Doğa birbirinden güzel ve faydalı bitkilerle doludur. Bazılarının yaprağı, bazılarının dalları, bazılarının da kökleri, çiçekleri, tohumları ya da meyveleri kullanılır. Bu yazımızda sizlere küçük yeşil yapraklı, bahçelerde, tarlalarda, yol kenarlarında kendi kendine yetişen, yabanisi daha yoğun, mayhoş bir lezzete sahip olan şifalı bir bitkiden bahsedeceğiz. Tanıtacağımız bitkinin adı: Semizotu. Halk arasında semizebe, semizlik, pırpar, pirpirim, sovukluk gibi farklı adlarla tanınan, sağlığa faydalı yönleri çok olan semizotu salata ve yemek olarak ya da tercihe göre yoğurtla birlikte sevilerek tüketilen bir ottur. Yemeğine bulgur ya da pirinç, salatasına da soğan, domates, sarımsak ve limon çok yakışır. Arsız, çabuk yayılma özelliğine sahip olan semizotu birçok ABD ülkesinde yemek olarak kullanılmaz ama Avrupa ve Asya’da hafif tuzlu ve ekşi tadı nedeniyle çok sevilir. Ülkemizde de sevilen ve bol tüketilen bu otun yabanisi daha makbuldür.

Semizotunun Tüketim Şekilleri

Semizotu mutfaklarda tıpkı ıspanak gibi kullanılır. Zeytinyağlı, sade veya kıymalı, tercihe göre limon suyu, biraz pirinç veya bulgur eklenerek pişirilir. Çiğ ya da haşlanmış olarak da zeytinyağı, limon ya da yoğurt eşliğinde tüketilir. Bu lezzetli ot bunlarla sınırlı kalmayıp patates ve makarna salatalarına, böreklere ya da etli yemeklere de girer. Adıyaman bölgesinde yabani semizotundan yani pırpardan bir çeşit yaz cacığı olan semizotu turşusu da yapılır. Vitamin ve minerallerden daha çok yararlanabilmesi için tavsiye edilen semizotunun çiğ tüketilmesidir. Sarımsak ve yoğurtla birlikte tüketmek de oldukça faydalıdır.

Semizotu Nasıl Seçilmeli?

Satın alınacak semizotunun tepe kısımlarında çiçek ve tohum bulunmamalı, yaprakları koyu yeşil ve diri olmalıdır. Pişirilmeden veya çiğ yenilmeden önce bol suyla çok iyi yıkanmalıdır. Semizotu bitkilerinin gövdesi toprakla temas halindedir. Satın alınan semizotlarının kökleri çamurluysa yıkama suyuna sirke ilave edilmelidir. Daha sonra mineral ve vitamin kaybı olmaması amacıyla bıçakla doğranmamalı, elle parçalanmalıdır. Pişirilerek tüketilecekse C vitamini kaybı olmaması için fazla bekletmeden hemen tencereye alınmalıdır. Bu şekilde işlem görmesi doğal renginin de korunmasını sağlayacaktır. Besin kaybı olmaması için çok uzun pişirilmemeli, pişerken çok karıştırılmamalı, fazla su ilave edilmemeli, ezilecek derecede yumuşatılmamalıdır. Haşlayarak tüketilmesi tercih ediliyorsa kaynar suya atılarak iki dakika tutulmalı daha sonra soğuk sudan geçirilerek şoklanmalıdır. Şoklanan otlar bir defada kullanılacak miktar kadar parçalara ayırılarak hava almayan buzdolabı poşetlerine düzgünce yerleştirildikten sonra derin dondurucuda saklanabilir. Ayıklanan ve yıkanan semizotlarının çok az zeytinyağında kısa bir süre sotelendikten sonra derin dondurucuda saklanması da mümkündür.

Pırpar (Yabani Semizotu) Arsız Bir Bitkidir

Tarlalardaki anız yakmaya bile dayanıklı olan, sonrasında yeniden büyüyen bu yabani ot Semizotugiller (Portulacaceae) familyasındadır ve genellikle tek yıllıktır. İlkbahar ve yaz aylarında bol bulunan, boyu 30 santimetreye kadar ulaşan semizotunun tüketilen kısmı yeşil küçük ve biraz etli, sapsız taze yaprakları ile körpe dallarıdır. Latince adı “Portulaca oleracea” olan semizotunun çoğunlukla sarı olan küçük çiçekleri bazen pembe, kırmızı ya da eflatun renkli olabilmektedir. Olgunlaşmış olan kapsül biçimli meyveleri sayısı oldukça fazla siyah ve minik tohumlar taşır. Hindistan ve Orta Doğu kökenli olan bu bitki dünyada birçok bölgede yetiştiği gibi ülkemizde de bayırlarda, dağlarda doğal bir şekilde yetişir. Yabani semizotuna Adıyaman, Gaziantep gibi bazı illerin kırsal kesimlerinde “pırpar ” adı verilir. Semizotunu doğal olmayan yollarla da her çeşit toprakta, zahmetsizce, kültür bitkisi olarak yetiştirilebilir. Kumlu – tınlı ya da organik içerikli, kumlu topraklar bu otun isteğini daha iyi karşılar. Nemli ve ılık havaları seven semizotu en çok Ege ve Akdeniz’de yetiştirilir. Bahçelerde olduğu gibi saksılarda da nemli topraklarda yetiştirilip mevsiminde bol bol tüketilebilir. Sağlıklı büyümesi için hava sıcaklığı 15 -16 dereceyi geçmemeli, yazın havalar kurak ve sıcakken düzenli sulanmalıdır. Tohumlar ekildikten sonra 60–70 gün içinde hasat edilebilir. Hasadı sırasında kökü ile birlikte sökülmemeli, sadece sap ve yaprak kısımları kesilmelidir. Bahçelerde yetişen semizotları kısa bir süre içinde oldukça geniş bir alana yayılabilir. Manavlarda ve pazarlarda satılan semizotu genellikle doğal değildir. Doğal olan semizotu daha ekşidir, yaprakları daha küçük, yaprak ve dallarının rengi daha mordur.

Semizotunun İçeriğinde Neler Var?

Semizotu bol miktarda demir, potasyum, kalsiyum mineralleri ile C,B A, E vitaminleri içerir. Ayrıca kuzukulağı asidi de bulundurur. Bitkiye mayhoş bir tat veren bu asittir. Semizotu insan vücudunda üretilemeyen Omega 3 adlı doymamış yağ asidi bakımından da zengindir ve miktarı bakımından Uskumru, Sardunya, Somon gibi balıklarla kıyaslanabilir. Bu özelliğinden dolayı semizotu kalp hastalıklarına, kansere, inflamatuar hastalıklara, depresyona karşı korur, kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürür. Düzenli alınan Omega 3 erken bunamanın ve Alzheimer hastalığının önüne geçebilir. Bütün bunlar semizotu tüketmek için iyi bir sebeptir hatta balık ya da balık yağı tüketmeyenler Omega 3 eksikliğini semizotuyla kapatabilir. Yüksek lif oranı nedeniyle kabızlık (peklik) çekenlerin ve diyet yapanların da semizotu tüketmesi tavsiye edilir. Besleyici özelliğinden başka semizotu lapasıyla apse, yanık ve basur gibi sorunlarda rahatlama sağlanır.

Semizotu Tüketiminde Aşırıya Kaçılmamalı

Yararları çok olsa da fazla semizotu tüketimi, içerdiği ” Askorbik asit oksidaz” enziminden dolayı C vitamininin kaybolmasına sebep olur. Bu sebeple aşırıya kaçırılmamalı, vitamin ve minerallerinden yararlanabilmek için nisan ayından temmuz sonuna kadar yani en bol olduğu aylarda, haftada 3 ya da 4 defa, uygun miktarda semizotu tüketilmelidir. Fazla tüketilmesi ishale ve ekşimsi tadından dolayı mide problemlerine de yol açabilir. Bazı kişilerin yeşilliklere karşı alerjisi olabilir. Semizotu tükettikten sonra cildinde kızarıklık ve kaşıntı hissedenler alerji probleminden şüphe etmeli ve bir hekime görünmelidir. İçeriğindeki Omega 3 gebeler için de çok yararlı olmasına rağmen tüketmeden önce bir diyetisyene veya doktora danışılmalıdır.

Semizotunun Faydaları Nelerdir?

Bu lezzetli ve şifalı bitkinin çok sayıda faydası bulunmaktadır. En önemli faydaları aşağıda belirtilmiştir.
* İçerdiği potasyumdan dolayı dolaşım sistemini düzenler. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar dikkatli tüketmelidir.
* Kan şekerini düzenler.
* Güçlü bir antioksidandır.
* Bol miktarda demir içerir, özellikle kırmızı kan hücrelerinin yapımına katkıda bulunur. Bu yönüyle kansızlığı önler.
* Kalsiyum içerir, kas ve kemik güçlendirir.
* İdrar söktürücüdür.
* Böbreklerde bulunan taş ve kumların dökülmesine yardımcı olur.
* Felç ya da inme riskini en aza indirir.
* İçerdiği A vitamini sayesinde gözü korur ve cildi güzelleştirir.
* Gut hastaları için yararlıdır.
* Basura iyi gelir.
* Bağırsakları çalıştırır.
* Hazmı kolaylaştırır, ülser ve diğer mide rahatsızlıklarına karşı da iyidir.
* Bol C vitamini içerir, bağışıklığı güçlendirir, soğuk algınlığından korur.
* Karaciğeri korur.
* Çocuklarda beyin gelişimi üzerinde yararlıdır.
* Antioksidan içerdiğinden dolayı bedenin ve cildin yaşlanmasını geciktirir.
* Depresyona, halsizliğe, yorgunluğa iyi gelir.
* Zihinsel yorgunluğu giderdiği için iyi uyumaya yardımcı olur.
* 100 gram semizotunda sadece 32 kalori bulunur, bu nedenle diyet yapanlar için güvenlidir.

Kaynakça:
https://www.sirperdesi.net
https://www.sifalibitkitedavisi.com
https://www.aktuelbilgiler.com

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here