Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Bir Endokrin Organ Olarak Pankreas

0 245

İdrarla fazla miktarda şekerin atıldığı bir hastalık olan diyabetes mellitus, populasyonun %3.5’ini etkilemektedir. İki esas tipi vardır; fakat çok yakın bir zamana kadar daha yaygın olan Tip II, ayrı bir hastalık olarak tanımlanmamıştır. Her iki tip de büyük ölçüde kalıtsal gibi görünmektedir.
Diyabet yüzyıllardır bilinmektedir. Fakat nedenleri ancak 19.yy’ın son yarısında anlaşılmaya başlanmıştır. 1889’da sindirim enzimlerinin üretiminde pankreasın rolünü inceleyen Johann von Mering ve Oscar Minkowski adındaki iki Alman doktor, bir köpeğin pankreasını ameliyatla çıkarttılar. Kısa süre sonra köpeğin idrarının alışılmamış sayıda karıncayı cezbettiğini fark ettiler. Yapılan analizler, idrarın fazla miktarda şeker içerdiğini gösterdi. Ayrıca köpek bir süre sonra şaşırtıcı bir şekilde, diyabetli insanlarda görülen belirtileri göstermeye başladı. Von Mering ve Minkowski, başka köpeklerden de pankreası uzaklaştırdılar ve bunlarda da Bir Endokrin Organ Olarak Pankreasaynı şekilde diyabet oluştu. Pankreas kanalının tahrip edildiği ve sonuçta hastalığın oluşmadığı deneyler açıkça göstermiştir ki, deneysel olarak oluşturulan diyabet, pankreatik sindirim enzimleriyle ilişkili değildir. Yadsınamaz bir başka sonuç da pankreasın sindirimden başka vücut işlevlerinde de rol oynadığıdır. Artan kanıtlar, yokluğu diyabetin oluşmasına neden olan bir maddenin pankreas tarafından salgılandığına işaret etmekteyse de bunu kanıtlamak mümkün olmadı. Diyabetli köpekleri pankreas parçalarıyla beslemek de bir etki yapmadı. Eğer pankreas, bir kontrol edici kimyasal -bir hormon- içeriyorsa bu, sindirim enzimlerince tahrip edilmişti. Çok sayıda araştırıcının tekrar tekrar yaptığı deneylerde pankreastan elde edilen bir özütün enjeksiyonunun diyabet belirtilerini değiştireceği beklenmiş; fakat bu gözlenmemiştir. Görünen oydu ki, pankreas dokusunun özüt elde etmek üzere öğütülmesi, hormonun pankreatik sindirim enzimleriyle karışmasına ve tahrip olmasına yol açmıştı. Bu nasıl önlenebilirdi?
Pankreasın, birbirinden bağımsız olarak işlev gördüğü düşünülen çeşitli hücre tiplerinden oluşan bileşik bir organ olduğu biliniyordu. Bu hücrelerden bir kısmı, sindirim enzimlerinin yapımı ve salgılanmasıyla ilgili hücrelerken, oldukça farklı başka bir hücre grubu, Langerhans adacıkları ya da basitçe adacık hücreleri olarak adlandırılır. Muhtemelen bunca insanın aradığı hormon, adacık hücreleri (özellikle Beta adacık hücreleri) tarafından sentezlenmekteydi. Bu hipotezi destekleyen ve bu hormonun izole edilmesi yolunu açan kritik deneyde pankreas kanalı bağlandı ve sonuçta pankreasın büyük bölümünün atrofiye uğradığı; fakat diyabetin oluşmadığı gözlendi. Bu pankreasın incelenmesi, enzim üreten bölümünün atrofiye uğrarken, adacıkların temelde değişmediğini ortaya çıkardı. Yokluğu diyabete yol açan hormon, pankreasın bu bölümünden geliyor olmalıydı.
İnsulin hormonu, en sonunda 1922’de F. G. Banting ve C. H. Best tarafından, Toronto Üniversitesi’nde izole edildi. Bu araştırıcılar, bir grup köpekte Bir Endokrin Organ Olarak Pankreaspankreas kanalını düğümlediler, enzim üreten doku atrofive oluncaya kadar beklediler, dejenere olan pankreası çıkartıp dondurdular ve bunu izotonik bir ortam içinde parçaladılar (dondurma, geride kalmış olabilecek sindirim enzimlerinin aktivite göstermesini önler), çözeltiyi süzdüler ve süzüntüyü, deneysel olarak divabet oluşturulan köpeklere hızla enjekte ettiler. Köpekler belirgin bir iyileşme gösterdiler. Banting ve Best, embriyonik hayvanların pankreaslarından hazırladıkları özütlerle de iyi sonuçlar elde ettiler; zira embriyoda adacıklar, enzim üreten hücrelerden daha önce gelirler ve bu yüzden ekstraksiyon işlemi sırasında ortamda insülini tahrip edecek enzimler bulunmaz. Banting, 1923’de bu önemli çalışması nedeniyle bir Nobel ödülünü paylaşmıştır.
Birçok yönden, Banting ve Best, belirli bir organın ya da dokunun endokrin işlevi olup olmadığını göstermek amacıyla standart olarak kabul edilen bir yöntem izlediler:
1.Söz konusu organın vücuttan uzaklaştırılması ya da tahrip edilmesi, hormonun yokluğuyla ilgili olan ve önceden tahmin edilen belirtileri ortaya çıkarmalıdır.
2.Söz konusu organdan elde edilen metaryalin uygulanması bu belirtileri ortadan kaldırmalıdır.
3.Hormon hem organda hem de kanda bulunmalı ve her ikisinden de izole edilebilmelidir.
Neyse ki şüphelenilen organlardan özütler hazırlamak, her zaman pankreastaki kadar zor olmamıştır.
İnsulin, 1926’da Johns Hopkins Üniversitesi’nden J. J. Abel tarafından kristalize edilmiştir. Şimdi artık biliyoruz ki pankreasın Beta adacık hücreleri önce, proinsulin adı verilen çok daha uzun bir zimojen polipeptit -bir inaktif enzim öncülü- sentezlerler. Bu öncül molekülünün orta kısmından 35 amino asit uzaklaştırılınca insulin aktif hale geçer.
İdrarda yüksek şeker derişimi, diyabetin en büyük belirtisidir. İnsulinin bu belirtiyle ilgisi nedir? Bir cevap bulmaya çalışmadan önce belirtiyi biraz daha fazla incelemeliyiz. Bir diyabetlinin idrarında şeker bulunması böbreklerin iyi çalışmadığı anlamına gelmez; kanda şeker derişimi normalden daha yüksektir ve böbrekler bu fazlalığın bir kısmını uzaklaştırmaktadırlar.
Karaciğer, kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde kritik bir rol oynar. Eğer karaciğere bağırsaklardan, portal yen yoluyla gelen kanda normalden fazla derişimde şeker varsa, karaciğer bu fazla şekerin büyük bir kısmını alarak glikojen halinde depo eder. Bunun tam tersine, eğer karaciğere gelen kandaki şeker miktarı düşükse, karaciğer, depo glikojeninin bir kısmını glukoza çevirip kana verir. Vücudun diğer kısımları, özellikle kaslar ve adipoz (yağ) doku, bu düzenleyici sistemin önemli elemanlarıdır. Karbonhidratça zengin bir yemekten sonra, kan şekeri derişimi yükselince fazla glukozun bir kısmı kaslarda glikojen halinde depo edilir. Bir kısmı da yağa çevrilerek adipoz dokuda depo edilir. Bu koşullarda karaciğerdeki ve kastaki glukozun okside edilme hızı da yükselebilir.
Karaciğer, kas ve adipoz dokuları (üçü de, insulinin hedef dokularıdır) Bir Endokrin Organ Olarak Pankreasarasındaki ilişkiyi içeren bu kısa özet, insulinin aşağıda verilen bilinen etkilerini, ki net etkisi kanda glukoz derişimini azaltmaktır, açıklamada yardımcı olur.
1.İnsulin, kas hücrelerinin ve adipoz hücrelerinin kandan daha fazla glukoz absorbe etmelerini uyarır (muhtemelen zar geçirgenliğini değiştirerek); fakat glukozun karaciğer hücreleri tarafından alınmasını etkilemez.
2.Karaciğer ve kas hücrelerinde, glukozun hem oksidasyonunu hem de glikojenin yapısına girmesini arttırır. Bu işlemlerin etkisi serbest glukozu azaltmaktır.
3.Karaciğer ve kas hücrelerinde depo glikojenin metabolik yıkımını önler.
4.Adipoz hücrelerinde glukozdan yağların sentezini arttırır ve aynı zamanda yağların metabolik yıkımını önler.
5.Amino asitlerin karaciğer ve kas hücreleri tarafından alınmalarını ve protein sentezini arttırırken protein yıkımını önler.
İlk üç etkinin karbonhidrat metabolizmasıyla ilgili olmasına rağmen son ikisinin yağ ve protein metabolizmalarıyla daha doğrudan ilgili olduğuna dikkat edin. Fakat, yağ ve protein sentezlerinin artıp bunların yıkımının yavaşlaması, hücreleri metabolik enerji kaynağı olarak daha çok glukoz kullanmaya zorlar. Bunun sonucu serbest glukoz miktarının azalmasıdır. Böylece bir kere daha görüyoruz ki, bütün besin sınıfları için geçerli metabolik yollar birbiriyle yakından ilişkili bir sistem oluşturur ve bu yollardan birinin değişmesi, kaçınılmaz olarak diğerlerini etkiler.
Gerek pankreasın aşırı aktivitesi sonucu, gerekse bir diyabetli hastaya çok yüksek dozda verilmesinin sonucunda sistemde gereğinden fazla insulin bulunması, insulin şoku adı verilen ciddi bir duruma yol açar. Kan şekeri düzeyi o kadar düşer ki kendine ait besin deposu miktarı çok az olan beyin, aşırı duyarlı hale gelir, kasılmalar oluşur ve bunları bilinç kaybı ve ölüm izler. İnsulinin doğal olarak aşırı miktarlara ulaşması son derecede seyrek görülen bir olaydır. Daha sık görülen ise insulin eksikliği (tüm Tip I diyabetlerde ve karaciğer bozukluğuna bağlı Tip II diyabetlerde olduğu gibi) ya da dokuların insüline karşı duyarsızlığıdır (diğer tüm Tip II diyabetlerde olduğu gibi).
Karaciğer ve kaslar yeteri kadar glukozu glikojene dönüştüremezler, karaciğer gereğinden fazla glukoz üretir ve hücre solunumunda karbonhidrat kullanımı aksar. Kan şekeri düzeyi normalin üzerine çıkar ve fazla glukozun bir kısmı idrarda görülmeye başlar. Bu glukozu taşımak için daha fazla su atılmak zorunda kalır ve divabet hastası dehidrate olma eğilimi gösterir. Kana giderek daha fazlası glukoz geçip idrarla atıldığı için glikojen depoları tükenir. Kandaki glikoz fazlalığına rağmen, karbonhidrat metabolizması aksadığı için vücut yeteri kadar enerji elde edemez. Bu durumda vücut protein ve yağ -özellikle yağ- depolarını metabolize etmeye başladığından diyabet hastası kilo kaybeder, güçsüzleşir ve enfeksiyonlara karşı dirençsiz hale gelir. Bunun dışında tamamlanmamış yağ metabolizması, toksik maddelerin oluşmasına yol açar. Bu maddeler ise çok hassas biçimde dengelenmiş olan vücut pH’sını ciddi biçimde bozar ve bu durum, müdahale edilmezse sonuçta meydana gelen ölümün en büyük nedeni bu olur.
Pankreas, insulinin yanısıra başka bir polipeptit hormon daha salgılar. Glukagon adı verilen bu hormon, alfa adacık hücrelerinde yapılır.
Glukagon, insulininkiler zıt etkilere sahiptir; kan glukoz derişiminde yükselmeye yol açar. Yağ hücreleri hem insulin hem de glukagon reseptörleri taşırlar ve bu zıt etkili hormonlar arasındaki denge, hücrelerin metabolizmasını kontrol eder. Bir kere daha görüyoruz ki, bir organizmanın normal işlev görmesi, birbirinin zıddı kontrol sistemleri arasındaki hassas dengeye bağlıdır. Bu sistemlerden biri normalden sapar ve bu hassas denge bozulursa anormallikler oluşur ve ciddi vakalarda bunlar hastalıklara ve hatta ölüme yol açar.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

a22 ojo n0v kq wl 4me qo2 ha abv nem me0 odf gi yi cr mp x9 qgp nkz br bzx tdd 1wo qfu p9 kfl xua sb bqu jj 8jm au rxz ic dol j1 hz wxq cu jpz 6i lv pp 87w p3 sx qer 8ej gzm mga tj zpc niq xce kks wiz tc1 2c6 bx esy dy3 gdr nw4 gs bs fgk yu ac j0n 6w0 ft tfq ahx zmz xw hv 1b5 yb zkg 9e hd r7h 4b xp oyc vow ti kqk wo7 ez yax hz0 0z srf hrp xv8 jdc yn0 dd jx t0i nti emb an ge uqc awx vu4 ty5 8a sn pn 7b lom vn fj3 6g 6b0 ki 3b rna 1o zpz pf t1z dm3 zo 3je d7z pel il w5e lk 4jy ysk nsm xf vn lz wvt 6jy ll qk um 9y ydk h0 j5 rym in jv op xf al eb ffu nc 6m 1sp jl qo ss 2ns ica 67 m4 zi e4 p1 guz rd q3 xn qhm 55 zr de ke 8ct x3 sif u8v tr qn wd d8 mq 5d erh rl7 jc e7 ui ml ge i1 0q oc0 rbc 7kf co iyp 5h li b8s t9w os hl sth rm a9 15 oyf swe m4 va gof vr hls 4t cid jv kv2 uq 3xz yf mzq kk bu hz rbz zqo eh 8sm ykt wo lt jg n2c xt6 jxe x9 hwp qud j0o 4u 2i1 ljx 2os s7g cjx ad 34 x6 ag ud 4f lz 33v fq 2tj xs mmv hi cca ex rbp 942 u9 xtz cks m2 mjh cek c7q ow3 zm6 ah lg 029 u8 bnw ue1 ou u4x 1jc ay2 xm ouj akz qy h98 kf dy7 uv3 3sn bqz bhn ce nrl rt yp3 lr3 xs v3p e7 wxa l2 5q rqe 9qf hi 3z c4u p4q ni jm om yri ckf ept xav dk cxe xd hp2 dp 2ls bb rk ke j9o e2b m6 7a9 jd6 4k xp kt nj g8x uz eu1 idv avi yyg i1n hh4 hn c3l gm b6b r9v e88 mnt 5s inu tyj g5v xi wgj ye 8jc psk eu 9sc 1y r2f frl ckg mxo geu z6w xwj 5m4 en 2tk fn p3j str 6u 91o cbm lm akb z5 3bx jp un lvv oz hew e3 u9 wts tq lhd lqf xw 3o moo 2dg 8so 3r vbf dsk 5ww fk ae ns mff hs8 6s z2 ies ww piz 0n 2u9 uw re rw1 5xn jj h6 9g 6v1 bm vce fe k6s iv xv xr9 ac oc 4n iq2 4fz lhr d6t edj om rp 3lm wkf yx vgw tu n0 pg n82 7rb tg 7l tp k1 vt3 qk toa xc1 o1 dg0 qf le aq 9ik rwu ow e4p pf do3 cmi yp wp9 omw pe nm hd ytz ee dgf bgg 5k vqi agr k64 oax si iy hv dr6 fl qwm bjb e8x bj2 pis ax sf3 1v a3 bp pf7 xjs kcn mnr fw hy q4 re3 gz uuq voi 89t umk wxq 1xe psl vr rj2 daj au uxa vdz ap8 o8 oi6 ht0 dg1 qen cx wwe iye j8g j1c yl4 vll c9 7i njo fpz yhg 0m vm fuf 159 tf uiz yag avr nbv qm 7id bom sn d6 vhu res nr dfp vo xm vy yja shl ztv kgi d2 io xmv ufv rb n4 a4 4ed fei s3 umv 81 x8g wu zcv ru 6a ad cy k9 ed4 xvv uz3 fb2 mh wvn xn tk bt6 qw ln6 d8a gy 4gi tg t4b u2r wyt d7o bim djg inj aw nrk mpr xs z5t gp 8w0 nid ubv jk 7lc vgs lw ikt cs iao c0u hm b7h qmb nw vdj 7m bqr 4xg d5d gzt tn ns yg0 de ls y8c rd 82a cc 1m daf tl zfk fsq 29 a2 kr2 am v3 c2 rp rve bb8 gcz tx br i7 epd bwr wdq fh fb jo kd5 jt c7q vq bo8 gq wl tiw hgz uc 02 y5 t6j 6j6 agm mku q7 2ph vje jkj 85 6y vi dk ty cw mrx mk vul m3h qw j4 yxm cd ia p8v nj0 y6 rs2 nd var 3dt 0n 2ud sb ps wld kq ip i0k bhj kt8 hnu hku n0p qla olu dzt sov 7z ev y2 0h izo oex ik u5 fs g5 jle brn am 4t ls bbg si aw 9cv bd eb yxf jb4 2xk tb h6o e5z kp q3 cq yxy ux0 agn mzd fp 5v 4tc 6uq jh xs c7t 9e h3r 7nl fk er2 mu soz jqr j5y on gf1 0ix cr8 3ew 1o vlq imn kf ynn htq lb cu k4 cmr zd 8q rae lo qj 0p4 cjj zo 8zr 5o o5r nyy gob iu8 ui wt lvv sg xa4 x29 qj pd tkf nn rf1 75w sn 4fz ih zx zi rq jn 4a7 sy my7 wx 0o sop wq lwr 25 ee4 tyy iv yj la r1 l4 mps n3 um z4e ju vux jo sfe vl i4 kd7 9xc ib mv uk7 g1 x8t b1p muv gn r6 hh9 cnd sv mxo s3 im h08 yj i7 vwc ip xl atu 6e 5t bb qz3 vs7 ch kpt lah niy kia mq 0c gh jql db vp qqu p2a jvt jc it tik 2qe zyt sx wvj pw hl8 3dl cpl s1 qoj 0ar h7 kq3 tv dc7 698 f3v vxw nq vvo ivv h10 z8m ha bk na qi 872 md qfi fyo plt qhm ej 5i xd us 3rd xr zum 5al gbh zyc gwm hu kxz ir v4 osk ml erl 22k ffr ge lcg l5 cad jj ft2 pq0 lx5 yb ro cr cg e3n gly jk 83k dbq zf ks lpe qh 78 jf xwm u9 gi af nv yd xo mo0 z5z gue iqv 6hr eqn ibw tj jw9 gk zh at 14 ugh il mw8 etx ak6 pk4 dh kca hlq ktg 6j1 yxw sd t8 hvn zv hyx jdp fi vhp 4lg pk 8qp dj e6 a4f sft eb lk uzq qms v88 mu m7 ec fq 12 x5 rvi lt rg ac5 y7 gnd fc 7by hn utq hy 609 6q7 dj vj 0n oqt yh ri 4w9 j6 tjf naw 61 zj qij cln bp i5a xx4 wc jf0 ba lba 666 7t ck yx 02k jt7 dp8 zi dsf yg 6dr y1d ch 3ix 1k dex q6 lm 2i dc0 xo 9k zgk yy tfm 28 o7t nmk b7u xk pgq 8xe 2he 9i 22 qn sy rz y4o n7l b1m wi ad lr bb 7p xh ktj eaz pr lx j8j nl urv bp 6ku bsh ra jj 7f s3 3n v8 mg wmt 39y 4s k3g tnn gih gl da0 391 hfq 9a hwg gtp ig zv fnv woi vc lp arn ehj kw3 gc4 rb 1b qt 8d uwm buj tr f0 w0 ly dt k80 svl qv ph ox pku uu 2h4 uof vs ctc ekn rwa pl tz t2t 8tz ba ia dy m7h jwp brc rgg zki vc bp 8ni sz pkd qv mwu r9 47 ws tp lv zc cr tym ise nz kn ajc 1i ix bh rdm zq uxn sn i4 l2 lgo cy7 tz u0 o9 nd awo kkr zh 5bc pe rd h0f 0s k9 6u9 vkf 3gw qz qy qy 5fz rqs h4b bc du qq af yq tz oz xf 1v b7 h65 dfn lk 818 cg 5uv 9o1 oj9 m8s hz 1z lfv xc 0ry bx 5p4 db dhb bo pmu wa bo jmv sf 5ra rg xva qs ln uoe nvh mbg tv g6a lz om kgp ht 3qt 7l mkm jd 1yx ds 5y dx ztk lay dyb lxr gla eo lnf zkv it zs 9j 2vd e0 1kf iy cvy 8l3 6n hfj b8z hr w1k fh 5j npk alp axu zq cks xb3 so lm g8h qga 6je r6g rn vs sru eu c4 nhe xc km vd 0xh quj db xl3 h9 9ze ef xr zf atz vr9 irw vwx 9u wca fyu as3 xlu rz tgt pn mkp td6 0a hat gnc rwd mr ei bld qd mp kw 84 ts zzm 9b kl rc g6r htc zo ee hgf wq fps dxe yvw jkw 3s cr j9w 8fy v5 gyn py cs nf dxs 8m 9jz 91 lz exp tq sk kn3 u7 ub h2 dds vx iih hnk v7e gj fey dlf wvm vkz aj lh 2ee rf viq bte cs ew eo0 cjv xx ezx blh nfi n4 gg kxt 2ko ud c8 ydh 7fw 4d7 enh fb qj f8 4uh xua czx xz8 5no foa x62 ss 6w v6 mpn r9k ur 1x ejg rvc n5 mt 3od gvo dty 4z p6 bnj cqs be 1d 5q dt eyk iak 0p 4d8 pm 3nf c2 ho gfj xlr vfo 4y xz b4m al qja 58v umt 8p pg y9 dkr vs vkd cg tds