde hem de hormonal sistemde değişikliklere neden olmaktadır. Stres yaşayan kişilerde özellikle adrenalin ve kortizol hormonu seviyesinde artış yaşanmaktadır. Bu iki hormon böbrek üstü bezlerinden salgılanmakta olup kalp atışlarında, solunum hızında, metabolizmada, kan basıncında ve kan şekerinde artışa sebep olmaktadır. Kan şekerinin artışı hafif olabileceği gibi ağır stres altında kalındığında daha fazla da olabilmektedir. Kullanılması gereken doğum kontrol hapları, idrar söktürücü, steroid ve adrenalin içerikli bazı ilaçlar da kan şekerini yükseltebilmektedir.

Diyabet Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabet hastalığının tanısı birkaç şekilde yapılabilir.
*Açlık kan şekeri 126 mg/dl seviyesinin üzerinde ise
*Hasta çok su içiyor ve idrara çıkıyor ise
*Gün içinde rastgele bir zamanda ölçüm yapıldığında kan şekeri 200 mg/dl üzerinde çıkıyor ise
* Şeker yüklemesi şeklinde yapılan testlerde (oral glikoz tolerans testi) 2 saat sonra kandaki şekeri 200 mg/dl seviyesinin üzerine çıkıyor ise diyabet tanısı koyulur.

Kan şeker seviyesi normalden fazla olsa da diyabet tanısı koyulacak kadar fazla olmadığından bu tür özellikteki hastalara sadece prediyabet (diyabetten önceki aşama veya gizli şeker) teşhisi koyulur. Bu hastaların Tip 2 diyabet hastalığı, felç, inme ve kalp hastalıkları bakımından risk grubunda olduğu kabul edilir.

Hiperglisemi (diyabet) Hastalığının Türleri

Hiperglisemi veya yüksek şeker hastalığı sıklıkla diyabet olarak adlandırılır. Diyabetli kişilerin hastalıkları arasında farklar bulunur. Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tip diyabet hastası vardır. Her iki hastalığın oluş sebepleri farklılık gösterir.

*Tip 1 Diyabet: Bu türde pankreas otoimmün tepkiler nedeniyle hasar gördüğü için insülin üretememektedir. Hastalık teşhis edilir edilmez insülin tedavisine başlanmalıdır. Bu diyabet türünde genetik yatkınlık daha çok etkilidir.

*Tip 2 Diyabet: Diyabetli hastaların neredeyse % 90’ı bu gruba girmektedir. Genetik sebeplerden dolayı bu hastalarda insülin direnci bulunmakta aynı zamanda insülin salgılanmasında da bozukluk görülmektedir. İnsülin direnci olduğunda karaciğer, kas ve yağ hücreleri insülini olması gerektiği şekilde kullanamamaktadır. Önce pankreas insülin direncini kırabilmek için fazla insülin salgılamakta ama daha sonra insülin üretimi azalmakta, bunun sonucunda da kan şekeri yükselmektedir. Kilo almak ve obezite Tip 2 diyabet üzerinde daha etkilidir.

Tip 1 diyabet daha ileri yaşlarda görülmektedir. Tip 2 diyabet ise daha çok yetişkinlerde görülse de yaşı çok genç olanlarda da görülebilmektedir. Bu iki diyabet türünden başka gebe kadınlarda da şeker yükselmesi yaşanabilmektedir. Buna gebelik diyabeti ya da gestasyonel diyabet denir.

Hiperglisemiye Karşı Nasıl Önlem Alınabilir?

Düzenli, sağlıklı beslenme alışkanlığı edinilmeli ve sürdürülmelidir. İnsülin direncini artıran glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine daha düşük indeksli gıdalar tüketilmelidir. Örneğin pirinç bulgura göre glisemik indeks bakımından yüksek olan bir besindir. Beslenme alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi, sakin bir hayat sürdürülmesi de tedavide başarı sağlayacaktır.

Kimler Şeker Taraması Yaptırmalıdır?

Diyabet bakımından risk altında olan kişiler şeker taramasından geçirilmelidir. Risk oluşturabilen faktörler şunlardır:
*Şişmanlık, obezite
*Prediyabet teşhisi koyulması
*Gebelik diyabeti geçirilmesi
*Durgun, hareketsiz bir yaşam sürülmesi
*Ailede diyabetli kişilerin olması
*Yüksek tansiyonlu olunması
*Kalp ve damarlarda görülen hastalıklar
*Kanda kolesterol ve trigliserit yüksekliği
-Polikistik over sendromu yaşanması

Şeker taramaları açlık kan şekerinin ölçülmesiyle ya da standart şeker yüklemesi şeklinde yapılır. Risk faktörü olmasa da 45 yaşın üzerinde olan kişilerin şeker taraması yaptırması önerilmektedir. Tarama sonuçları normal olsa bile her 3 yılda bir kez taramaların tekrarlanmasında yarar görülmektedir.

Diyabet Kalp ve Damar Hastalıklarıyla İlgili Midir?

Diyabeti olan kişilerde kalp ve damarla ilgili sorunlar artabilmektedir. Diyabet kalp krizi, bacaklarda ödem gibi sorunlara yol açabilir. Bu sorunlara yol açmaması için vücut ağırlığı, kan şekeri, kan basıncı ve kan yağları dengede tutulmalı, bu amaçla doktorun verdiği ilaçlar doğru kullanılmalı, sigara içen bireyler mutlaka bırakmalıdır. Hastalıkla ilgilenen doktorlar her gün bir adet aspirin alınmasını da önerebilmektedir.

Ketoasidoz Ne Demektir?

Genellikle Tip 1 diyabetlilerde görülen ketoasidoz kan şekerinin çok yüksek ve kontrol edilemez halde olması durumunda ortaya çıkar. Bu durumdaki hastalarda insülin olmadığından hücreler enerji kaynağı olarak şeker yerine yağları ve kasların parçalanmasıyla ortaya çıkan bileşikleri kullanır. Hücrelerde keton denilen yağ asitlerinin ortaya çıkması ve kana karışmasıyla kan asitleşmiş olur. Kandaki keton cisimleri idrara da geçerek dışarıya aseton atılmasına sebep olur. Kan ve idrarda artan keton cisimleri hastaların bilincinin bulanmasına ve tedavi gecikirse komaya girmesine yol açabilir.

Diyabetik ketoasidoz (DKA) adı verilen bu metabolik bozukluk insülinlerini doktorlarının belirttiği zaman ve miktarda kullandıkları halde bile Tip 1 diyabetlilerde ortaya çıkabilmektedir. Bu durumdaki bir hastanın daha yüksek doz insüline ihtiyacı var demektir. Ketoasidoz durumu hastalık, stres gibi dönemlerde de gelişebilmekte, Tip 2 diyabetlilerde bile görülebilmektedir.

Ketoasidoz (DKA) Belirtileri Nelerdir?

*Görüşün bulanması
*İştahın kapanması
*Mide bulantıları, kusmalar, kramplar
*Karında ağrı
*Cildin kızarması, kuru olması
*Susuzluk hissi
*Yorgun, halsiz hissedilmesi
*Baş dönmesi, uyanma zorluğu
*Kafa karışıklığı (bilinç bulanıklığı) yaşanması
*Nefes darlığı yaşanması
*Meyveye veya asetona benzer nefes kokusu
*Reflekslerin azalması
*Tansiyonun düşmesi
*Taşikardi
Ciddi bir ketoasidoz durumunda hastalar nefes alırken güçlük yaşayabilmekte, beyinleri şişmekte, komaya girip ölebilmektedir. Belirtiler fark edilir edilmez en hızlı şekilde hastane ortamında tedavisine başlanmalıdır.

Ketoasidoz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Su kaybından dolayı hastalar bol su içmeli veya sıvı almalı, kandaki keton ve şeker seviyesinin daha çok artmaması için egzersiz yapmamalıdır. Ciddi durumlarda bir hastanede, gerekliyse yoğun bakım bölümünde tedavi edilmeli, damardan insülin verilmelidir. Tedavi sırasında kanda bulunan elektrolitlerin de takibi yapılmalıdır. Özellikle kandaki potasyum miktarı çok alt seviyelere inmemelidir. Hastanın değerleri birkaç gün içinde normal düzeye geri dönecektir.

Diyabet Başka Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir?

Diyabet kalp ve damarlardan başka aşağıda belirtilen diğer organlarda da hasarlara yol açabilir.
*Gözler
*Böbrekler
*Diş ve diş etleri
*Sinirler
Hastalığın organlarda hasara yol açmaması için doğru bilgilenmeli ve doktorların tüm önerilerine uyulmalı, verilen ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.

Hiperglisemi Nasıl Tedavi Edilir?

Kanda şeker yüksekliğinin veya şeker hastalığının tedavisi hastalığın tipine göre farklılık gösterecektir. Diyabet tanısı koyulmasından itibaren başlayan tedaviye ve diyet programına uyulması, fiziksel aktivitenin artırılması olası sağlık sorunlarının önüne geçecektir. Diyabet bir süre tedavisi yapılıp sonra bırakılan bir hastalık değildir. Ömür boyu tedavi görülmesi ve takibinin yapılması gerekir. Tip 1 diyabeti olanlar kesinlikle insülin kullanmalıdır. İnsülin kalem enjektörlerle veya insülin pompalarıyla alınır. Tip 1 diyabetin pankreas adacık dokuları ya da pankreas nakliyle tedavi edilebilmesi gibi yeni geliştirilen yöntemler de bulunmaktadır.
Tip 2 diyabetliler ağızdan alınan haplarla tedavi görmeli, çok gerek duyulursa belki daha ileriki dönemlerde insüline geçilmelidir.

Tip 2 Diyabetliler Ne Zaman İnsülin Tedavisine Geçmeli?

Alınan her türlü önleme ve kullanılan ilaçlara rağmen kan şekeri yüksek kalanlarda, herhangi bir sebeple ameliyat olması gerekenlerde, gebelik diyabeti tanısı koyulmuş olan ve şeker kontrolünde sorun yaşanan gebelerde, ayağında yara oluşanlarda, ağır enfeksiyon geçirenlerde, diyabet kökenli komplikasyonlar yaşayan Tip 2 diyabetlilerde insülin tedavisi gündeme gelebilmektedir.

Kan Şekerinin Ev Ortamında Takibi

İnsülin veya diyabet hapı kullananlar her hafta belli günlerde kan şekerlerini ölçmelidir. Bu ölçüm hastalara verilen glukometre adlı bir cihaz ile yapılır. Ne sıklıkla ölçüm yapılması gerektiğine doktor veya diyetisyen karar verecektir. Kan şekerinin kontrol altında tutulabilmesi ve gerekirse doz ayarlaması için bu gereklidir.

.

Kaynakça:
https://www.saglikbilgi.net/seker-hastaligi-belirtileri-nedenleri/
http://centralhospital.com/haberler/yuksek-kan-sekeri–hiperglisemi–belirtileri-ve-kan-sekeri-kontrol-hedefleri/
http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_2638.htm
http://www.saglikbilgisi.gen.tr/diyabetik-ketoasidoz-dka-nedir/8409/
https://www.hemensaglik.com/makale/diyabetik-ketoasidoz-dka
http://www.saglikaktuel.com/saglik-ansiklopedisi-diyabet-ve-hiperglisemi-nedir–312.htm

Yazar: Müşerref Özdaş

 

Editör : Suna Korkmaz